Trafikte 17 Yanlış İnanış
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Prof. Dr. Ergun Gedizlioğlu
Usta sürücü düştüğü problemden kazasız sıyrılmayı bilir!
Yanlış!, Çünkü usta sürücü probleme girmeyen sürücüdür.
Karşısına çıkabilecek her türlü tehlikeyi önceden
görebilir, ona göre tedbirini önceden alır. Problemlerle
uğraşmaz.
Otobanda tamam ama, şehir içinde emniyet kemeri
takılmayabilir!
Yanlış! Emniyet kemeri hayat kurtaran en önemli güvenlik
gerecidir. 50 km/s hızda meydana gelen bir çarpışmada
otonun içindekiler emniyet kemeri talanad1klan takdirde,
4 katlı bir binadan aşağı düşmeyle eşit şok yaşar.
Arkada oturanlar için emniyet kemeri takmak gereksizdir!
Yanlış! Motorlu araçlar bir yere çarptığında hemen
durur, ancak içindeki yolcular aynı hızla bir yere
çarpana kadar ilerlemeye devam eder. Arkada oturanların
da yaşam haklarını kullanmaları ve emniyet kemerlerini
takmaları gerekir, Her ne-kadar henüz kanunen zorunlu
olmasa da, yolcuların güvenliği için geliştirilmiş olan
emniyet kemerleri hayat kurtarır.
Lastik havalarını düşük tutarsak, hem daha iyi tutunur,
hem de daha konforlu olur!
Yanlış! Lastik havalarının, aracın fabrika değerinin
altında olmaması gerekir. Hatta yüke ve yolcu sayısına
göre artırılmalıdır. Çünkü inik lastiğin tabanı yere
yayılarak daha iyi tutunma sağlamaz. Aksine tabanın
ortası yukarı kalkar ve yol ile teması kesilir. inik
lastiklerin yalnız omuz kısımları yere basar. Lastik
inikken; kayma hareketleri çok daha düşük hızlarda
başlar, fren mesafesi uzar, direksiyon hareketlerine
daha geç cevap alınır. Belki daha konforlu sürüş
yaparsınız ama, konforlu şekilde yoldan çıkar, konforlu
şekilde çarparsınız!
Sıcak havada, lastiğin ısınmasını dengelemek için lastik
havaları indirilir!
Yanlış! Lastiğin ısınmasının en büyük nedeni havanın
sıcak alınası değil, lastik havalarının düşük olması
nedeniyle lastik yanaklarının daha fazla esnemesidir.
Yağmurda inik lastik daha az kayar!
Yanlış! inik lastikte su boşaltma kanalları kapandığı
için yağmur suyunu çok daha az boşaltır hatta boşaltamaz
ve su üzerine çıkma ve su yastığı üzerinde kayma (aqua
planning) çok daha düşük hızlarda başlar.
Direksiyon saate göre 10'u 10 geçe tutulur!
Yanlış! Direksiyon saate göre 9'u çeyrek geçe tutulur.
Bu pozisyon, acil bir durumda her iki yöne eşit miktarda
direksiyonu çevirebileceğiniz tek pozisyondur;
En iyi koltuk pozisyonu, sürücünün en rahat ettiği
pozisyondur.
Yanlış! Sürücünü doğru koltuk pozisyonu öncelikle
otomobile hakim olabileceği ne çok uzak, ne de çok yakın
bir pozisyondur, Koltuk mümkün olduğunca dik olmalıdır.
Direksiyon 9.15 pozisyonundayken kollar dümdüz
olmamalıdır. İdeal dirsek açısı 120 ile 135 derece
civarındadır. Evimizde TV seyrettiğimiz koltuk pozisyonu
çok rahat olabilir, ama bu pozisyonda otomobile ve
trafiğe hakim olabilmek çok zordur.
Motorlu araçlar lastiğin üzerinde gider!
Yanlış! Motorlu araçlar lastiğin içindeki havanın
üzerinde gider. Eğer lastiğin içinde hava yoksa, hiçbir
yere gidemezsiniz, Doğru lastik havası, ayağınızdaki
ayakkabı numarası gibidir. Ayağımızı sıkan veya bol
gelen bir ayakkabıyla nasıl yürüyemezseniz, otomobilin
yol tutuşu da aynı şekilde bozulur.
Ani frenlerde önce frene basıp, durmaya yakın debriyaja
basarsak, motor kompresyonundan faydalanıp daha kısa
mesafede dururuz!
Yanlış! En etkin yavaşlama frenle debriyaja aynı anda
basılarak yapılır. Böylece fren anında motor devre dışı
bırakılarak, motorun aracı ileri götürme kuvveti yok
edilir.
ABS (Antiblokaj Fren Sistemi) mekanik frene göre çok
daha kısa mesafede durdurur!
Yanlış! ABS fren sistemi olan bir araç tekerleklerin
kızaklamasını önler ve fren sırasında manevra
yapılabilmesini sağlar. Ancak, daha kısa mesafede
durdurmaz.
Bilinen fren bağıntılarında fren uzunluğu aracın dört
tekerleğinin de TAM BLOKE olup (yani dönmeden) kayarak
Yol üzerinde lastik izi bıraktığı durum için hesaplanır.
