Www.Cafeask.Net.Tc

Ask Nedir

Andropoz


--------------------------------------------------------------------------------


Hazırlayan : Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu

Gerçekte erkeklerde bu dönemde belirgin bir hormonal değişim olmaz, ancak 50‘li yaşlardan itibaren yaşa bağlı değişimler ve buna bağlı performans azalmaları ortaya çıkar. Yaşa bağlı değişimler şunlardır;
Testislerde küçülme ve sertleşme ( testosteron azalmaz )
Ereksiyonda güçlük, olduğunda uzama
Yavaş ve güçsüz meni çıkarma
Bu değişimleri etkileyen en önemli faktörler ise şöyle sıralanabilir ;
Vücut değişimleri, kas gücünde azalma, çabuk yorulma
Kalp-damar hastalıkları
Solunum sistemi hastalıkları
Şeker hastalığı
Dejeneratif eklem hastalıkları
Prostat hastalıkları, operasyonlar
Kullanılan bazı ilaçlar ( tansiyon, depresyon vb.)
Alkol, sigara
Başarısızlık korkusu
Cinsel ilişki sırasında ölme korkusu
Monotonluk
Beklentilerin azalması
Toplumun yaşlı cinselliğini yok farz etmesi
Kendine ait bir mekana sahip olamama
Sosyo-ekonomik güçlükler
Hanımlarda olduğu gibi hormon tedavisine gerek yoktur çünkü üretim azalmamıştır. Ancak genel sağlık sorunlarının yanında özellikle damar hastalıklarına bağlı olarak gelişen sertleşme problemi ve prostat büyümesine bağlı idrar sıkıntıları nedeniyle düzenli hekim kontrolleri gereklidir.
Eğer sertleşme olamıyorsa, günümüzde çok çeşitli ve güvenli penil protezler (mutluluk çubuğu) basit operasyonlar ile uygulanabilmektedir.

Prostat büyümesi önemlidir çünkü idrar yolunu tıkayarak çok rahatsız eder. Bu durumda kolay ancak dikkatle gerçekleştirilen operasyonlar başarı ile yapılmaktadır. Bu operasyonlardan sonra sertleşme biraz güçleşmekte, meni çıkarma işlevi son bulmaktadır.
 

Erkekte Cinsel İşlev Bozuklukları


 

Cinsel istek azalması cinsel birleşme sıklığının azalması, cinsel eşin yeterince çekici algılanmaması ya da açıkça istek azlığı olarak ifade edilebilir. Sorgulandığında kişide cinsellikle ilgili düşüncelerin ya da fantezilerin hiç olmadığı ya da çok az olduğu, cinsel uyaranların farkına varmadığı ve cinsel bir deneyimi başlatmaya çok az ilgisinin olduğu bulunur. Düşük testosteron düzeyleri ya da merkezi dopamin blokajı gibi durumların isteği azalttığı bilinmektedir. İsteğin olmaması anksiyete, depresyon ya da kronik stres ile ilgili olabilir. Uzun süre cinsel aktivitede bulunulmaması cinsel dürtüleri bastırır. İstekle ilgili sorunlar bir ilişkideki bozulmayı gösterebilir ya da düşmanlığın bir ifadesi olabilir. İsteğin olması bazı faktörlere bağlıdır; biyolojik dürtü, yeterli özsaygı, cinsellikle ilgili önceki deneyimlerin iyi olması, uygun bir cinsel eşin bulunması ve cinsel eşle cinsellik dışı alanlarda da iyi bir ilişkinin olması. Bu faktörlerin herhangi birindeki sorun cinsel isteği azaltabilir.

Cinsel tiksinti bozukluğu bazı erkeklerde vajina korkusu şeklinde olabilir, cinsel birleşmeden ya da kadın cinsel organlarından tamamen kaçınabilirler. Tiksinti bozukluğu bazen travmatik cinsel yaşantılarla ilgili olabilir. Bazen de ilişkideki sorunlara (evlilik dışı ilişki nedeniyle eşten tiksinilmesi gibi) bağlı olabilir.

