Horlama hastalığı
Normal erişkin inanların en az
%45'i zaman zaman horlamaktadır. Bu şikayet %25'inde
sürekli bir haldedir. Harlama problemi en sık şişman
erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün
artar. 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz
geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu
yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlandır
(sırt üstü yatarken horlama daha çok artar). Çene ve
boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen
cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile
çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar
bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma
alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef
horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm
bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.
HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?
Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda
ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir.
Dilen arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu
kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden
daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne
geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama
ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki
problemlerden en az birine sahiptir.
1. Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek
kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru
kaymasına engel olamaz. Bu olaş alkol ya da ilaç alarak
gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması
ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında
gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.
2. Boğazdaki dokuların aşın büyük olması. Büyük bademcik
ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama
sebebidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep
olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu
yolla horlama yapabilmektedir.
3. yumuşak damak ve küçük dilin aşın sank ve uzun olması
boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı
için bir valv gibi horlamaya neden olur.
4. burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde
aşın vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen
dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık
iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu
durum neden bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde
veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah
etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun
tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun
orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır.
Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılandır.
HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?
Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde
tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin
diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu
tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde
istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olarak evet!
Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür.
Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşın horlayan
kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha
sık görülür. Horlamanın en ağır formu "tıkayıcı tipte
horlama hastalığıdır." "uyku apnesi" olarak bilinen bu
hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle
kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10
saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir
saat içinde 7'den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde
tehdit eder. Bu duruda doktorunuzun size bir uyku
merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli
(nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa
tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan
oksijen düzeyi aşın oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu
dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır.
Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde
yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı
tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az
bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin
faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden
geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz
geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında
uyuklamalar görülecektir.
HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin
horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere
uyulmalıdır.
1. İyi bir adale tonu su kazanmak için sportif bir yaşam
biçimi seçilmeli.
2. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve
antihistaminik denilen alerji ilaçlarını uykudan önce
almamalı.
3. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı. 4.
Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı. 5. Aşın
yorgunluktan sakınmalı
6. Uykuda yana yatmak tercih edilmeli
7. Yatağınızın başı daha yukarıda olmalı (10 cm.)
8. Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya
geçmeleri için onlara süre tanıyın. Horlama kişi ve
ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile
görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında
nefes alamama problemi olduğunda (yüksek sesli horlama
nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) doktorunuza
baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horama
hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı
muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan
kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı
çalışmaları değerlidir.
Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu alerji veya
enfeksiyon tedavisi gibi basit ya da bademcik, geniz eti
veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir
biçimdedir. Horlama- nefessiz kalma hareketli dokuların
sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini
sağlayan horlama ameliyatlarından
uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı
verilmektedir. Lazer'in kullanıldığı laser-assisted
uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen
bir başka ameliyattır. Yine son zamanlarda geliştirilen
Radyo frekans cihazıyla da horlamaya neden olan hava
yolu daralmalarını bu bölgelere uygulanan radyo
dalgaları sayesinde küçültülmesi lokal anestezi altında
yapılabilen bir müdahaledir. Uygun vakalarda ayaktan
uygulanabilecek bir yöntemdir. Cerrahinin çok boğaza
riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarında
boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP)
uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı
tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik
ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda
cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok
önemli yararlar ağlayacaktır.
Unutmayın: horlama nefes almanın tehlikeli biçimde
kesilmesidir. Horlama komik değildir, umutsuz hiç
değildir.
Neden Horluyoruz?
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Op. Dr. Tamer Haliloğlu - Alman Hastanesi
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Departmanı
Horlayan uykusunda rahattır, ancak dinleyicileri
rahatsız eden bir durum ortaya çıkar. Horlama can sıkıcı
olduğu gibi aynı zamanda tıbbi bir sorundur. Ancak
günümüzde gürültülü horlamanın bazı fizyolojik
anormallikler ile ortaya çıktığı kabul edilmektedir.
Araştırmacılar, ilk olarak bademcikler etrafındaki
anatomik oluşumların ve damak anormalliklerinin uykuda
hava yollarında tıkanıklığa yol açtığını gösterdiler.
Hava sütununun hızla hareketi gevşemiş dokuları
özellikle yumuşak damağı ve bademcikler etrafındaki
dokuları titreterek horlama diye tanımladığımız sesin
kaynağını oluşturur.