Yayınlanmış olan tüm fren boylarındaki kabul böyledir.
Halbuki ABS tekerleklerin tam bloke olmasını engeller.
Mekanik freni olan bir otomobilde fren pedalını
pompalayarak daha kısa mesafede durulabilir!
Yanlış! Pompalamak için ayak fren pedalı üzerinden
çekildiğinde, aracın ileri hareketi devam eder ve durma
mesafesi uzar. Doğrusu; panik frende fren pedalı
üzerindeki basıncı azaltarak lastiğin dönmesini
sağlamaktır. Ancak ayak fren pedalından kaldırılmamalı
ve fren yapmaya devam edilmelidir,
Doğru takip mesafesi hızın yarısıdır!
Yanlış! Bu yöntem kullanışlı olmamakla birlikte, hata
payı yüksektir. İdeal takip mesafesi (kuru havada) 2
saniye arkadan takip etmektir. Yağışlı havalarda veya
yük durumunda bu süre 3-4 saniye olmalıdır.
Dörtlü ikaz (flaşör) tünele girince yakılır!
Yanlış! Dörtlü ikaz sadece trafiğe tehlike yarattığı
durumlarda yakılır. Yani olası bir kaza veya arıza
halinde. Tünelde kısa farların açık olması yeterlidir.
Gündüz kısa farları yakmak trafiktekilerin gözünü alır!
Yanlış! Gündüz kısa far yakmak, daha erken fark
edilmenizi ve size tehlike yaratacak olan kişilere
kendinizi daha erken göstermenizi sağlar. Gece yakılan
kısa farlar gözümüzü daha çok alır. Sadece kapalı ve
yağışlı havalarda değil, güneşli havalarda ve hızlı yol
kesimlerinde de kısa farların açılması kendi sürüş
güvenliğiniz için önemlidir.
Çocukları uyarmak için korna çalınır!
Yanlış! Çocukları uyarmak için koma çalınmaz! Koma
onların paniğe kapılıp beklenmedik bir reaksiyon
vermelerine yol açar, En iyisi iyice yavaşlamak ve
gerekirse durmaktır
Yoğun siste en iyi gitme yöntemi dörtlü ikazları
yakmamaktır!
Yanlış! Yoğun siste en iyi gitme yöntemi hiç
gitmemektir. Çünkü siste daha iyi gören Sürücü yoktur,
daha çok risk alan sürücü vardır. Görüş mesafesi
yeterliyse siste sarı camlı gözlükler takılarak, sis
lambalarını ve kısa farları yakmak, sileceklerinizi
çalıştırmak, yerin kayganlaştığını dikkate alarak, takip
mesafesini artırmak ve sollama yapmamak daha güvenli yol
almanıza yardımcı olur.
Unutmayın! Hayatınız boyunca ölümlü bir trafik kazası
geçirme olasılığınız %33'tür. Rus ruletinde bile bu oran
% 17'dir. lütfen, trafikte araç kullanmanın bir yaşam
işi olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın
Kazalarda İlk YardımOrgan Kopması
--------------------------------------------------------------------------------
Parmak, el, kol, ayak, bacak, penis, kulak, burun gibi
vücut uzantılarının vücutla olan bütünlüğünün
bozulmasına, organ kopması denir. Bütünlüğün bir kısım
dokularla devam ettiği hallere kopma değil, kesi demek
doğru olur.
Organ kopmasına müdahale edilmezse;
1. Kanama nedeniyle kazazedenin yaşamı tehlikeye girer
2. Organın kaybı fiziksel görünüm bozukluğu, işlev kaybı
ve ruhsal sorunlar yaratır.
Kasıt, ya da kaza sonucu ortaya çıkacak organ kopmasına
ilkyardımcının müdahalesi iki yönlü ve hızlı olmalıdır.
Kanama kortrolü kadar, nakil ve ulaşılacak merkezin
bilgilendirilmesi de önemlidir. Diğer ilkyardım
uygulamalarından farklı olarak, organ kopmasında,
kazazede ve kopmuş organın ulaştırılacağı sağlık
merkezinin damar- sinir cerrahisi yapılabilecek
nitelikte olması gerekmektedir. Soğuk ortamda taşınan
kopmuş organ canlılığını daha uzun süre koruyacak,
birleştirme sonrası, işlev de daha iyi korunacaktır.
Organ kopmasında ilkyardım uygulalamalrı öncelikle ABC
kontrolü ile başlar. Daha sonra kazazede yatar pozisyona
getirilir., bilinci açıksa sırtüstü, kapalı ise yan
güvenli pozisyonda tutulur.
Kopma, eğer tek tek kemikli bölgelerin uzağında meydana
gelmiş ise kolun ve bacağın vücuda yakın kısımlarından
turnike uygulanır. Daha sonra kopan organ temiz, su
geçirmez plastik bir torba ya da kaba konulup ağzı
kapatılır. Daha sonra bu torba veya kap buzdolu bir kap
ya da torbaya konur. Kazazede ve kopan organ aynı araçla
nakledilir.
