Gebelik Süresince Nelere Dikkat Edilmeli
?
--------------------------------------------------------------------------------
Sigara ve alkol kullanmayınız.
Hekim önerisi dışında ilaç almayınız.
Hekiminizin önerdiği demir ilacını düzenli olarak
kullanınız.
Uzun süre ayakta durmayınız.
Günlük işleriniz sırasında kendinizi yormayınız.
Bisiklet sürme, tenis oynama, kayak yapma gibi
sporlardan uzak durunuz.
Mesleğiniz gereği de olsa ağır nesneler kaldırmaktan,
zararlı metal, kimyasal madde ve radyasyondan uzak
durunuz.
Yolculuktan önce doktorunuza danışınız.
Bol ve rahat giysileri seçiniz.
Alçak topuklu rahat ayakkabılar giyiniz.
Pamuklu iç çamaşırları giyinin ve iç çamaşırlarınızı
günlük olarak değiştiriniz
Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayınız.
Diş bakımına özen gösterin. Sabah uyanınca, akşam
yatmadan önce ve her öğünden sonra yumuşak fırça ile,
yavaş haraketlerle dişlerinizi fırçalayınız.
Röntgen ışınlarından sakının. Çok fazla zorunlu
olmadıkça radyolojik inceleme yaptırmayınız.
Her türlü canlı aşıdan sakınınız (Gerekli durumlarda
salk polio aşısı, tetanoz aşısı yaptırmanın sakıncalı
olmadığı aklınızda bulunsun.
Düşük riski yok ise son aya kadar cinsi ilişkide
bulunmakta sakınca yoktur.
Haftada en az bir kez ayakta; duş alır biçimde, ılık su
ile banyo yapın.
Meme bakımına özen gösteriniz.
Sarkmayı önlemek için çok sıkı olmayan askılı, pamuk
dokumalı sütyen giyiniz.
Dolgunluğu önlemek için hafif parmak dokunuşları ile
masaj yapınız.
Bol su içiniz.
C vitamini ve kalsiyum yönünden zengin gıdalar (Turuçgiller,
süt ve süt ürünleri) seçiniz.
Lifli besinleri tercih ediniz.
Gebelik boyunca 10-12 kg'dan fazla kilo almamaya özen
gösteriniz.
Aşağıda durumlarda hemen hekime başvurunuz;
Vajinal kanama: Düşük olasılığını gösterir. Bebeğin
olduğu kadar annenin de yaşamını etkileyebilir.
Karında belirgin, sürekli ya da aralıklı ağrı olması:
Dış gebelik, düşük, erken doğum belirtisi olabilir.
Fetus hareketlerinin artması ya da azalması. Fetusun
sıkıntı içinde olduğunu gösterir.
Yüksek ateş titreme: Enfeksiyon belirtisidir.
Bulanık ya da bozuk görme,
Şiddetli baş ağrısı,
İnatçı kusma,
İdrar yaparken yanma, zorluk ya da az idrar çıkarma:
İdrar yolları enfeksiyonunu gösterir.
Ellerde ayaklarda ya da yüzde şişme: Böbrek işlevlerinde
bozukluğu gösterir.
Gebelikte Beslenme
Gebelik anne adayı
olmak, eşine ve kendine benzer bir canlıyı vücudunda
taşımak çok özel ve sorumluluk isteyen bir süreçtir.
Bebeği içinde hissetmek, yavaş yavaş artan ağırlık,
değişen fiziksel görünüm, anneye başka bir güzellik
katar.
Bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel,
zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve
beslenmesi ile doğru orantılıdır.
Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış
olması, besin depolarının yeterli olması ve doğum yaşı
hem bebeğin hem de annenin sağlığını koruyacak en önemli
etkenlerdir. Çünkü bebek annenin besin yedeklerinden ve
gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için lazım
olanları seçip alarak, büyür beslenir.