Son çalışmalar horlamanın sosyal önemine ilave .olarak
bir sağlık problemi olduğunu gösterir. Yetişkin
insanların %10'u yan odadan duyulacak şekilde horlar.
Ayrıca horlama her iki cinste yaşta doğru orantılı
olarak artar. Erkeklerde 20 kadınlarda 40 yaşından Sonra
görmek mümkündür. Epidemiolojik çalışmalara göre 60
yaşını geçmiş erkeklerin %40 ila 50 'si horlar.
Horlamanın zamanla şiddetinin arttığı ve küçük bir grup
hastanın da uykuda hava açlıklığı hastalığına (sIeep
apne) kadar ilerlediği saptanmıştır.
Üç-dört oda ileriden hatta diğer evden duyulan
horlamaları biraz abartmış olsak da diğer odaya kaçıran
horlamaların oluşum mekanizması şöyledir: Uykuda hava
açlığı hastalığı ve horlama, şiddette farklı olmalarına
rağmen birbirlerine benzerler. Belli başlı iki sorun
vardır. Birincisi; bu hastalarda dar ağız hava yolu ile
uzun küçük dil ve geniş bademciklerdir.
Bu anormallikler horlayan hastaların %90'ından
fazlasında görülür. İkincisi; büyük dil, çene kemiğinin
küçük olması, uyku sırasında hava yolunu tutan kaslarda
negatif basınç artışıyla çöküşe varan durumun
oluşmasıdır.. Nefes alındığında damak geriye aşağıya yan
farenks duvarlarına doğru çöker. Bu bulgulara alınan
alkol hipotonikler, transklizanlar ve antihistaminikler
kas tonusunu düşürerek artırıcı etki yaparlar.
Alkolün bu etkiyi iki yolla artırır: Hava Yolunu taşıyan
kasların tonusunu düşürmek ve uyandırma merkezinin
hassasiyetini azaltmak. Horlamanın genelde derin uykuda
en şiddetli olmakla birlikte REM (rapid eye movement)
döneminde sürekli görülmediği bildirilmiştir. Tıkanmayı
arttıran bir başka faktör uykusuz kalmaktır. Çok
gürültülü horlayan kişilerde anormal artan göğüs içi
basınçla kalp bölgesinde büyüme ve pulmoner damarlarda
kan yığılması görülür. Uykuda hava açlığı hastalığı
olanlarda bu bulgular ciddi sonuçlar doğurabilir.
Konuyla ilgili bir çalışmada 432000 ölümde en sık ölüm
saati sabah 5 ile 6 yani fiziksel aktivitenin en düşük
olduğu uyku sırasında gerçekleştiği görülmüştür.
Çocuklar ile ilgili yapılan çalışmalarda; horlayan
çocuklarda bazı günlük davranış problemleri olduğu
bildirilmiştir. Bir başka çalışmada böyle çocukların %3
ila %4 'ün de bademcik ve geniz eti ameliyatından sonra
anormal olan EKG bulgularının normale döndüğü
görülmüştür. Horlama çocuklar için anormal bir durum
olmakla birlikte bademcik ye geniz eti ameliyatı bu
sorunu genellikle ortadan kaldırmaktadır
Burun Gerisine Akıntı
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun
Cerrahisi Vakfı
Burun Gerisine Akıntı (BGA) boğazda akıntı toplandığını
hissetmek veya burnun gerisinden akıntının aktığının
farkına varmaktır. BGA egzersiz, kalın salgı veya boğaz
kasları ve yutma ile ilgili sorunlardan ötürü de ortaya
çıkabilir.
Normal olarak, burnu ve sinüslerin içini kaplayan salgı
bezleri günde 250-500 ml. salgı üretmektedir. Bu
mukozanın yüzeyinde ancak mikroskopla görülebilen
hareketli küçük kıllar vardır. Bunlar salgının geriye
doğru hareket etmesini sağlar. Daha sonra bu bilinçsiz
olarak farkına varmadan yutulur. Bu salgı zarları
ıslatır ve temizler, enfeksiyonlara karşı savaşır. Bu
salgının üretilmesi ve temizlenmesi sinirler, kan
damarları, salgı bezleri, hormonlar, ve küçük kılcıklar
arasında ki ilişkiye bağlıdır.
NORMAL OLMAYAN SALGlLAR
Artmış ince ve temiz salgı soğuk algınlığı, grip (üst
solunum yolu viral enfeksiyonu), alerji, soğuk hava,
parlak ışık, bazı besinler ve baharatlar, gebelik ve
hormonal değişiklikler, doğum kontrol hapları ve bazı
tansiyon ilaçlarının da içinde olduğu ilaçlar, ve burun
içi kemik eğriliği gibi durumlarda görülür.
