Güneş Gözlükleri ve Koruyucu Camların
Özellikleri
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Op.Dr. M. Sinan
Sarıcaoğlu
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Güneş kaynaklı ve İnsan için(özellikle cilt ve göz)
zararlı ışınlar, UV(Ultraviole), daha küçük dalga
boyundaki ışınlar ve IR(lnfra red) denilen daha büyük
dalga boyundaki ışınlardır. Küçük dalga boyundaki
ışınlar radyasyon etkisi, büyük dalga boyundaki ışınlar
ise termik(lsı) etki ile organizmaya zarar verirler.
Güneşten yayılan ışınların dalga boyu, 400-800 nanometre
arasında bir dağılım gösterir. Atmosfer, zararlı
ışınların büyük bir kısmını filtre etmesine rağmen, yine
de gün ışığında göze zarar verecek derecede UV ve IR
ışını vardır. Özellikle son yıllarda üzerinde sıkça
durulan ozon tabakasının incelmesiyle dünyaya daha fazla
zararlı ışının ulaşması, İnsan sağlığı üzerindeki
tehditleri de artırır hale gelmiştir. UV ışınlarından UV
-B, önlem alınmadığında cilt yanıkları oluştururken, UV
-A ve özellikle UV -C gözler için zararlı olmaktadır.
Böyle bir durumda yukarıda bahsedilen zararlı ışınlardan
gözlerimizi korumak, ideal bir güneş gözlüğü ile mümkün
olacaktır. İdeal bir güneş gözlüğü Camı, UV ve IR
ışınlarını etkili oranlarda absorbe ederek (emerek),
bunların göze zarar vermesini engeller. Ayrıca göze
ulaşan ışık tayfını kontrastı artıracak şekilde filtre
ederek, görüşü de artırırlar. Özellikle açık renkli göze
sahip insanlar(mavi, yeşil gözler gibi) bu konuda daha
hassastır. Çünkü gözdeki pigmentler, göze giren
ışınların indirgenmesini ve etkisinin aza1masını
sağlarlar. Ayrıca bazı göz hastalıkları, gözün güneş
ışınlarından daha fazla etkilenmesine neden olur. (Allerjik
konjonktivit, kuru göz, retinitis pigmentoza, albinizm
gibi)
Genellikle iyi güneş gözlükleri, zararlı ışınların
%75-80'ini absorbe ederler. Hatta bazıları tam bir
koruma sağlayarak, neredeyse % 1 00 oranında absorbsiyon
sağlarlar. Ayrıca termik etki oluşturan IR ışınlarını da
absorbe ederek, gözlük camı ile göz arasında ısı
oluşmasını da engellerler.
Güneş gözlüğü camının gözde tam koruma sağlayabilmesi
için, üstten, yandan ve yansıyan ışınlardan da koruyacak
şekilde dizayn edilmiş olması uygun olacaktır. Estetik
amaçla, yüzden uzakta kalan camlar yeterli koruma
sağlamayabilirler.
Güneşe uzun süre maruz kalma gözün ön dokularına(komea,
konjonktiva) zarar verebilirken, güneş ışığına direkt
bakma(güneş tutulmalarında olduğu gibi) görme tabakasına
ciddi boyutlarda zarar verir. Merkezi görmeyi oluşturan
ağ tabakanın makula denen kısmında yanıklar oluşabilir
ve bu durum kalıcı görme aza1masıyla sonuçlanır .(Fototoksisite)
Güneş gözlüğü seçilirken yukarıda sayılan özelliklere
dikkat etmek uygun olacaktır. Aksi halde herhangi bir
yerden(İşporta gibi) elde edilen herhangi bir gözlük,
yeterli göz koruması sağlamadığı gibi, zararlı da
olmaktadır. UV koruması sağlamayan gelişigüzel renkli
bir cam, pupillada(göz bebeği) genişlemeye ve ağ
tabakaya daha fazla zararlı ışın geçişine neden olur.