Gebelik süresince bebek iyi beslensin diye fazla yemek,
dengesiz beslenmek doğru değildir. Ama doğum sonrası
eski görünüme kolayca ulaşmak için az yemek ise hiç
doğru değildir.
İnsan yaşamında beslenmenin çok önemli ve çok özel
olduğu devrelerden biri olan gebelik, anneye topluma
sağlıklı bireyler kazandırma sorumluluğunu vermiştir.
Anne iyi ve doğru beslenmezse ölü doğum, erken doğum,
düşük ağırlıklı doğum, bedensel ve zihinsel özürlü
doğumlar gibi tehlikelerle karşılaşabilir. Kendisinde
ise kansızlık, tansiyon problemleri, vücutta su
tutulması, yorgunluk, diş kayıpları ve kemik problemleri
olabilir.
Gebelikte sindirim Sorunları
Gebeliğin ilk üç ayında uyum problemleri nedeniyle
bulantı ve kusmalar görülür.Yiyecekleri tüketmede
zorluklar olur. Sözü edilen uyum problemleri her annede
olacak değildir. Bu ilk dönemde kusma ve bulantıyı
tetikleyen şartları mümkün olduğunca ortadan kaldırmaya,
biraz sakinleştikten sonra başka yiyecekler tüketmeyi
denemeye çalışmalıdır.
Çok yağlı yiyecekler, fazla sulu yemekler, ağır kokulu
baharatlar, lahana, karnıbahar ve et, kavrulmuş soğan
kokuları bulantı ve kusmayı tetikler. Pişerken kokusu
ile zaten hassas olan anneyi uyaran yiyecekler ya başka
yerde pişmeli, ya da bunların yerine uygun değişimler
kullanılmalıdır. Örneğin et yerine balık, tavuk, hindi
eti tüketilebilir.
Kış sebzelerinden havuç, patates, ıspanak tüketilebilir.
Limon ,yoğurt yemeklerde tüketimi kolaylaştırır.Limon
hem C vitamini olarak hem de rahatlatıcı olarak
kullanılabilir.
Genelde sabahları yataktan kalkınca başlayan
bulantılarda bir dilim peynir, bir iki grissini rahatlık
sağlar.
Sıvı yiyecekleri az tüketmeye ve yemek sonrası bir süre
dinlenmeye özen gösterilirse problemler azalabilir. Az
ve sık beslenmek de yaralıdır.
Kabızlık ileri aylarda görülebilen problemlerdendir.
Kabuğu ile yenen meyveleri tüketerek,her öğünde sebze ve
salataya yer vererek busorunun önüne geçebiliriz. Günlük
yürüyüşleri ve su tüketiminide ihmal etmemeliyiz.
Gebelikte Doğru ve Yeterli Beslenme
Annenin günlük yaşantısını sürdürecek yeterli enerji ve
besin öğelerini alırken fazladan alacağı protein,
enerji, vitamin ve mineraller hem kendisi hem de doğacak
bebeğin sağlıklı olmasının garantisidir.
Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine
ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması annenin
yaklaşık 10-12 kg alması demektir. Bu artışı
sağlayabilmek için ek olarak günlük 20 gr. Protein,
15-20mg. Demir, 500mg. Kalsiyum ve ortalama 300
kalorilik enerji artışı gereklidir.
Doğru beslenme ve gebelik durumunun özellikleri
nedeniyle gereksinmelerin çeşitli yiyecek guruplarından
sağlanması gerekir.
Yiyecekler vücudumuzda çeşitli görevler yaparlar. Aynı
görevleri yapan yiyeklerden besin gurupları
oluşturulmuştur. Gurup seçeneklerinden birini
tüketmiyorsanız bir diğerini yiyerek de doğru
beslenebilirsiniz.
ET, YUMURTA, KURUBAKLAGİL GRUBU: Beyin, kas, kemik ve
dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein
ve demir gereksinimini karşılarlar.
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile
görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.
SEBZE VE MEYVELER : Büyüme ve gelişme için vitamin ve
mineralleri sağlarlar.