Kanama Kontrolü
--------------------------------------------------------------------------------
Kanın, normal olarak içinde bulunduğu kalp ve
damarlardan dışarıya çıkmasına kanama denir.
Nedeni ve yeri ne olursa olsun, durmayan ya da
durdurulamayan her kanama, şok, hatta ölüme yol açar.
Kazalarda ölümlerin önemli bölümü bir kanamadan
kaynaklanır. Kanama kontrolü bir ilkyardımcının en çok
gereksinim duyacağı ve kullanacağı becerilerdendir.
Kanamaları zedelenmiş damar çeşidine göre üçe
ayırabiliriz;
1. Kılcal damar kanamaları: Kılcal damarlar hücrelere
ulaşan son damar uzantılarıdır. Çok ince olup içlerinde
çok az kan bulunduğu için zedelenme, kesilmelerinde
ancak sızıntı tarzında ve hafif bir kanama olur. Bir
kesi ya da darbe sonrası ortaya çıkabilir. Hemen her
zaman, dış müdahale olmasa bile, kendiliğinden sona
erer. Hayati tehlike yaratmaz.
2. Toplardamar kanamaları: Toplardamarlar hücrelerden
dönen kanı kalbe taşıyan, düşük basınçlı kan akımı olan
damarlardır. Cilde yakın, yüzeysel toplardamarlar kol ve
bacak, el, ayak sırtında rahatça seçilebilir.
Toplardamar kesileriyle olan kanamalarda koyu renkli,
taşma tarzında kan kaçışı görülür. Çoğu kez doğrudan
baskı uygulayarak kontrol altına alınabilir. Genellikle
yaşamı tehlikeye sokmaz.
3. Atardamar kanamaları: Atardamarlar kalbimizden yüksek
basınçla pompalanan kanı hücrelere ileten,
toplardamarların tersine kol ve bacakta derinde yol alan
damarlardır. Atardamardan olan kanamalarda, açık renkli
kanın, yara ağzından kalp atımına uyumlu şekilde
fışkırarak çıktığı izlenir. Genellikle durdurulması daha
zor olan, hayati tehlike yaratan kanamalardır.
Kanamaları konumu ve yönüne göre de üçe ayırmak
mümkündür.
Kanın kaçışının gözle izlenebildiği kanamaya dış kanama
adı verilir. İç organlara ait damarlar, ya da vücut
içinde kafa-göğüs-karın boşluklarında yerleşik
damarların, bir darbe ya da kesici delici bir aletle
parçalanmasıyla ortaya çıkan kan kaçışı dışardan
görülmez. Bunlar, iç kanama olarak adlandırılır. Kanayan
damarın vücudun iç organlarında olduğu kanamalar, doğal
deliklerden dışarıya doğru kanama olarak adlandırılır.
Kanamada ilkyardımcının amacı, önce damardan kan
kaçışını önlemek, sonra da, kan hacmi azaldığı için şoka
karşı önlem almaktır.
Kanamaya müdahalede en basit, risksiz, malzeme
gerektirmeyecek yöntemden daha etkili, ancak uygulaması
daha zor, riskler taşıyan yönteme doğru bir sıra
izlenir. Değişik yöntemlerle damarı sıkıştıran, içinden
kan geçmesi ve dışarıya kaçmasını önleyen ilkyardımcı,
damardan kan kaçışını önleyen sağlam pıhtı oluşuna kadar
uygulamasını sürdürmelidir.
Kanamayı durdurmak için kullanılan ilkyardım yöntemleri
sırayla;
1. Kanayan yer üzerine doğrudan baskı yapmak,
2. Kanayan damarın kalpten geliş yolu üzerindeki özel
noktalara baskı yapmak,
3. İlk iki yöntemle kontrol edilemeyen özel durumlarda,
turnike-boğucu sargı yapmaktır.
Ufak bir keside, kesi yerinin su ve sabunla yıkanıp
üzerine birkaç dakika bastırılması yeterli olacaktır.
Üzeri bir yara bandı ile kapatılabilir.
Daha büyük bir yaralanmada, yara bezi üzerinden avuç ya
da parmaklarla yapılacak baskı ile kanama durdurulduktan
sonra, yeniden açılmayı önlemek için rulo, ya da, bohça
haline getirilecek yara bezleri ile, üzerine sıkı bandaj
yapılması uygun olur. Kanamalı kişinin sakinleştirilmesi
ve kanayan kol ya da bacağın yukarıya kaldırılması,
kanamanın durmasını kolaylaştıracaktır. Kanla ıslanan
bandaj sökülmez, üstten yenilenir.
Doğrudan baskı ile kontrol edilmeyen kanamalarda,
ilkyardımcı kanamanın yerine uygun bir noktadan, baş
parmağı ya da yumruğu ile baskı yaparak, kanı getiren
atardamarı sıkıştırır. Ancak uygun baskı noktaları bu
konuda beceri eğitimi almadan kullanılmamalıdır.
Organ kopması birden fazla atardamar kanamasına yanı
anda baskı uygulayamayacak tek ilkyardımcı olması,
kazazedenin yanından ayrılma zorunluluğu, ilkyardımcının
uzun sürecek yol boyunca baskı yapacak gücü olmaması
durumunda, son çare olarak, boğucu sargı-turnike
uygulanır. Uygulama omuz-dirsek ya da diz-kalça
arasındaki tek kemikli bölgeye yapılır. Kan dolaşımının
tam olarak kesilmesi kalıcı doku hasarlarına neden
olabileceği için istenmeyen bir uygulamadır.