Erektil Bozukluk
Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde yeterli ereksiyon sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe olarak tanımlanır. Yaşam boyu erektil bozuklukta erkekte hiç ereksiyon oluşmamıştır. Durumsal erektil bozukluk çok yaygın ve evrenseldir. Yaşamının her hangi bir noktasında bir erkek yeterli uyarılsa bile ereksiyon oluşmayabilir. Bazı erkekler ön sevişme sırasında ereksiyonu sürdüremezler, bazıları yalnızca birleşmeye kalkıştıklarında ereksiyon kaybolur. Bazılarında da bazı cinsel eşlerle bozukluk yaşanmazken bazılarıyla yaşanır. Bir araştırmada erkeklerin %10’u son bir yıl içinde bir ereksiyon sorunu yaşadığını belirtirken, performansları konusunda kaygı hissettiklerini belirtenler %20 idi. Masters ve Johnson 40 yaşın üzerindeki erkeklerde impotans korkusunun yaygın olduğunu bildirmişlerdir. Oysa yaşlanmayla ereksiyon güçlüğünün ortaya çıkması kural değildir. Sağlığı iyi olan, cinsel eşi ile uyumu iyi olan ve yaşlanmayla doğal olarak bazı değişikliklerin olacağı (örneğin; cinsel ilişki sıklığı azalabilir, ereksiyon eskisi kadar kolay olmayabilir, ereksiyonu sağlamak için ön sevişmenin daha uzun olması ve penisin doğrudan uyarısına gerek olabilir ) konusunda bilgilenmiş bir kişi gereken uyumu göstererek herhangi bir yaştaki kadar ereksiyonu sürdürebilir.

Diğer bozukluklarla karşılaştırıldığında erektil bozuklukta organik bir neden çok daha sıktır. Madde kullanımı (özellikle alkol), şeker hastalığı, Parkinson hastalığı, multipl skleroz ve omurilik hasarı erektil bozukluğa neden olabilir. Ayrıca ilaçların cinsel işlevler üzerine olan olumsuz etkisi de gözden kaçırılmamalıdır. İstatistikler erektil bozukluğu olan erkeklerin % 50 ile 80’inde tıbbi bir neden olduğunu göstermektedir.

Yanlış beklenti ve inançlar da önemli bir etkendir. “Bir erkeğin cinsel ilişkiyi her zaman isteyeceği ve buna her zaman hazır olduğu” inancını taşıyan bir erkek yorgun, stresli olduğunda ya da akşamdan kalma olduğu bir gecenin sonunda ereksiyon sorunu yaşadığında bunu sorun haline getirebilir.


Erkekte Orgazm Bozukluğu
Kişinin yaşı göz önünde bulundurulduğunda odağı, yoğunluğu ve süresi yeterli olarak değerlendirilen, olağan bir cinsel etkinliğin uyarılma evresinde, sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da olmaması olarak tanımlanmaktadır. Bozukluğun yaşam boyu olması tartışmalı olmakla birlikte “vagina içine boşalmanın hiç olmaması” olarak da tanımlanır. Eğer bir erkek masturbasyon sırasında boşalır ancak vaginaya odaklandığında boşalamazsa bu durum durumsal yaşam boyu tip olarak ele alınmalıdır. Bu bozukluğun yaşam boyu olması oldukça nadirdir. Ancak kazanılmış tip oldukça yaygındır. Bunun bir nedeni erkeklerin “bütün gece sürdürme” mitiyle tüm kadınlara yetebilecekleri düşüncesidir. Yine “iki tarafın birlikte orgazm olması gerektiği ” yanlış inancı da kişilerin bir orgazm sorunu yaşadıklarını düşünmelerine yol açmaktadır. Bu bozukluğun nedeni nadiren fizikseldir. Bazen retrograd ejakulasyon (geriye boşalma) ile karıştırılabilir. Geriye boşalma erkeğin üretradan dışarı boşalmak yerine mesanesine boşalmasıdır. Bu durumda genellikle hemen her zaman organik bir neden vardır. Orgazm bozukluğunda ise daha çok travmatik cinsel yaşantılar, katı dinsel inançlar, düşmanlık duyguları, aşırı kontrol ve güven eksikliğidir. Prostata yönelik ameliyatlar, Parkinson hastalığı ve bazı ilaçlar (antihipertansifler, antidepresanlar, fenotiyazinler gibi) bu soruna yol açabilir. Aşırı alkol alımı ya da kan şekerinin yüksekliği (hiperglisemi) geçici olarak geç boşalmaya yol açabilir. Süre giden bir ilişkide daha önceden olmadığı halde boşalmanın olmaması kişiler arası sorunlara işaret edebilir. Erkeğin planlanan bir gebelik konusunda tereddütlü olduğu durumlarda, cinsel eşine duyduğu çekimi yitirdiğinde ortaya çıkabilir. Bazı yanlış inançlar da (erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır ya da başka şeylerde olduğu gibi, cinsellikte de başarıya ulaşmak çok önemlidir gibi) etkili olabilmektedir.