TAHILLAR: Enerji ve B gurubu vitaminleri içerdiklerinden
büyüme ve gelişmeye yardımcı olurlar.
YAĞLAR VE ŞEKERLER : Sadece enerji içerirler. Enerji
gereksinimine yardımcı olurlar.
Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde
tüketmek zorunda olduğumuz bu besin guruplarını
gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı
yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını
kazanabilelim.
Gebelikte Dikkat Edilmesi Gereken En Önemli Nokta
Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta
gebeliğe başlamaktır. Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak
bu süreçte doğru değildir, kilosunu korumaya çalışmak,
ilk üç ayda enerji eklemesi yapmamak, dördüncü aydan
sonra enerji kısıtlamasına gitmemek gerekir. Daha yüksek
enerjili yiyeceklerden daha fazla almasına engel olarak,
gebelik için gerekli besin ögelerini alarak
gereksinmelerini karşılamak esastır.
Ergenlik çağında olan, ya da yaşantısı gereği çok
hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken kilonun
sağlanması ek olarak gebelik için artan gereksinimin
karşılanması sağlanmalıdır.
Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir. İlk üç ayda
0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg,
ağırlık kazanması uygundur. Çok zayıf gebelerde,
yetersiz ve dengesiz beslenenlerde düşük ağırlıklı
doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel
özürlü doğumlar görülebilir. Annede anemi, kemik ve diş
kayıpları, preeklempsi, vücutta su tutulması (ödem), iş
gücü kaybı, halsizlik görülme oranı yüksektir. Çok
kilolu gebelerde hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum
güçlükleri gibi problemler görülebilir. Bu nedenle anne
adaylarının gebelik öncesi kontrolleri yapılması, gebe
kaldıktan sonra her ay beslenme ve kilo izlenmesinin
yapılması gerekmektedir.
Gebelik Döneminde Tüketilmesi Gereken Besinler ve
Ölçüleri
Besin Miktarı
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ 2 Su Bardağı süt veya yoğurt 1
porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek
ET ,YUMURTA ,KURUBAKLAGİLLER 1 Yumurta
1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (60-90gm.)
1 porsiyon kurubaklagil yemeği (120gm)
TAZE SEBZE VE MEYVELER 2 Porsiyon pişmiş taze sebze
3 porsiyon çiğ taze sebze
2-3 adet orta boy meyve veya taze meyve suyu
TAHILLAR 6-8 İnce dilim ekmek
1 porsiyon pilav veya makarna
1 porsiyon çorba
YAĞLAR 3-4 Silme yemek kaşığı sıvı yağ
ŞEKERLER 1-2 Tatlı kaşığı bal, reçel veya pekmez
Örnek Yemek Listesi
SABAH:
1 bardak süt,
1 yumurta,
1 dilim peynir,
1 orta dilim ekmek,
1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu
v.b
KUŞLUK:
1 meyve + 1 bardak ayran + 1 ince dilim ekmek
ÖĞLE:
1 Porsiyon etli kurubaklagil yemeği
1 porsiyon pilav veya makarna
1 bardak ayran
1 porsiyon salata
1 orta dilim ekmek ,1 adet meyve
İKİNDİ:
1 dilim ekmek+ 1 dilim peynir + domates , salatalık +
1meyve
AKŞAM:
1 porsiyon et, balık, tavuk (sebzeli)
1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği
1 bardak ayran,
1 porsiyon salata , 1orta dilim ekmek
GECE:
1 su bardağı süt veya 1 porsiyon sütlü tatlı + 1
porsiyon meyve
Kahvaltıda veya ara öğünlerde 5 zeytin, 1tatlı kaşığı
bal, pekmez, reçel tüketilebilir. 1 porsiyon meyve 1orta
boy elma, portakal veya küçük bir salkım üzüm, ince bir
dilim karpuz veya kavun, yarım muz veya greyfrut
olabilir.