Her yüz kanamalı
olaydan doksanının yara yerine baskı yapılarak, geri
kalan on olayın dokuzunun özel noktalara baskı ile
kontrol altına alınabileceği, turnike-boğucu sargının
çok az başvurulacak yöntemler olduğu unutulmamalıdır.
İç Kanamalarda
İlkyardım
--------------------------------------------------------------------------------
İç kanamada ilkyardımcı kanamanın varlığını dışarıdan
göremez. Büyük kemik kırıkları, kafaya gelen darbeler,
tüm vücudu etkileyen kazalarda, dıştan izlenebilen
kanama olsun ya da olmasın, iç kanamadan şüphe
edilmelidir.
- Huzursuz kazazede, görme
– işitme sorunları, uyuklama hali
- Soğuk, soluk, nemli cilt
- Karında sertlik ve bastırmakla ağrı
- Vücutta yaygın sıyrık, morluk, şişlikler
- Halsizlik
- Susuzluk hissi
- Sayısı artmış ancak zayıf solunum ve nabız varsa iç
kanama düşünülmelidir.
İç Kanama Düşünülen Kazazede İçin Yapılacaklar:
1. Şok ile mücadele et (ayakları yüksek olarak yatır,
ısıt)
2. Hızlı naklet
Göz, Kulak, Burun, Boğazda Yabancı
Cisim *
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan : Ankara Tabip Odası İlkyardım Komisyonu
Gözde Yabancı Cisim
Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada
oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak
taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde
çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze
kaçar.
Gözde yanma, batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı
kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze zarar verir
ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı,
kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla
yıkandıktan sonra gözlerini kapattırıp cismin gözyaşı
ile çıkmasını beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle
görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının kenarı ile
alınabilir. Çıkartma işleminden pamuk kullanılmaz.
Yabancı cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir.
Kulakta Yabancı Cisim
Kulağa nohut, mercimek gibi gıdalar, boncuk tanesi,
böcek ya da bitki parçaları kaza ile kaçabilir.
Özellikle böcekler hareket ve sesleri ile çok
rahatsızlık verir. Su ile şişen tahıllar ve kuru
baklagillerin çıkarılması çok zorlaşır. Bazen kulağı
temizlemekte kullanılan pamuk, çöpler kulakta kalabilir.
Kulaktaki yabancı cisimleri çıkartmak için sivri, uzun
cisimler sokmak doğru değildir. Kulak yere bakar durumda
iken kulak kepçesi küçük çocukta geriye ve aşağıya
büyükte geriye ve yukarıya çekilerek cisim çıkarılır.
Böcekler ışık tutularak dışarıya çıkarılabilir. Başarı
olunamazsa kişi nakledilir.
Burunda Yabancı Cisim
Çocuklarda görülebilir. Buruna sivri, uzun cisimler
sokmamak gerekir. Yabancı cismin olduğu tarafın
karşısındaki burun köküne bastırılarak kişi sümkürtülür.
Başarılı olunamazsa kişi nakledilir.
Boğazda Yabancı Cisim
Boğaza takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle
çıkarılır. Aksi takdirde çocuksa baş aşağı tutularak,
büyükçe iki kürek kemiği arasına vurularak yardım
edilir.
Yabancıı Cisimlerin Yutulması
Yutulan cisim küçük, düzgün kenarlı ise kendiliğinden
çıkacaktır. Müdahale gereksizdir. Sivri, uzun, batıcı,
kesici cisimler yatılmış ise acilen nakledilir.
Kırıklarda
İlk Yardım
Kırıklarda İlkyardım
Kemik bütünlüğünün çarpma ya da düşme sonucu ortadan
kalkmasına kırık denir. Kırık kemik parçaları cildi
delerek dışarıya çıkmış ise buna açık kırık, cilt sağlam
ise kapalı kırık olarak tanımlanır.
Aşağıdaki maddelerin birkaçının varlığında kırıktan
şüphelenmek gerekir.
- Düşme, üzerine düşme, çarpma tarif edilmesi
- Sorunlu bölgede hareketle ya da temasla çok
şiddetlenen ağrı
- İlgili vücut bölümünde şekil bozukluğu, simetrinin
kaybolması
- Kırılma sırası ya da sonrasında kırık sürtünme sesinin
duyulmuş olması
- Kırık bölgesinde şişlik, morarma ,
- Kol ya da bacakta kısalma
- Eklem olmayan bir yerde, eklem varmış gibi açılaşma
olması
- Deriyi parçalamış kırık kemik ucunun dışarıdan
görülmesi
- Hareket kısıtlılığı ya da hiç hareket ettirememe
- İlgili bölgede hissetmede azalma, uyuşma, karıncalanma
- Dolaşımda aksama sonucu soğuma
Kırığı olan, ya da kırık şüpheli kazazedeye ilkyardım
uygularken, aşağıdaki ilkelere uymak gerekir:
- Kırık olmadığına kanaat getirilmiş bir kazazede
kesinlikle yerinden oynatılmamalıdır. Kırık bölgenin
hareket ettirilmesi sonucu kırık parçanın keskin kenarı
etrafındaki bir damar ya da siniri kesebilir, kas
dokusunu zedeleyebilir.