Vazamotor rinit allerjik olmayan aşırı salgılı ve tıkalı
burun şikayeti yapan bir hastalıkdır. Artmış kalın salgı
sıklıkla kış aylarında nemlendirme yapılmadan ısıtılan,
nemin düştüğü ev ve binalarda görülür. Bunun yanında
sinüs ve burun enfeksiyonlarında ve kümes hayvanlarının
ürünlerine karşı oluşan allerjilerde de görülmektedir.
Eğer soğuk algınlığında ki salgı zaman içinde kalınlaşıp
sarı, yeşil renk almaya başlıyorsa muhtemelen
bakterilerin yol açtığı bir cismin belirtisi olabilir
(fasulye, bezelye, bir parça kağıt, oyuncağın bir
parçası v.b.) Salgının azalması aşağıda ki nedenlerden
birinden dolayı olabilir:
Uzun süre çevreye ait tahriş edici maddelere maruz
kalmak burnu kurutup zarların zarar görmesine neden
olabilir (sigara dumanı, endüstriel dumanlar, araba
dumanları). Salgı azaldığında normalden daha kalındır ve
yanlış olarak artmış hissi verir.
Yapısal bozukluklar (burun septumu düzensizlikleri) hava
akımını değiştirerek burun zarlarının kurumasına neden
olur.(Yapısal bozukluğa bağlı olarak salgıyı arttırır
veya azaltır.)
Yaşın ilerlemesiyle mukus zarlar büzüşür ve kurur. Bu
normalden daha az ve kalın salgı yapılmasına ve kişinin
BGA hissine kapılmasına yol açar.
Diğer az rastlanan nedenler de zarlarda değişiklik
yaparak bu hisse neden olurlar.
YUTMA PROBLEMLERİ
Yutma ağızda ki sıvı ve katı gıdaların yemek borusuna
geçmesinden oluşan karmaşık bir olaydır. Bu ağızdaki,
boğazdaki ve midedeki sinir ve kasların koordinasyon
içinde çalışması ile olur. Yutma problemleri katı veya
sıvı gıdaların boğazda birikmesine daha sonra ses
tellerinin olduğu bölgeye dökülmesine ve bunun sonucunda
ses kısıklığı, boğaz temizleme hissi veya öksürük ortaya
çıkabilir.
Yutma güçlüğünün birçok nedeni vardır: Yaşla birlikte
yutma kasları hem güçlerini hem de koordinasyon
yeteneklerini kaybederler. Bundan dolayı bazen normal
salgı bile mideye geçemeyebilir.
Uyku sırasında yutkunma daha az olur ve salgı ağızda
birikir. Uyanırken öksürme veya boğaz temizleme hissi
duyulabilir
Her yaşta sinirlilik ve stres boğaz kaslarında kasılmaya
ve bunun sonucunda boğazda birşey varmış hissine neden
olmaktadır. Sıksık boğaz temizlemek tahrişi daha da
arttırarak durumun kötüleşmesine neden olur. Besinlerin
geçtiği yol üzerindeki büyümeler veya şişlikler katı ve
/veya sıvı gıdaların geçişini yavaşlatır veya engeller.
Yutma bozuklukları midedeki besinlerin veya asidin yemek
borusuna veya boğaza geri geldiği Gastroözafageal Reflü
(GER) veya Larengofarengeal Reflu (LPR) olarak
tanımlanan durumundan da kaynaklanabilir. Yanma hissi
hazımsızlık ve boğazda rahatsızlık belli başlı
bulgulardır ve bunlar özellikle yemek yedikten sonra
yatınca daha da artmaktadır. Yemek borusu ile midenin
birleşim yerinde meydana gelen torba şeklindeki
fıtıklarda buna neden olur.
TEDAVİ
Tedaviye başlamadan önce mutlaka teşhis konulmalıdır. Bu
detaylı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi ve muhtemel bazı
laboratuar, endoskopik ve röntgen çalışmalarını
içermektedir.
Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotikler ile tedavi
edilir ancak bunlar geçici bir iyileşme sağlar. Kronik
sinüzite kapalı sinüslerin ağzını açmak için yapılacak
cerrahi bir müdahaleye ihtiyaç vardır.