Gebelikte Beslenmede Dikkat Edilecek Noktalar
Çay, kahve gibi içeceklerin yemekle birlikte
tüketiminizi azaltıp, yerine ayran, süt, meyve sularını
tercih ediniz. Her öğünde mutlaka C vitamini kaynakları
tüketiniz.
Sebze ,meyve, kurubaklagilleri iyice yıkamadan
tüketmeyiniz.Sebzelerin ,makarnanın haşlama sularını
dökmeyiniz, ya suyunu çektirerek pişiriniz ya da
sularını çorbalarda kullanınız
Sigara,alkol kullanmayınız, Sigara dumanına maruz
kalmayınız.
Yemeklerde iyotlu tuz kullanınız. Tansiyon
yüksekliklerinde yemekleri tuzsuz pişiriniz.
Hazır gıdalardan kaçınıp doğal besinler tüketiniz. Hazır
içecekler, hazır çorbalar, ve mevsimi olmayan sebze ve
meyveleri tüketmeyiniz.
Et, balık, tavuk, kurubaklagil tüketimini birer gün ara
ile yaparak tek düzelikten kurtulup bıkkınlık yaratmadan
doğru besleniniz.
Süt içemiyorsanız yoğurt veya ayran tüketiniz. Peynir
yerine çökelek tüketebilisiniz.
Yağda kızarmış hamur tatlıları yerine, meyve veya sütlü
tatlıları tercih ediniz.
UNUTMAYINIZ !.. Annenin ve bebeğin sağlıklı olmaları;
annelerin gebelik öncesi sağlığı, besin yedeklerinin
durumu ve gebelik boyunca kendileri ve bebekleri için
yeterli ve dengeli beslenmelerine doğrudan bağlıdır.
BEBEĞİNİZ SİZİN YEDİKLERİNİZDİR.
Yaz Sıcakları ve Gebelik
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan :Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu
Gebelik !
Kutsal, gururlu ve zor !!! Hele de yaz sıcaklarında...
Anne adayının her yönüyle kendisine daha çok dikkat
etmesini gerektiren bir dönemdir gebelik. Sağlıklı bir
bebek sahibi olabilmek ve rahat bir gebelik geçirebilmek
her annenin ve babanın arzusudur. Bu sadece yaşadığımız
topluma sağlanacak bir katkı değil, aynı zamanda tüm
evrene de bir kazanç olarak kaydedilecek bir uğraşıdır.
Çevresel faktörler özellikle gebelik döneminde kadınları
diğer zamanlara göre daha fazla etkiler. Sadece
kadınları mı ? Bütün evi etkiler, Toplumun olduğu gibi
ailenin de temel direği olan kadını etkileyen her şey
hepimizi etkiler.
Özellikle yazın sıcak aylarında gebeliğin getirdiği yük
biraz daha ağırlaşır. Bu dönemde anne beslenmesine,
giyimine, temizliğine daha çok dikkat etmelidir. Çünkü
sıcak ek bir yük olarak gebeliğe eklenir.