- Kazazedenin oturması ya da sağa sola kımıldamasına
izin verilmez, kırık şüpheli bölge
hareketsizleştirilmeden taşıma yapılmaz.
- Kaza ortamında hayatı tehdit eden bir zararlı etkenin
bulunmadığı her durumda kırığa müdahale bulunduğu
ortamda yapılır.
- Kırık açık kırık şeklinde ve kopuk kemik parçaları
görünüyorsa parçalara dokunulmaz.
- Kırıklı uzvun bileğinden nabız ve bölgede kanama olup
olmadığı kontrol edilmelidir.
- Açık kırıklarda görünen kemik parçasını içeri sokmaya,
kemik uçlarım birleştirmeye, kol ya da bacakta bozulmuş
şekli düzeltmeye çalışmamak gerekir.
- Kırıkla beraber kanama-şok belirtileri varsa öncelikle
bunlara müdahale edilir.
- Boyun kırıklarında hatalı taşıma ve gereksiz
hareketler omurilik zedelenmesi sonucu tüm vücutta
felçle sonuçlanabilir. Boynun desteklenmesi ve
hareketsizleştirme hayati önem taşır.
- Başa gelen darbeden sonra burun ve kulaktan su
gelmesi; gözlük şeklinde morarma, bayılma, uyku hali,
nabız ve solunum zayıflaması, gözbebeklerinde büyüklük
farkı, püskürür tarz kusma, kafa kemiklerinde çökme
şeklinde şekil bozukluğu varsa; kafatasında kırıkla
beraber beyinde de sıkıntı var denektir. Acilen
kazazedenin nakli gerekir.
- Sorunlu bölgenin hareketsizleştirilmesi, yani tespit
edilmesi ağrıyı azaltacak, kırık uçlarının çevre
dokuları zedelemesini önleyerek, kırık uçların
birbirinden ayrılması ya da deriden dışarı çıkmasına
engel olacaktır. Böylece iyileşme de daha kolay
olacaktır.
- Tespit işlemi, kırık kemikleri ilgilendiren iki
eklemin sert-uzun bir cismin yardımıyla hareketsiz hale
getirilmesidir. Bu amaçla kullanılacak standart
malzemenin bulunmadığı yerlerde ilkyardımcı pratik
çözümler aramalıdır. Bir dal parçası, katlanmış
gazeteler, karton kutular, baston ya da şemsiye atelle
tespitte, kazak-ceket gömlek vb. eşyalar askı ile
tespitte, kemer, kravat, gömlek kolu gibi eşyalar sargı
olarak kullanılabilir. Hiçbir malzeme bulunamaz ise
kazazedenin sağlam bacağı kırık bacağa atel olabilir
Çıkıklarda İlkyardım
Bir eklemi meydana getiren kemiklerden birinin, bir dış
etki sonucu normalde bulunduğu yerden ayrılmasına çıkık
denir. Eklem bağlarının normalde izin vermeyeceği bir
harekete zorlanan kemik bağları, aralayarak ya da
yırtarak yerinden uzaklaşır.
- Eklemin ve vücut uzantısının görünümünde bozukluk
- Ağrı nedeniyle kısıtlanmış ya da tamamen ortadan
kalkmış hareket
- Hassasiyet ve şişlik görülmesi çıkık düşündürmelidir.
Çıkmış bir kemiği, eklem boşluğuna ancak yetkili ve
deneyimli bir kişi yeniden yerleştirebilir. Yetkisiz
kişilerce yapılan denemeler ise damar-sinir
sıkışmalarına, eklem bağlarının düzelemeyecek ölçüde
tahrip olmasına, sık sık çıkığın tekrar etmesine
(alışkanlık çıkığı) neden olabilir. İlkyardımcın görevi,
yetkili ve deneyimli bir sağlıkçıya ulaşana kadar çıkık
eklem bölgesini hareketsiz hale getirmektir. Bu amaçla
askı, atel ve sargı uygulamaları
yapılır
Burkulmada İlkyardım
Eklem bağlarının kopması, ya da kısmen zedelenmesine
burkulma denir. Ağrı, hassasiyet, şişlik ve morluk
görülebilir. Zorlanan eklem buz torbası ve benzer
uygulamalarla soğutulur. Varsa, elastik bandaj
uygulanarak şişlik önlenmeye çalışılır. Zedeli eklem
kullanılmadan ve hareket ettirilmeden, mümkünse yukarıda
tutularak taşınır.
SARA (EPİLEPSİ) NÖBETİ'NDE İLK YARDIM
Hemen hepimiz
sokak ve caddelerde, kalabalık ortamlarda veya
işyerlerimizde aniden yere düşen, vücudunda yaygın
kasılma ve titremeler gözlenen, ağzından tükürük benzeRi
köpüklü salgılar çıkaran kişiler görmüşüzdür.