Allerji; sebebini ortadan kaldırmakla kontrol
edilebilir. Antihistaminikler ve dekonjestanlar,
kromolin ve steroid burun spreyleri, diğer şekillerdeki
steroidler ve hiposensitizasyon (aşı tedavisi) tedavi
için kullanılabilir. Ancak bazı antihistaminikler
kurumaya neden olup salgıyı daha da kalınlaştırırlar.
Dekonjestanlar kan basıncının artmasına, kalp ve tiroid
rahatsızlıklarının şiddetlenmesine neden olurlar.
Steroid spreyler tibbi kontrol altında genellikle
yıllarca güvenle kullanılabilir. Ancak kısa dönemde yan
etkisi olmayan ağızdan alınan ve enjeksiyonla verilen
steroidlerin uzun dönem kullanımlarında muhakkak sıkı
bir kontrol ve gözlem yapılmalıdır.
Gastroözafageal Reflü tedavisine yatağın baş tarafını
12-15 cm kaldırmak, az ve sık yemek yemek, alkol ve
kafeinin yasaklanması, yorucu olmamak şartıyla spor
yapılması gibi yaşamı düzenleyici önerilerle başlanır.
Antiasit veya bu hastalıkda çok etkili olan mide asit
üretimini durduran ilaçlar doktor kontrolunda
verilmelidir. pH ölçümü gibi kesin teşhis yöntemleri
vardır..
Yapısal bozukluklar cerrahi uygulama gerektirir. Septum
deviasyonu sinüslerin normal olarak boşalmasını engeller
ve kronik sinüzite neden olur. Septumdaki bir çıkıntı
tahrişe ve anormal salgıya sebeb olacaktır. Septumdaki
bir delik kabuk bağlamaya neden olur. Genişlemiş veya
şekli bozulmuş konkalar (burnun yan duvarlarında çıkan
ve hava akımının ayarlıyan, nemlendiren yapılar) veya
polipler (enfeksiyon, allerji veya tahriş sonucunda
oluşan selim büyümeler) de aynı şikayetlere yol
açabilir.
Her zaman bir neden bulmak mümkün olmayabilir. Tıbbi
tedavi cevap vermezse hasta cerrahi tedaviye karar
vermelidir.
Bazı durumlarda özel bir neden bulunamaz.
Düzeltilebilecek bir hastalık yoksa tedavi daha kolay
akabilmesi için salgının inceltilmesi yönünde olur. Bu
daha ziyade sıvı alımı yetersiz olan yaşlı kişiler için
geçerlidir. Bu hastalar günde en az sekiz bardak su
içmeliler, Kafeini bırakmalılar ve eğer uygunsa idrar
söktürücü kullanmamalıdırlar. Salgıyı inceltecek
guaifenesin veya organik iyot kullanıldığında tükrük
bezlerinde şişme veya vücutta döküntü gelişirse ilaç
kesilmelidir.
Burunun su ile yıkanması kalın ve azalmış salgının
düzeltilmesine yardımcı olur. Bu burun için yapılmış
özel cihazlarla günde iki ila altı defa uygulanabilir.
Sıcak suyun içine yemek sodası veya tuz ilave edilerek
bu sıvı yapılabilir. Son olarak da reçete gerektirmeyen
basit tuz çözeltiler burnu nemlendirmek için kullanılır.
KRONİK BOĞAZ KIZARIKLIĞI (FARENJİT)
BGA sıklıkla kırmızı, tahriş olan bir boğaza neden olur.
Boğaz kültürlerinden genellikle bir sonuç alınmaz ama
bademcikler ve diğer dokular şişerek rahatsızlığa neden
olurlar. BGA tedavi edildiğinde bu olayda ortadan
kalkacaktır.
Astma Türleri
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayanlar : Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu
Türk Akciğer Hastalıkları Vakfı
Astma hastalığı; belirti ve bulguların özellikleri,
hastalığı ortaya çıkaran etkenler ve tedaviye yanıta
göre değişik türler gösterebilir.
ALLERJİK ASTMA:
Bu tür hastalar atopik bünyelidir. Alerjen türü bazı
maddelere karşı kanlarında IgE türünde bağışıklık ürünü
bulunur. Deri testleri ile sorumlu alerjenler tespit
edilir. En sık rastlanan alerjen türleri: Bazı ağaç
(Huş, fındık, zeytin gibi); ot polenleri; ev tozu içinde
bulunan Mite'lar; bazı hayvanlar ve nihayet daha çok
rutubetli yerlerde bulunan mantar sporları şeklindedir.