Yeryüzüne ulaşan güneş - ya da ultraviyole - ışınlarının
insan ve insan derisi için pek çok faydasının yanısıra
gözardı edilemeyecek zararları da vardır. Yaşamın diğer
dönemlerinde olduğu gibi gebelik döneminde de güneşten
bilinçli şekilde yararlanılmalıdır. Tüm biyolojik
olayların başlaması ve sürdürülmesi, kemik yapımına
yardım eden vitamin D’ nin üretimi, hastalık yapan
mikropların yok edilmesi ve insan psikolojisine olumlu
etkileri ile güneş ışınlarının yaşamsal gerekliliği
tartışılamaz. Ancak bu ışınların güneş yanığı, deri
kanseri oluşumu, çeşitli alerjik reaksiyonlar ve erken
deri yaşlanmasına yol açtığı, hele de ten rengi açık
olan insanlarda bilinen gerçeklerdir. Bu nedenle
gebelerin, özellikle 11.00-15.00 saatleri arasında güneş
ışınları daha dik ve etkili geleceğinden, gün ortası
saatlerde dışarı çıkmamalarında fayda vardır. Geniş
kenarlı şapkalar, güneş ışınlarını yansıtan açık renkli
giysiler ve sağlıklı güneş gözlüklerinin kullanılması
yararlı olur. Yaz aylarında herkesin ve özellikle yüksek
risk grubunda olan gebelerin, bilinen güneşin zararlı
ışınlarının köyü etkilerini azaltan koruyucu kremleri
kullanmak gebeliğe zarar vermez, aksine koruyucu
etkileri gebeyi rahatlatacaktır. Bu arada bu çok
faktörlü kremlerin çocuk, hatta bebeklerde de
kullanılması yararlı olacaktır. Yazın özellikle güneş
ışınlarından yararlanmak için, ışınların dik gelmediği,
şiddetinin daha az olduğu sabah ve öğleden sonra
güneşlenmek, gebelik döneminde daha çok tercih
edilmelidir.
Güneş sadece ışınları ile değil, ısısıyla da dünyamıza
yarar sağlamaktadır. Ancak bu her zaman herkese uygun
olmaz, örneğin gebelikte zaten az da olsa yükselmiş
vücut ısısı nedeniyle yaz sıcakları gebeliği yorucu
hatta bazen riskli kılar. Sıcaklık artışları kan
basıncının da artmasına neden olabilir, yada buna eğilim
varsa ortaya çıkarabilir. Bu nedenle gebelerin günün
sıcak saatlerinde korunmasız olarak dolaşmaları, kan
basıncında artışlara ve bunun neden olabileceği
istenmeyen hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle yazın
ter emici, rahat, hafif, kolay değiştirilebilir ve
yıkanabilir giysilerin tercih edilmesi gerekir.
Aşırı sıcaklarda gebelerin dikkat etmesi gereken bir
diğer önemli konuda besin zehirlenmeleridir. Özellikle
yaz aylarında yiyecekler hızla bozularak, toksin ve
bakteri oluşumuna neden olurlar. Açık yerlerde satılan
ve temiz izlenimi vermeyen gıdaların tüketilmemesi
oluşabilecek hastalıkların önlenmesinde önemli yer
tutar.
Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde sık sık, ancak azar
azar yemek yemek yararlıdır. Bu yemek düzeni yazın daha
da önem kazanır. Böylece gebeliğe bağlı olarak büyüyen
rahimin basınç etkisi azaltılacak, mide yanması gibi
yakınmalar olmayacak ve zaten ileri gebelik dönemlerinde
zorlaşan nefes alıp verme bir kat daha zorlaşmayacaktır.
Yaz aylarında bol miktarda sıvı gıdalar tüketilmeli,
terlemeyle vücuddan eksilen tuz ve su muhakkak
alınmalıdır. Teleme ile kaybedilen tuz ve mineraller,
dengeli bir şekilde daha çok taze meyveler ile
karşılanmalıdır. Gebelikte süt ve süt ürünlerinin
tüketilmesi yararlıdır, gerek protein ve gerekse
mineraller özellikle kalsiyum bu yolla sağlanabilir.
Yağlı gıdalardan kaçınmak hele de yaz sıcaklarında
kaçınmak gerekir. Terleme ile kaybedilen sıvının yerine
konması anne adayı ve bebek için çok önemlidir. Günde en
az 2,5 litre sıvı alınması gereklidir yazları. Ancak
daha çok su tüketmenin yararları daha fazladır. Taze
meyve suları kolalı ve kutu meyva sularına tercih
edilmelidir. Bilindiği gibi çoğu kutu meyve sularında
çabuk bozulmalarını önlemek amacıyla konulan özellikle
anne karnında gekişmekte olan bebeğe zararlı kimyasal
maddeler vardır, bu nedenle tüketilmeleri sakıncalı
olur.