Böyle kişilerin etrafında biriken insanların
konuşmalarından anladığımız kadarıyla, ortada sara
nöbeti geçiren birisi vardır.
Gerçekte sara dediğimiz rahatsızlık, tıp diliyle
epilepsi adı verilen beyindeki sinir hücrelerinden bir
bölümününm diğerleri ile koordineli olarak çalışmayarak
kendiliklerinden bir takım uyarılar üretmeleri sonucu
oluşan bir sinir sistemi hastalığıdır.
Epilepsi nöbetleri esnasında, merkezi sinir sistemindeki
koordinasyon bozukluğu nedeniyle bir takım organlar
istemsiz olarak fonksiyon gösterirler. Kol vebacaklarda
kasılmalar, çene kaslarında kasılma gelişebilir. Buna
bağlı olarak kişi dilini ısırabilir, solunuma yardımcı
kaslardaki kasılmalar soluk alma vermede düzensizlik
yaratır, idrar tutmayı sağlayan kaslarda gevşeme
oluştuğu için idrar kaçırma gözükür. Bilinç kaybolur ve
buna bağlı olarak her türlü bilinçli algı kapanır.
Bu durumdaki bir kişinin karşı karşıya olduğu en büyük
tehlike, hava yolunda gelişebilecek bir tıkanma yüzünden
solunum durması ve kasılmalar sırsındaki istemsiz kas
hareketleri yüzünden vücuttaki hareketli organlarda
yaralanmalar meydana gelmesidir.
Nöbet geçiren kişiyi bu tehlikelerden korumak için;
1- Hava yolunu, başı alından geriye bastırarak açık
tutmak,
2- Eğer çene kaslarındaki kasılma yüzünden çenesi
kilitlenip kapanmadıysa ağız çene içine sert olmayan bir
cisim sokmak, (rulo haline getirilmiş kumaş havlu gibi)
3- Başını yere çarpmasını engellemek için diğer el ile
sabit tutmaya çalışmak,
4- Etraftaki kesici delici cisimleri uzaklaştırarak kol
ve bacaklarını yaralamasını önlemek gereklidir.
Epilepsi nöbeti başladığı gibi kendiliğinden sonlanır.
Nöbet sonrası kişi gevşemiş ve bilinci bulanık halde
olur. Bazı durumlarda uykuya bile kalbilir. Nöbet
bittikten sonra kişiyi en yakın sağlık kurumuna götürmek
veya 112’ yi arayarak sağlık ekibinin olay yerine
gelmesini sağlamak doğru bir davranıştır.
Bu tür olaylarda, etrafta toplanan insanların nöbet
geçiren kişinin ağzına kaşık, anahtarlık, tahta cisimler
sokmaya çalışması, soğan koklatması, kişiyi suyla
ıslatması, kol ve bacaklarına bastırarak kasılmaları
önlemeye çalışması sık karşılaşılan ama hiçbir faydası
olmayan hatalı davranışlardır.
Bu tür yaklaşımları engellemek bile nöbet geçiren kişiye
daha fazla yarar sağlayacaktır.
KALP KRİZİ'NDE İLK YARDIM
Kalp krizi geçiren bir kişiyle karşılaşmak, ilkyardım
hakkında bilgisi olmayan herkes için sarsıcı bir
deneyimdir. Öncelikle kişinin kalp krizi geçirdiğine
ikna olmak, bu nedenle en sık karşılaşılan belirtileri
ayırtetmek gerekir.
Kişinin soğuk, soluk ve nemli bir cildi varsa, bilinci
kapalı ise, şiddetli göğüs, sırt veya omuz ağrısından
şikayet ediyor ise, kaygılı ve sıkıntılı bir ruh halinde
ise, tansiyonu düştüğü için ayakta durmakta güçlük
çekiyorsa, solunumu düzensizleşmiş ve sıklaşmış, nabzı
hızlanmış ise kalp krizinden şüphe edilmelidir.
Bu durumdaki bir kişiye yaklaşım, olay yerine derhal bir
sağlık ekibi çağrılması ile beraber yürütülmelidir.
İlk olarak kişiyi sakinleştirmek, hareket etmesine izin
verilmeden bulunduğu yerde yatar pozisyona getirmek,
kravat, düğme, kemer, fular gibi aksesuarları gevşetmek
veya çıkarmak, temiz hava almasını sağlamak için
etraftaki olası kalbalığı dağıtmak iç mekanda ise
pencere kapı açmak, hiçbirşey yemesine ve içmesine izin
vermemek, eğer varsa daha önceden kullandığı veya
yanında taşıdığı ilaçları dışında hiçbir ilaç vermemek
gerekir.
Kriz geçiren kişinin sağlık ekibinin ulaşması mümkün
olmayan bir yerde bulunması halinde, kişi aynı
pozisyonda derhal en yakın sağlık kurumuna taşınmalıdır.
Kesinlikle yürütülmemelidir.
Kapl krizi; geçiren kişi için hayati tehlike arzeden
ciddi bir durumdur. Böyle bir durumda gerekli eğitimi
almamış insanların ilkyardım uygulamalarından olan suni
solunum ve kalp msajını uygulamaları son derece
yanlıştır. Kişinin solunum ve dolaşımını doğru bir
şekilde değerlendirip gerekli uygulamayı yapmak, özel
bilgi ve beceri gerektirir.