Alerjik astmalı hastaların çoğunda gözlerde kaşıntı,
yanma, burunda tıkanıklık, geniz akıntısı, aksırma
nöbetleri ve deride egzema dediğimiz hastalık
bulunabilir.
Bize başvuran astmalı hastaların çoğu kendilerinde
alerjik nezle veya astma olduğunu söylerler. Bir hastada
alerjik astma olup olmadığını anlayabilmek için, bazı
soruların cevaplarıma gereksinim vardır. Bunlar:
1) Hastalık belirli mevsimlerde mi oluyor? Yoksa devamlı
mı?
2) Evinde kedi, köpek, kuş gibi hayvanlar var mı?
Evinden ayrılınca hastalık belirtileri kayboluyor mu?
3) İş yerinden ayrılınca, hastalık belirtileri azalıyor
mu?
4) Evde temizlik yapıldığı günlerde, hastalığı artırıyor
mu?
5) Yatak yapılırken belirtiler hemen ortaya çıkıyor mu?
6) Samanlığa, ahıra gidince belirtiler ortaya çıkar mı?
7) Nemli, rutubetli yerlere (Bodrum gibi) girince
hastalık belirtileri meydana geliyor mu?
Bu soruların yanıtlarına göre hastaya dokunabilen
alerjen hakkında bir fikre sahip oluruz. Tabii bunun
ispatlanması gerekir. İkinci adım, deri testlerinin
yapılmasıdır. Burada, belirli oranlardaki alerjenler,
hastanın derisinin içine injekte edilir. Örneğin,
belirli polenlerden, mite'lardan yapılmış antijenler.
Bunların pozitif çıkması anlamlı olabilir. Sonra
hastanın kanında bunlara karşı bağışıklık ürünü IgE
araştırılır.
EGZERSİZ ASTMASI:
Astma'lılar, yakınları ve hatta bazı doktorlar bu
hastalıkta; egzersiz yani spor yapılamayacağına
inanırlar. Bu inanış doğru değildir. Aksine, özellikle
yüzücülükte olimpiyat şampiyonu olan astma'lılar vardır.
Isınmadan yapılan ağır egzersiz sırasında, ağızdan soluk
alınıp verildiğinden, içeriye giren soğuk hava,
bronşları hem kurutur ve hem de tahriş ederek
daralmasına sebep olur. Halbuki, ısınma hareketinden
sonra, borun yoluyla solunduğunda, soğuk hava borunda
hem nemlendirilmiş ve hem de ılıtılmış olacağından
hastaya zarar vermez. Astma'lıların en başarılı olduğu
spor dalları, yüzme, bowling ve bisiklet sporlarıdır.
Yüzme sırasında ağız suya yakın olduğundan, içeriye
çekilen havanın nemli olmasının, hastaya zarar yerine
fayda verdiği sanılıyor. Atletizmin koşu dalı özellikle
kış aylarında astma'lılar için iyi değildir.
Eğer bir astma'lı hiç ısınmadan ağır bir egzersiz
yaparsa, yaklaşık 6 dakika sonra nefesinde daralma
başlar ve bu bir saate kadar devam eder. Tersine,
egzersizden önce bronş genişletici (örneğin; Ventolin
veya Bricanyl gibi) spreyden iki nefes çekerse ve
ısınına hareketi yaparsa, rahatlıkla egzersize devam
eder.
Spor yapacak olan hastaların bazı noktalara dikkat
etmesi gerekir. Ağır egzersiz gerektiren spor dallarını
(Basketbol, futbol, atletizm, buz dansı, kayak vs.)
tercih etmemelidir. Soğuk ve kuru havalarda spor
yapmamalıdır. Eğer bu şartlarda spor yapmak zorundaysa,
ağız ve burnunu maske veya eşarp ile kapatmalıdır.
Mutlaka, ısınma hareketleri yapmalıdır. Egzersizden önce
bronş açıcılardan birisini kullanmalıdır.
Spor hekimliğinde, astma'da ağız yoluyla kullanı1an
bronş açıcılar ve kortizonlu tabletler doping ilacı
olarak kabul edilmesine karşın; soluma yoluyla alınan
bronş açıcılar ve kortizonlu spreyler doping ilaçlan
sınıfına girmez.
MESLEKSEL ASTMA: Bu konuda bilinmesi gereken bazı
gerçekler vardır.
1) Mesleksel astma'nın mutlaka allerjik türde olması
şart değildir. tş ortamındaki boya kokulan ve kimyasal
madde solunması sadece tahriş mekanizmasıyla astma
yapabilir.