Alkol ve sigara kullanmanın ne sağlıkla nede gebelikle
bağdaşmadığını bir kez daha hatırlatmakta yarar var ! !
Sıcakta terlemeyle birlikte deride birçok bölge nemli
kalacağı için mantar enfeksiyonlarına yaz aylarında daha
rastlanır. Bu nedenle özellikle vücudun kıvrımlı
bölgeleri kuru tutulmaya çalışılmalı ve sık sık ılık
duşlar yapılmalıdır. Özellikle vajinal enfeksiyonlar
erken doğuma yol açabileceği için vajinal akıntılarda
veya idrar yolları iltihabını düşündürecek bulgular –
idrar ederken yanma, koyu ve kokulu idrar etme, sık sık
idrara çıkarma gibi – varlığında hemen hekime
başvurulmalıdır.
Hastalıklar ortaya çıkmadan önlenmesi her zaman daha
kolay ve daha az yorucudur. Çok küçük noktalara dikkat
edilerek ileri de oluşabilecek sorunlar engellenebilir.
Sağlıklı ve mutlu gebelikler.......
Menopoz
Menopoz kelimesi,
yunanca aylık anlamına gelen men ve kesilme anlamındaki
pause kelimelerinden gelir ve beklenmedik bir olay
değildir. Yeterince yaşayan her kadının ardarda gelen
doğal ve normal yaşam evrelerinden biridir.
Anne kız çocuğa gebe kaldığında, çocuğun sahip olacağı
yumurta sayısı matematiksel olarak belirlenir. Çok az
olguda bu sayı farklı olur. Gebeliğin hemen başında bu
sayı 6-7 milyon kadardır. çocuk doğuncaya kadar geçen
süre içinde doğal seçimle bu sayı azalır. Doğum
esnasında her kız çocuğunun 400 000 – 500 000 yumurtası
vardır. Bu sayı sabittir ve artık geri sayım
başlamıştır. Yumurtalar yumurtalıklarda ergenlik çağına
yani adet görme yaşına kadar sakin, sessiz beklerler. Bu
dönemde vücudun gelişmesi ile paralel olarak cinsiyet
ile ilgili hormon salgıları başlar ve artık yumurtalar
bu salgıya olgunlaşarak cevap verirler. Düzenli adetler
yumurta olgunlaşması ve her ay kadın vücudunun gebeliğe
hazırlığını gösterir. Her adet döneminde yaklaşık 900 –
1000 yumurta olgunlaşma çabasına girişir, ancak
bunlardan sadece biri, pek nadiren de ikisi yeni bir
canlı oluşturabilecek kadar olgunlaşır ve döllenmek
üzere yumurtalık dışına atılır. Geri kalanlar, yani
seçilemeyenler bulundukları yerde telef olurlar. Bu
matematiksel hesaba göre hanımlar yaşamları boyunca 400
– 500 adet kanaması geçirecek demektir, çünkü yumurta
sayısı ancak bu kadarına izin verir. Bu zaman olarak
hesaplandığında 30 ila 40 yıllık bir dönem demektir. 10
– 12 yaşlarında adetlerin başladığını düşünürsek
yumurtaların tükeneceği yaşı bulmak zor olmayacaktır. Bu
yaş antik çağdan beri değişmemiştir ve hesaba göre 50 –
52 olarak belirmektedir. Sigara içen hanımlarda bu durum
5 – 7 yıl önce gelişir. Bu yaşlarda hanımların son kez
yaşadıkları adet kanamasına da menopoz denir.
Meme Kanseri
--------------------------------------------------------------------------------
GÖRÜLME SIKLIĞI
Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür.
ABD’de her yıl 185000 kadına meme kanseri tanısı
konulmakta ve bu hastaların 46000’i yaşamını
yitirmektedir. Erkeklerde ise sıklığı daha az olmakla
birlikte 1/150 oranında görülmektedir. Meme kanseri
hormona bağlıdır. Kadınlarda geç menarş, erken menapoz,
ve 18 yaşında gerçekleşen ilk doğum meme kanseri oluşma
riskini belirgin bir şekilde azaltır. Yağlı yiyeceklerin
meme kanserine yol açtığı iddiası henüz tartışmalıdır.