Bu yüzden ilkyardım eğitimi almamış kişilerin olaya
müdehaleye yaklaşımları buradaki bilgilerle sınırlı
kalmalıdır.
Yumuşak Doku Yaralanmaları
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Yrd. Doç.Dr. Hakan Yaman
Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi
Spor Hekimliği AD, Isparta
Dinlenme, Soğutma, Sıkıştırma ve Yükseltme yöntemiyle (DSSY)
ağrı ve şişliği azaltabilirsiniz.
Yaralanmalardan sonra dokuda hasar oluşur, dokuda sıvı
birikir ve o bölge şişmeye başlar. Şişlik eklemin
hareketini azaltacak ve çok şişerse ağrı yaratacaktır.
Bunları engellemek için erkenden DSSY ile müdahale
etmeniz yakınmalarınızı giderecektir.
Dinlenme
Dinenme yaralanmanın daha kötüleşmesini engellemektedir.
Yaralanmayı göz ardı ederseniz yaranız daha da kötü bir
hal alacaktır. Bu tabi ki tamamen hareketsiz kalmanız
gerektiği anlamına gelmez. Göreceli olarak hareketsiz
kalmanız uygun olur. Yani ağrı oluşturmayacak
etkinliklerde bulunabilirsiniz. Ancak ağrı olursa,
canınızı yakmayacak başka hareketlere geçebilirsiniz.
Soğutma
Soğutma ağrıdan Sizi kurtarır. Yaralı bölgeye soğuk
uygulamanız, yüzeyel dokunun kan akışını artıracaktır,
ancak derin dokuları soğutup kanlanmayı azaltacaktır.
Böylece oralardaki kanamalar duracaktır. Soğuk uygulamak
için bir buz torbasını hemen kullanabilirsiniz. Yaralı
bölgeye 20-30 dak. uygulama hem şişi gidermeye, hem de
ağrınızı azaltmaya yardımcı olacaktır. Buz torbasının
derinize zararlı olmaması için, torba ile deri arasına
ince bir bez koyunuz.
Buz uyguladığınız bölgeler beyazlaşıp, morarıyorsa buz
uygulamasını hemen kesmelisiniz. Buz uygulamasını 2
saatte bir yapabilirsiniz. Daha sık uygulama yapmanızın
yararı yoktur.
Sıkıştırma
Sıkıştırma yaralı bölgenizde sıvı birikmesini engeller.
Sıkıştırma için bir elastik bandı sarmanız Size yeterli
gelecektir. Bandajı çok sıkı sarmayın ve dört saatte bir
yeniden sarın. Sıkıştırma şişmeyi azaltabileceği gibi,
ağrıyı da dindirmektedir.
Yükseltme
Yükseltme, yükselttiğiniz bölgedeki sıvının yer çekimine
uyarak aşağılara akmasını sağlar ve kaldırdığınız yaralı
bölgenin şişliğini giderir. Tabi bu uygulama sadece el,
kol, bacak gibi bölgeler için geçerlidir.
DSSY Size yaralanmanızın erken dönemini mümkün olduğu
kadar kolay ve çabuk atlatmanıza yardımcı olacaktır.
Ancak dokularını tam iyileştiğine dair tam bir güvence
vermemektedir. Dokuların iyileşmesi için biraz daha süre
gerekir, kendinizi bu süre boyunca korumalısınız.
Hekiminizin Size önerdiği ve yaralı bölgenize iyi
gelecek alıştırmaları ve uygulamaları yapmanız
gerekecek.
Yaralanmaların erken döneminde sıcaklık uygulamasının
yeri yoktur. Ancak yaralanmadan 48-72 saat sonra
sıcaklık uygulayabilirsiniz. Ancak ısıya bağlı şişme
oluşursa sıcağı kesiniz.
Motorsiklet - Bisiklet Kazaları
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Doç. Dr. İ. Hamit Hancı, Ahmet Can İşcanlı
Klasik bir dize vardır. “Oğlunuzun son yaş günü için ona
bir motosiklet alın”. Bu aslında bir anlamda motosiklet
kazalarını özetler. Motosiklet, görünüşü açısından,
tabiatında var olan bir tehlikeye sahiptir. Otomobil ile
yapılan kazalar ufak yaralanmalar ile sonuçlanabilirken,
motosiklet ile yapılan kazaların sonu genellikle
ölümdür.
Otomobili içeren kazalarda, bireyin başına gelebilecek
en tehlikeli şey, kişinin arabadan fırlamasıdır.
Motosikleti içeren kazalarda ise motosikletin her zaman
onu yöneteni veya yolcusunu fırlatıp atmasıdır.
Motosiklet kazalarından ölenlerin tipik ölüm sebepleri
baş veya boyun yaralanmaları veya bunun daha ileri
çeşitleridir. Sık sık ve temelde olanlar geniş ölçüde
kafatası kırıklarıdır. Yaralanmalara, araçtan fırlamayla
ve yere veya başka bir objeye mesela lamba direğine
toslama ile oluşur. Eğer birey koruyucu kask veya giysi
giymiyorsa, yerde kaydıkça vücuduna sürtünme yüzünden
aşınmalar meydana gelir. Bu alanda meydana gelen
yarılmalar, tipik kanamalar meydana getirir. Çünkü bu
yaralanmalar üstün körüdür ve deriyle sınırlıdır.