Prematür Ejakulasyon (Erken Boşalma)
Aslında hangi durumun erken boşalma olarak adlandırılacağı muğlak olmakla birlikte Masters ve arkadaşlarının (1970) tanımlamasına göre “bir erkeğin cinsel eşinin cinsel ilişkilerinin en az %50’sinde orgazma ulaşamaması durumunda erken boşalmadan bahsedilebilir” denmektedir. Kaplan (1974) ise erken boşalmanın erkeğin boşalması üzerinde istemli kontrolünün olmamasıyla görüleceğini öne sürmektedir. Erken boşalma en yaygın olarak “sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, çok az bir cinsel uyarılma ile ve kişinin istemesinden önce, vajinaya girme öncesi, girer girmez ya da hemen sonra ejakülasyonun olması” biçiminde tanımlanmaktadır. Ancak yaş, cinsel eş ya da durumun yeni olması ve son zamanlardaki cinsel etkinliğin sıklığı gibi uyarılma evresinin süresini etkileyen etkenler göz önünde bulundurulmalıdır.

Fiziksel nedenler oldukça nadir olmakla birlikte bazı idrar yolları enfeksiyonları (üretra ve prostat enfeksiyonları, gonore) gibi nedenlerle erken boşalma görülebilir. Boşalmanın kontrol edilememesi kaygı ile birlikte görülebilir. Hem kaygı hem boşalma sempatik sinir sisteminin idaresi altındadır. Araştırmalar özellikle yaşam boyu erken boşalma öyküsü olan kişilerde biyolojik bir yatkınlığın olabileceğini vurgulamaktadır. Cinsellikle ilgili suçluluk, kişiler arası aşırı duyarlılık, mükemmelliyetçilik veya cinsel performansla ilgili gerçekçi olmayan beklentiler diğer psikolojik faktörler arasında sayılabilir. Bazı olumsuz kültürel şartlanmalar da bu duruma yol açabilir. İlk cinsel deneyimlerini genelevde edinen bir erkek bir an önce cinsel eylemi sonlandırmaya koşullanmış olabilir ya da aile evi, evin arkadaşlarla paylaşılması gibi yakalanmanın utanç verici olabileceği durumlarda bir an önce orgazma ulaşmaya çabalamaya alışmış olabilir. Bazen de “sertleşir sertleşmez boşalmak gerektiği” yanlış inancına sahip olabilir. Stresli bir ilişki de durumu körükleyebilir.


Diğer cinsel işlev bozuklukları ve cinsel bozukluklar
Cinsel ilişki bağımlılığı, cinsel birleşme sonrası keyifsizlik, tamamlanmamış evlilik (evlilikte cinsel birleşmenin hiç olmaması), cinsel birleşme sonrası başağrısı, masturbasyon ağrısı gibi bazı durumlar da nadiren ortaya çıkabilir.

Kısırlık


--------------------------------------------------------------------------------

Hazırlayan:Dr. Murat Çakan, SSK Dışkapı Eğitim Hastanesi 2. Üroloji Kliniği

Kısırlık herhangi bir korunma olmadan, yani eşlerin istemelerine rağmen 1 yıl içerisinde çocuk sahibi olamamalarıdır. Kabaca, nedenlerin üçte birinde erkekte, üçte birinde kadında ve üçte birinde de her ikisinde de bozukluk vardır. Yani hastalık yarı yarıya erkektedir. Ülkemizde kadınlar bu konuya daha mantıklı yaklaşmakta ve böyle bir durumda Kadın-Doğum uzmanına rahatça başvurmaktadır. Buna rağmen erkekler hem Üroloji uzmanına çok daha az başvurmakta hem de yanlış yere kadınları suçlamakta ve dolayısıyla tedavi gecikmektedir. Bazen de bu yanlış düşüncenin sonucunda çok rahatlıkla tedavi edilebilecek hastalıklar nedeniyle ayrılıklar olabilmektedir. Bundaki asıl yanlış düşünce erkeklik ile kısırlığın birbirine karıştırılmasıdır. Oysa erkeklik erkek hormonu tarafından sağlanan bir durumdur. Oysa kısırlıkta bu hormonun bozukluğu çok nadirdir. Yani bir erkeğin cinsel gücü tam olmasına rağmen kısırlık durumu hatta hiç üreme hücresi olmaması durumu olabilmektedir.