Oral kontraseptifleri meme kanseri riski üzerine az
etkileri vardır. Östrojen replasman tedavisi meme
kanseri riskini azda olsa arttırmasıyla beraber yaşam
kalitesi ve kemik mineral yoğunluğu üzerine yararlı
etkileri bulunmaktadır. Ayrıca kalp damar
hastalıklarıyla oluşan ölüm riskini azaltır. 30 yaşından
önce herhangi bir nedenle terapötik amaçlı radyoterapi
alan kadınlarda meme kanseri gelişme riski çok
yüksektir.
TANI
Meme kanseri tanısında mamografinin büyük yararı vardır.
Elle memelerin muayenesin de kitlenin saptanması erken
tanı açısından önemlidir. Mamografi veya elle muayene
sonucu tespit edilen kitlenin biyopsisi ile kesin tanı
konulur. Kadınlar en az ayda 1 kez meme muayenesi
yapmaları gerekir. Premenapozal yani menapoz öncesi
dönemde ki kadınlarda soru işareti uyandıran veya şüphe
götürmeyen küçük kitleler 2-4 haftada bir muayene
edilmelidir. Kitle rastlanan menapoz öncesi ve sonrası
kadınlarda kitlelerden biri boşaltılarak çıkan
materyalin makroskopik incelemesi yapılır. Çıkan
materyal kansız sıvı içeren bir kist ise ve aspirasyonla
yani boşaltılarak giderilebiliyorsa hasta rutin takibe
alınmalıdır. Eğer kitle sert ve boşaltılamıyorsa
mamografi çekilerek biyopsi alınmalıdır. 50 yaşından
sonra her yıl yapılan mamografi kontrollerinin hayat
kurtarıcı olduğu gösterilmiştir. Mamografi
kontrollerinin 40 yaşından sonra yapılması gerektiği
tartışmaları aşağıdaki nedenlere dayandırılmaktadır;
-hastalık 40-49 yaş arasında daha az sıklıkla görülmekte
bu nedenle kontroller başarısız olmaktadır.
-40-49 yaş arası mamografide saptanan bozukluklar daha
az sıklıkla kanserle sonuçlanmaktadır.
-hiçbir klinik çalışma 40 yaşından itibaren yapılan
mamografi kontrollerinin hayat kurtarıcı olduğunu
göstermemiştir. Yinede mamografi kontrollerinin 40
yaşında başlatılması gerekliliğine olan inanç daha
yaygındır.
TEDAVİ
Tedavi aşamasında nelerin uygulanacağı daha çok
hastalığın evrelendirilmesine ve tümörün büyüklüğüne
bağlıdır. Bazı küçük tümörlerde kanserin yayılımı
olmamışsa sadece cerrahi yöntemle tümörün çıkarılması
yeterli gelebilir. Ancak tümörün büyük olması ve
yayılımının olması cerrahi sonrası kemoterapi
gerektirebilmektedir.
Meme kanseri sık görülen bir kanser türüdür. Ancak erken
tanı hayat kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle kadınların
en az ayda 1 defa kendi kendilerine meme muayenesi
yapmaları ve kitle tespit ettiklerinde uzman bir hekime
danışmaları gerekir. 40 yaşından sonra özellikle 50 yaş
sonrası yılda 1 defa mamografi çekilmesi de erken tanı
şansını arttırmaktadır. Özellikle ailede annede veya kız
kardeşte meme kanseri olan kadınlar bu kontrolleri
mutlaka yaptırmalıdır. Çünkü bu kişilerde meme kanseri
riski daha çok yükselmektedir. Meme kanserinin %8-10
oranında ailesel olduğu bilinmektedir.
|