Motosikletin arka tarafından düşen yolcularda ise tipik
olarak kafanın arkasında yırtılmalar (laserasyon) beyin
ön lob’unda yaralanmalar kafa kaydesi kırıkları, sırt ve
dirsekte sürtünme yüzünde aşınmalar meydana gelir. Eğer
kişi yuvarlanmışsa, yüz bölgesinde aşınmalar meydana
gelir. Motosiklet kaskları, düşük hız kazalarında kafa
travma olayını azaltırken, orta ve yüksek hızlarda
kafanın dağılmasını önler. Motosiklet kazalarının en
fazla görülen sebebi ise alkol ve/veya ilaçlar, çevresel
faktörler (yağ sızıntıları, yoldaki tümsekler),
dikkatsiz sürüş, araba sürücülerinin motosikleti görmeme
hatalarıdır.
Bir çok motosiklet sürücüsünün yollarda kuleleri ve
direkleri desteklemek için bırakılan kablolar veya
tellerden dolayı öne fırladıkları veya kollarının kazaya
uğradıkları görülmüştür. Yaralanmalar, sürücü kablo veya
teli görmediği zaman meydana gelmektedir. Kesilmiş
uvzuların incelenmesi sonucunda yaralanmaya uğrayan
kısımların sanki bir bıçakla yapılmışçasına keskin
olduğu görülmüştür. Bazen, motosiklet sürücüsü önünde
duran bir araba gördüğünde ve zamanında duramayacağını
bilerek, çarpmaktan korunmak için motosikleti araca
doğru yan yan kaydırmaya çalışır. Bu gibi durumlarda
motosikleti herhangi bir hasardan korumak için bunun
etkili olduğu belirtilmiştir. Ne yazık ki bu durumda
motosiklet sürücüsü, çenesi tampona asarak veya boyun
eklemini kırarak öndeki arabanın altına girer. Otomobil
sürücüleri, motosiklet sürücülerini;ya onların alçak
profillerinden dolayı ya da motosiklet alışık
olmadıklarından görmezler. Otomobiller motosikletin
önünden dönerler ve motosiklet de arabaya çarpar. Bir
kavşağa doğru giden otomobillerde motosikleti görmeme
hatasına düşerek ona çarparlar. Tecrübeli motosiklet
sürücülerinden çoğu araba süren bireylerin onları
görmediğini bilir.
Bireysel motosikleti içeren kaza durumda motorsiklet
kayabilir veya ters dönebilir. Taban ile kontak
zamanında ise yakıt tankı patlar, mekanik ve ısıya bağlı
yaralanmalar oluşabilir.
Bisiklet Kazaları
Bisiklet sürücülerini içeren kazalar, genelde
dikkatsizlik ve tecrübesizlik durumundan doğar. Sürücü
aracın kontrolünü kaybeder ve yere düşer. Genel olarak
yaralanmalar yumuşaktır, fakat bazen bunlar ciddi olduğu
gibi kemik kırılmalarına veya bir takım yumuşak doku
lezyonlarına yol açarlar. İkinci durum genelde sürücünün
derisi ile yol yüzeyi arasındaki sürtünmeden ortaya
çıkar. Sıcak havada bu yüzeyin sıcaklığı, çocuğun hassas
derisini yakmaya yol açabilir.
Bisiklet sürücülerine yabancı gelmeyen yaralanma çeşidi
ise bisiklet tekerleğinde gerçekleşebilir. Çocuk
bisikletten düşer, bacağını ve ayağını bisiklet telleri
arasında zorlar. Benzeri kaza,arka tekerliğin üzerinde
oturan veya tutacak demirleri üzerinde seyahat eden
yolcularda gerçekleşebilir. Sonuç ise bacaktaki yumuşak
dokuların ezilmesidir.
Eğer bisiklet sürücüsü, motorlu araç tarafından
çarpılırsa, ilk önce aracın çarptığı yerde çarpmadan
dolayı bir yaralanmaya yol açar ve ikinci olarak yaya
kaldırımı ile bisiklet arasındaki çarpma noktalarından
doğan yaralanmalar oluşur.
Bunları Biliyormuydunuz ?
İlk motosikletin 1885 yılında yapıldığını
Motosiklet yol yarışları Dünya Şampiyonasının 1949
yılından beri yapılmakta olduğunu
Lastiklerin motosikletin en önemli aracı olduğunu;
Yumuşak bileşimli lastiklerin ısındıkça yere yapışıp
kavrama gücünü arttırdığını;Ancak lastikler aşırı
ısınmaya başladığında, hız arttığında yada viraja
girildiğinde kayma tehlikesinin arttığını;
Lastiğin yapımında çok sert bileşimler kullanıldığında
lastiğin aşınmasının önlenmiş olduğunu ancak lastiğin
yolu kavrama gücünün azaldığını
|