Erkekte kısırlık yapan nedenler çok çeşitlidir
Kabaca ya yumurtalıkları etkileyen çeşitli hastalıklar vardır ya yumurtalıkların kendisi bozuktur ya da kanallarda tıkanıklık vardır. Bunlardan hangi nedenin var olduğuna ve tedavisinin nasıl olacağına ancak bir üroloji uzmanı karar verebilir. Asıl bilinmesi gereken bir hususta şudur: kısırlık durumunda erkekte sadece usulüne uygun yapılmış bir meni tetkiki ile erkekte bir bozukluk olup olmadığı saptanabilmektedir. Ancak bu tetkikin güvenilir bir laboratuvarda ve usulüne uygun yapılması gereklidir. Şüpheli durumlarda yeni meni tetkikte yaptırılabilir. Bu tetkikin güvenilir olarak yapılabileceği merkezler konusunda hekimlerden yardım alınmalıdır. Bu tetkikin sonuçlarına göre Üroloji uzmanı tarafından gerekli tahlil ve tedaviler yapılır.


Son yıllarda kısırlık konusundaki en önemli gelişme ‘yardımcı üreme teknikleri’ denilen ve genelde halk arasında kabaca ‘aşılama’ veya ‘tüp bebek’ denilen uygulamalardır. Aslında burada tek bir uygulama yoktur. Eşlerdeki hastalığın durumuna göre bazen erkeğin menisi yıkanıp bir tüp ile kadının rahmine verilmekte; bazen kadının yumurtası ile erkeğin üreme hücresi dışarıdaki uygun bir ortamda yan yana konularak veya erkeğin hücresi yumurtanın içine verilerek tedaviler yapılmaktadır. Bunlar hem belli bir tecrübe gerektiren, hem belirli bir maliyeti olan ve hem de sabır gerektiren işlerdir. Bu konuda hekimlerle çok yakından işbirliği yapmak gerekmektedir. Bu işlemler, gereğinde birçok kereler tekrarlanabilmektedir. Burada özellikle kısırlık ile uğraşan üroloji ve kadın doğum uzmanlarıyla görüşmek önemlidir. Bu konuda bazen hastalar veya çevresindekilerin kafasında bazı tereddütler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi alınan erkek hücresinin başka erkeğe ait olabileceği endişesidir. Bu düşünce tamamen gerçek dışıdır. Çünkü bu tedavilerde amaç eşlerin tedavisi ile çocuk sahibi olunmasıdır. Ayrıca, bu işlem hukuka ve tıp kurallarına da aykırı bir durumdur ve bu nedenle yapılması mümkün değildir.

Bazı kanser hastalarında verilen ilaçlar üreme hücrelerini çok bozduğundan tedaviden önce üreme hücreleri alınarak dondurulmakta ve daha sonra gereğinde kullanılabilmektedir.

Kısırlık nedenleri konusunda genel olarak şunlar söylenebilir
Sigara, alkol, aşırı stres, sıcak ortamlarda çalışmak (fırın, ocak gibi), toz-boya-dumanlı ve benzeri ortamlarda çalışmak, yumurtaları aşırı sıcak tutucu kot benzeri giysiler giymek, üreme hücreleri üzerinde zararlı etkiye sahiptir. Kullanılan pek çok hastalığa ait ilaçlarında üreme hücreleri üzerinde bozucu etkileri vardır.


Ülkemizde en sık karşılaşılan kısırlığa yol açan hastalıklardan birisi de yumurtalıkların torbalara inmemesidir. Yeni doğan erkek çocukların bazısında yumurtalıklar torbaya inmemiş olabilir. Bu durumda bir üroloji uzmanı ile görüşmek aydınlatıcı olabilir. Bu çocukların çoğunda 1 yaşında yumurtalıklar torbaya iner. Eğer hala torbalara inmemişse MUTLAKA bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü bu dönemde tedavi edilmezlerse yumurtalıklarda kalıcı hasar meydana gelir ve kısırlık oluşabilir. Yumurtalıkların daha sonraki yaşlarda torbaya inmesi gerçekleşse dahi kısırlık oluşabilir. Ayrıca özellikle karın içerisinde kalan yumurtalıklarda yumurtalık kanseri gelişme ihtimali normal yumurtalıkdan çok daha fazladır.