2) Bünyesi hassas ve allerjik olanların mesleksel
astma'ya tutulma şansı fazladır
3) Mesleksel astma, işe başlar başlamaz olabildiği gibi,
işten ayrıldıktan 5-8 saat sonra da başlayabilir. Biz
buna geç reaksiyon diyoruz. Bronş genişleticiler, erken
astma'ya etkili olduğu halde; geç türdekine yarar
sağlamaz. Buna karşın kortizonlu spreyler geç reaksiyonu
kontrol altında tutar. Cromolyn sodium (İntal, Kromolin)
hem erken ve hem de geç reaksiyonu önlemede yararlıdır.
4) Mesleksel astma tanısında sadece iş yeri hakkında
bilgi almak yetmez. İşçinin evinde de, astma'yı başlatan
etkenler (Ev hayvanlan, mite'lar) sorumlu olabilir.
5) Her mesleksel astmalının nedenlerini tam olarak
bilemiyoruz. Ancak, çalışanın iş yerinde rahatsız
olduğunu gösteren, basit akciğer fonksiyon testi
aletleri (pefmetre) vardır. Ama kişi sigara içiyorsa, bu
ölçümlerin değeri pek güvenilir olmaz. En sık astma
yapan meslek dal1an ve iş yerleri Tablo II'de
gösterilmiştir.
Mesleksel astma'nın tedavisinde yapılacak ilk şey,
hastalığı yapan etkenin saptanmasıdır. Kişi kendini
bundan koruyabiliyorsa mesele yoktur. Korunamıyorsa,
mesleğini değiştirmek zorunda kalabilir.
GECE ASTMASI:
Normal insanlarda bile, geceleyin vücudun 1dereceye
kadar soğuması, bronşların genişlemesinden sorumlu
hormonların kan seviyesinde azalma ve aksi
niteliktekilerin yükselmesi gibi nedenlerle soluk
yolları daralır. Bu daralış astma'lı hastalarda çok daha
belirgindir.
Unutulmaması gereken önemli bir nokta, astma'lı kişi
gece rahat uyuyamıyor, öksürük ve nefes darlığı ile
uyanmak zorunda kalıyorsa, onun tedavisinde bir eksiklik
var demektir ve bu eksikliğin giderilmesi gerekir. Bu
durumda inhalasyonla alınan kortizonun miktarı artırılır
veya uzun etkili bronş genişleticiler kullanılır.
TABLO : EN SIK ASTMA YAPAN MESLEK DALLARI
Fırıncılar, un değirmenlerinde çalışanlar
Kimya ve petrol endüstrisinde çalışanlar
Deterjan endüstrisi
Kaynak, lehim, kromaj atölyeleri
Tahıl, silo ambarlarında çalışanlar
Deney hayvanları laboratuarında bulunanlar
Yağ ve gıda sanayii (ör:'Hint.yağı, kahve üretimi vs.)
İlaç sanayi: Antibiyotikler
Plastik, reçine, lastik sanayii
Poliüretan sanayii (Toluene diisocyanate)
Basımevleri, tekstil sanayii, marangoz ve mobilyacılık.
MIDE (GASTRİK) ASTMASI: Mide fıtığı dediğimiz durumda,
midenin içeriği gerisin geriye yemek borusunun alt uç
kısmına kaçtığından refleks yolla astma belirtilerini
ortaya çıkar. Ağır ve yağlı yemekler, sigara içme ve
bazı ilaçlar gastrik astma'nın ortaya çıkmasına yardımcı
olur. Bu tür hastalar akşam yemeğini az yemeli,
yataklarının baş kısmını yukarı kaldırmalı ve mide
asidini azaltan ilaçlar kullanmalıdır.
PREMENSTRÜEL ASTMA: Genç kızlarda, adet kanamasından
önceki günlerde hormonal değişiklikler esnasında ortaya
çıkan bir astma türüdür. Tedavi için kadın-doğum
uzmanlarının da yardımları istenir.
RESTORAN ASTMASI: Gıdaların içine konan sülfit,
tartrazin gibi katkı maddeleri ve lezzet vericilerin (glutamat,
soya fasülyesi) ve mantarların yenmesiyle ilgili astma
türüdür. Çoklukla Çin lokantasına gidenlerde görülüyor.