Torbalarda solucan gibi kıvrım-kıvrım damarların oluştuğu bir hastalık olan ‘varikosel’ çok sık karşılaşılan ve kısırlık nedenleri arasında bulunan bir hastalıktır. Mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmak gereklidir. En önemli etkileri yumurtalıkda ağrı ve kısırlıktır. Bazen tedavisi gerekmez ve takip edilir. Kesin tedavisi ameliyattır ve kısırlık nedenleri arasında tedaviden en iyi sonuçların alındığı bir hastalıktır.

Bazen aileler erkek çocuklarının cinsel organın küçük veya kıllarının az olduğu gibi şikayetlerle üroloji veya çocuk uzmanlarına başvurmaktadır. Bazen (özelliklede şişman çocuklarda) cinsel organ küçük sanılabilir. Ancak böyle bir şüphede hekime mutlak başvurulmalıdır. Çünkü çok önemli hormon bozuklukları bulunabilir ve bunların tedavisi şarttır.


Prostat Nedir ve Nerelerde Yer Alır?


Prostat kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. Mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. Prostatın tam merkezinden üretra denilen mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan kanal yer alır. Ejekülasyon (cinsel boşalma) sırasında prostatı çevreleyen kaslar seminal sıvıyı üretraya doldurur. Seminal sıvı üretra boyunca penis ucuna kadar gelerek buradan dışarıya akar.
Prostat büyürse içinden geçen üretrayı sıkıştırarak idrar akışını zorlaştırabilir hatta tamamen durdurabilir. Bu nedenle prostat kanserinin belirtilerinden birisi idrar yapmakta güçlüktür.

Prostat bezinin yanından penise giden ve peniste sertleşmeyi kontrol eden bir grup sinir lifleri geçer. Ameliyat sırasında bu sinirler zedelenip sonuçta peniste sertleşme güçlüğü (impotans) gelişebilir. Son yıllarda bu ameliyat sırasında bu sinirleri koruyucu teknikler geliştirilmiştir. Ancak bu sinirleri koruyucu yöntemlerin uygulanabilmesi tümörün boyutuna ve prostat içerisindeki yerleşimine bağlıdır. Eğer radikal prostat ameliyatı size bir seçenek olarak sunulmuşsa kararınızı verirken bu olasılığı akılda tutmanızda yarar vardır.

Ancak, impotans gelişse bile günümüzde bunu değişik yöntemlerle tedavi etmek mümkündür.

Prostat Kanseri Nedir?

Bütün vücut dokularında hücreler kendilerini belirli bir kontrol mekanizması içerisinde yenilerler. Böylece zedelenen doku tamir edilir, yenilenir. Kontrol dışı çoğalan hücreler tümör adı verilen hücre topluluklarını oluşturur. Bazı tümörler büyümelerine karşılık köken aldıkları dokuda sınırlı kalırlar ve komşu organlara ilerlemezler. Bunlara benign (selim, iyi huylu) tümörler denir. Diğer bir kısmı ise sadece büyümekle kalmayıp komşu organlara uzanma ve onları da tahrip etme potansiyeline sahiptir. Bu tür tümörler kan ve lenf dolaşımı ile köken aldıkları yerlerden uzaktaki organlara da sıçrayabilirler. Bu tür tümörlere malign (habis, kötü huylu) tümör yada kanser denir. Kanser hücreleri köken aldıkları malign tümörden ayrılabilir, vücutta dolaşarak yeni yerleştikleri yerlerde de çoğalabilirler. Bu şekilde köken aldıkları organ dışına sıçramış ve oralarda büyümekte olan tümörlere metastaz denir.
Prostat Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

Prostat kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırıcılar aşırı yağlı yiyecekler gibi çevresel faktörlerin etkisi olabileceğini düşünürken, bir başka grup araştırıcı prostat kanserinin genetik (kalıtsal veya ailevi) nedenlerle gelişebileceğini öne sürmektedir. Nedeni ne olursa olsun, prostat kanserinde bugün için kabul edilen en önemli risk faktörü yaşlanmadır. Prostat kanseri gelişme riski 50 yaşından sonra artmaya başlar.
Sizde Prostat Kanseri Olabilir

Eğer siz ya da ailenizden biri 50 yaş üzeri bir erkek ise kendiniz için yapabileceğiniz ya da o aile üyesine önerebileceğiniz en önemli şeylerden birisi prostat kanseri açısından incelenmektir. Prostat kanseri erkeklerde en sık saptanan kanserdir ve kansere bağlı ölümlerin ikinci sık nedenidir.
Kim Risk Altındadır?

Eğer yeterince uzun yaşarsa hemen tüm erkeklerde prostat kanseri gelişir. Yaş arttıkça prostat kanseri gelişme riski artar. Prostat kanserlerinin %85'i 65 yaşın üzerindeki erkeklerde saptanır. Ancak, bazı erkeklerde çok daha erken yaşlarda prostat kanseri gelişebilir. Henüz bilemediğimiz nedenlerden ötürü Afrika kökenlilerde prostat kanseri gelişme riski daha yüksektir. Asya kökenliler bu açıdan daha düşük risk taşımaktadırlar.
LÜTFEN MUAYENE OLUN: ERKEN TANI HAYATINIZI DEĞİŞTİRİR!

Prostat kanseri genellikle çok yavaş büyür. Yıllarca hiç belirti vermeyebilir. Bir çok erkek prostat kanseri olduğunu öğrenemeden başka hastalıklar sebebiyle ölür. Diğer taraftan bir kısım hastada ise prostat kanseri erken, orta ya da geç dönemde iken saptanır.

Prostat kanseri erkeklerdeki en sık kanserdir ve çok sinsi seyreder. Maalesef bir çok hastada hiç bir belirti vermeyebildiği gibi hiç bir yakınmaya da yol açmayabilir. Bu nedenle sizin ya da 50 yaş üzeri aile üyesi diğer erkeklerin bu hastalık için doktora başvurması ve izleyen yıllarda da düzenli kontrolden geçmeleri çok önemlidir.

Prostat kanserinde tedavinin amacı yaşamı uzatmak ve ailenin ve toplumun aktif bir üyesi olarak yaşanmaya değer hale getirmektir. Ancak hastalık ilerledikçe başarılı tedavi tanımı değişir. Erken evredeki prostat kanserinin başarılı tedavisi genellikle bunun kesilip çıkartılması ve hastalığın tamamen ortadan kaldırılması ile özdeştir. Buna karşın ilerlemiş prostat kanserinintedavisi ise yakınmaların ortaya çıkışının geciktirilmesi ve ya engellenmesi (bazen yıllarca) anlamına gelir. Bu nedenle prostat kanserinin tam olarak tedavisi hastalığın erken dönemde yakalanması ve uygun biçimde tedavi edilmesi ile mümkündür.

Bilinçli ve bilgili olmak başarılı tedavinin birinci basamağını oluşturur. Bu kitapçık prostat kanseri ve tedavi seçenekleri konusunda sizi bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Öncelikle bilmeniz gereken konu tüm erkeklerin risk altında olduğu; prostat kanserinin başarı ile savaşıp yenebileceğiniz bir hastalık olduğu ve bu hastalık için tedavi alırken bile aktif yaşantınızı sürdürebileceğinizdir. Ayrıca tetkik edilmenin şart olduğu da kavramanız gerekir, çünkü tedavi edilmeden önce sizde hastalık olup olmadığının bilinmesi gerekir.


Erkek üreme organlarına ilişkin sorunlar



--------------------------------------------------------------------------------

Hazırlayan : Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu

Testislerin ve skrotumun karnın dışında yer alması onların örselenme riskini artırır. Ancak tıbbi sorunlar açısından kolay muayene olanağı sağlar. Diğer bütün yakınmalarda oluğu gibi üreme sistemine ilişkin sorunlarda da erken tanı konulması ve uygun yaklaşımlarla kalıcı olumsuz etkiler görülmeden çözümler getirilebilmektedir. Utanma, korku ya da diğer gerekçelerle çözüm arayışlarındaki gecikmeler onarılması olanaksız durumlar yaratabilmektedir. Bu nedenle aşağıdaki yakınmalar söz konusu olduğunda bir uzman hekime başvuruda gecikilmemesi gerekmektedir:
Tek ya da her iki testiste ani ya da giderek artan sancı, ağrı.
Skrotum içinde testislerin birinin yukarı çıkması
Skrotumda şişlik ya da şişkinlikler
Skrotum içinde iki yerine tek testis bulunması.
Sünnetsiz penis ucunda ağrılı şişme
İdrar yaparken ağrı, zorluk, yanma duygusu ve ateş.
Erkek çocukların 2 yaşından önce testisleri skrotuma inmiş olmalıdır.
Bu ve benzeri soru ve sorunlar konusunda uzman hekime danışmak duygusal rahatlama sağlayacak, sorunun bir an önce çözümüne yardımcı olacak ve kalıcı olumsuz etkilerin oluşmasını önleyecektir.
 

 

 

Web Tasarım Tolga Yıldırım