BRITILE ASTMA: En tehlikeli astma türüdür. Daha ziyade
gençlerde görülür. Bu kişiler hastalıklarına önem
vermezler ve zamanında doktora baş vurmazlar. Birdenbire
çok sıkışık durumda hastaneye getirilirler. Tedavileri
çok zordur. Bir nevi astma'dan kurtulmayı intihar
yoluyla yapmak isteyen, sabırsız kişilerdir.
SEBEBİ BİLİNMEYEN ÖKSÜRÜK ASTMASI: Bu tür hastalarda,
genel olarak gripal bir hastalıktan sonra, bir türlü
geçmeyen, günlerce devam eden ve tedaviye yanıt vermeyen
öksürük vardır. Klinik muayeneleri, laboratuar testleri,
akciğer filmleri hep normaldir. Bunlara sorulduğunda,
aile bireyleri. içinde astma veya benzeri hastalıktan
rahatsız olanların bulunduğu; tozlu dumanlı yerlerde
rahatsız oldukları öğrenilir. Özel testler yapılarak,
sadece öksürükle kendisini gösteren astma olduğu
anlaşılır.
KORTİZONA BAĞIMLI ASTMA: Bu hastalardaki belirtiler
ancak, ağız yoluyla kortizon verilmesiyle kontrol altına
alınır. Bu türün bir ileri şekli, kortizona dirençli
astma'dır. Böyle hastalara devamlı yüksek dozda ağız
yoluyla kortizon vermek zorunda kalınabilir.
Sinus ve Sinüzit
Tedavisi
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun
Cerrahisi Vakfı
SİNÜS - AĞRl, BASINÇ, AKINTI
Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce
hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok
şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira
sinüs problemleri için harcanmaktadır (Burunda
dolgunluk, baş ağrısı ve burun akıntısı).
HERKESİN SİNÜSÜ VAR MIDIR?
Evet, yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi
sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan
bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin
içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç
erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder.
Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın
aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun kalem
başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar.
SİNÜSLER NE İŞE YARAR?
Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun,
sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve
sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus
salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde
hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer
havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha
sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur.
İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından
parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü
normal bir vücut fonksiyonudur.
BURUN GERİSİNE AKINTl NE DEMEKTİR?
Burun içi; hava kirliliği tarafından, allerjiye neden
olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler
tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla
mukus üretir. Bu burun zarlarındaki allerjik maddeyi
yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş,
berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru su
gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni
bu olaydır. Bir başka tipte ise mukus yapışkan ve
kıvamlıdır. Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve
zarların yeterince sıvı salgılıyamadığı durumlarda
görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan
enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir
aynı zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya
yeşil olabilir.
SİNÜS NEDİR?
"-it" eki tıpta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder.
Bu nedenle sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya
enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk
algınlığı veya allerjik bir atak sonucunda fazla
miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Zarlar o
kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları
kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat
hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve
basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün
etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine
basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde,
yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya meydana gelir. Çıkışı
kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için
çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla
sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip
bir tat oluşursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon
gelişmiştir. Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve
alındaki ağrı çok kötü olabilir. Sinüs çıkışının uzun
süre kapandığı durumlarda kronik sinüzit gelişir. Baş
ağrısı az görülür ancak akıntı ve kötü koku devam eder.
Enflamasyonun çok aşırı olması sonucunda polip adı
verilen oluşumlar gelişir. Bazı sinüzit olguları üst
dişteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda oluşur.
SİNÜZİT TEHLİKELİ MİDİR?
Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap
verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs
içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok
yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok
nadirdir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler
için sağlıklı değildir. Böylece sinüzit; bronşit, kronik
öksürük veya astımı ya azdırır yada bunların ortaya
çıkmasına neden olur.
SİNÜZİT BAŞ AĞRISI NEDİR?
Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve
burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda
yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya
çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. Sinüs
enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş
ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya
çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif
allerjiniz varsa belirgin olur (buna "Vakum Baş Ağrısı"
denilir). Maalesef sinüs baş ağrısıyla
karıştırılabilecek birçok başka neden vardır. Örnek
olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya
gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı
oluşturması hem de burun akıntısına da neden
olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırabilirler.
Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa
sürede gelip geçerler. Doktor müdahalesi olmadan uzun
süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen
sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada
gelen, bulantı ve kusmaya neden olan baş ağrısı daha
ziyade migren baş ağrısıdır. Şiddetli, sık ve uzun süren
baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora baş
vurulmalıdır.
KİMLER SİNÜS PROBLEMİYLE KARŞILAŞIRLAR?
Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı
gruplar daha hassastırlar.
Allerjisi olanlar : Bir allerji atağı soğuk algınlığı
gibi mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının
kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve bakteri
enfeksiyonuna neden olur.
İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal
burun bozuklukları olanlar : Örnek olarak kırık bir
burun veya septum deviasyonu (septum burun delikleri
arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen
kıkırdak bir yapıdır. Bunun bir tarafa doğru eğilmesine
deviasyon denir.)
Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar: Okul öğretmenleri ve
sağlık personeli hassastır.
Sigara içenler: Tütün dumanı, nikotin doğal direnç
mekanizmasını bozarlar.
DOKTOR SİNÜSLERİM İÇİN NE YAPACAKTIR?
Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın
rengi ve kokusu ve hangi olayların (günün hangi saatinde
veya hangi mevsiminde ) bu bulgulara neden olduğu ile
ilgili sorular soracaktır. Baş ağrınızı tarif etmeye
hazır olun; Ne zaman ve hangi sıklıkta olduğu, ne kadar
sürdüğü, bulantı, kusma, görme bozukluğu, veya burun
tıkanıklığı ile ilişkili olup olmadığı. Kulak Burun
Boğaz uzmanı özellikle mukozanın görünüşüne ve salgının
niteliğine dikkat ederek kulağınızı, burnunuzu,
ağzınızı, dişlerinizi, ve boğazınızı muayene edecektir.
Burnunuzdaki hassasiyeti inceleyecektir. Bazı durumlarda
sinüslerinizin röntgen fılmi gerekli olabilir. Tedavi
doktorunuzun koyduğu teşhis ile bağlantılı olacaktır.
Enfeksiyonlar için antibiyotik tedavisi veya cerrahi
müdahale bazen de her ikisi birden gerekebilir. Akut
sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken
kronik için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir.
Son yıllarda uygulanan Fonksiyonel Endoskopik Sinüs
Cerrahisi (FESS) bu hastalıkların çözümünde uygulanan
basit bir tekniktir. Sonuçlar oldukça başarılıdır. Eğer
bulgular allerji, migren veya sinüzite benzeyen bir
başka nedenden dolayı ise doktorunuz alternatif bir
tedavi planı uygulayacaktır.
SİNÜSLERİM İÇİN BEN NE YAPABİLİRİM?
Allerjiniz varsa bunu kontrol edin. Soğuk algınlığı
olduğunuz zaman buharla nemlendirici kullanın.
Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde
uyuyun. Dekonjestanlar kullanılabilir ancak içlerindeki
kimyasal maddeler adrenalin gibi etki
gösterebileceğinden yüksek tansiyonu olanlarda riskli
olabilir. Aynı zamanda bunlar uykusuzluğa neden olan
uyarıcıdırlar. Kullanmadan önce doktorunuza baş vurun.
Burnunuzu tahriş eden kirleticilerden, özellikle sigara
dumanından uzak durun.
Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın.
Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla
ilişkilerinizi sınırlamaya çalışın bu olmuyorsa bir
takım önlemler alın (el yıkamak, ortak havlu ve önlük
kullanmamak).
Birçok reçetesiz sinüs ilacı satılmaktadır ancak uygun
bir tanı koyulmadan bunları kullanmak doğru değildir. En
iyisi sizi muayene eden ve sizin şikayetlerinizi bilen
doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmaktır. Burun
Kanamaları
--------------------------------------------------------------------------------
BURUN KANAMASINA DİKKAT !
Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen
korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar
burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar.
Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen
kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun
deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama
genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile
kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön
kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.
Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu
kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka
kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta
grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan
kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun
kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama
tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen
kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak
için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak
ucu ile sürmek faydalı olacaktır.
Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç
defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce
sürülmesi yeterlidir.
Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin
faydası vardır.
ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI
Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları
uygulayınız:
Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer
iki parmağınız arasına alınız.
Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru
bastırın.
Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.)
Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz.
Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda
uzanmanınız önerilir.
Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik
torba içine buz doldurarak. )
KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK
Sümkürmemeye dikkat ediniz.
Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı
hareketler yapmayınız.
Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya
çalışınız.
TEKRAR KANAMA OLURSA
Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz.
3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun
spreyi sıkınız.
Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı
yaparak sıkınız.
Doktorunuzu arayınız.
NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM?
Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim
gösteriyorsa;
Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik
hissediliyorsa.
Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına
doğru oluyorsa.
|