Tüm bu anlatılanlardan da, anlaşılacağı üzere güneş
gözlüğü seçimi dikkat gerektiren, bizlerin daha çok
ilgilendiği estetik uygunluk dışında, göz sağlığını
büyük ölçüde etkileyen ciddi bir iştir.
Şaşılık ve Tedavisi
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Dr. Ahmet Karakurt
Ankara Numune Hastanesi Göz Kliniği
Şaşılık nedir?
Gözler birlikte nasıl çalışır?
Göz tembelliği
Şaşılığın belirtileri
Şaşılık nasıl teşhis edilir?
Şaşılık nasıl tedavi edilir?
Sık görülen şaşılık tipleri
Şaşılık cerrahisi nasıl yapılır?
Enjeksiyonlar
Şaşılık nedir?
Şaşılık, gözlerin paralelliğinin bozulduğu ve farklı
yönlere baktığı bir görsel kusurdur. Bir göz düz
bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir.
Kayma daimi olabilir ya da ara ara ortaya çıkar. Bazen
kayan göz düz bakıp diğeri kayma yapabilir.
Şaşılık, çocuklar arasında sık görülen bir durumdur.
Hayatın ileri dönemlerinde de meydana gelebilir.
Kadın ve erkekler arasındaki dağılımı eşittir. Aynı
ailede geçiş özelliği gösterebilir. Buna rağmen pekçok
şaşılıklı kişide, şaşılığı olan akraba tespit
edilemeyebilir.
Gözler birlikte nasıl çalışır?
Normal görmede heriki göz aynı noktaya bakar. Daha sonra
beyin bu iki resmi birleştirerek üç-boyutlu bir görüntü
oluşturur. Bu üç boyutlu görüntü bize derinlik algısı
kazandırır.
Bir gözde kayma olursa beyne iki farklı resim
gönderilir. Küçük bir çocukta beyin, kayan gözden gelen
görüntüyü ihmal eder ve sadece normal, iyi gören gözden
gelen görüntüyü algılar. Böylece çocuk derinlik algısını
kaybetmiş olur. Erişkin hastalarda şaşılık meydana
geldiğinde genellikle çift görme ortaya çıkar. Çünki
beyin heriki gözden gelen görüntüleri görmeye alışmıştır
ve kayan gözden gelen görüntüyü ihmal edemez.
Göz tembelliği
Çocukluk esnasında heriki göz paralel ise iyi bir görme
gelişmesi olur. Beyin, iyi gören gözün görüntüsünü
algılar, tembel gözün görüntüsünü ise ihmal eder. Bu
durum, şaşılıklı çocukların hemen hemen yarısında
görülür.Göz tembelliği tedavisi: Göz tembelliğinin
tedavisi 8-10 yaşına kadar yapılmalıdır. Daha sonra
tedavisi mümkün olmaz. Birkaç tedavi yöntemi vardır.
Bunlardan ilki iyi olan göz kapatılıp tembel gözdeki
görme güçlendirilerek yapılan tedavidir. Bir başka
tedavi yöntemi özel kliniklerde CAM ismi verilen
aletlerle seanslar halinde yapılan tedavidir. Bu tedavi
şeklinde çocuk bir aletin başına oturtularak dönen
çizgiler üzerinden boyamalar yapması, şekil çizmesi ya
da bulmaca çözmesi istenir. En az 20 seanstan oluşur.
Üçüncü bir tedavi yöntemi ilaçlardır. Sağlam göze
atropin grubu ilaç damlatılarak diğer gözün
çalıştırılması esasına dayanır.
Tedavi geciktirilirse göz tembelliği kalıcı hale gelir.
Kural olarak, göz tembelliği ne kadar erken tedavi
edilirse sonuç o kadar iyi olur. Bunun için çocuklar,
bebekliklerinde ve daha sonra senede en az bir defa
olmak üzere göz muayenesinden geçirilmelidirler.
Şaşılığın tam sebebi bilinmemektedir. Her bir gözün dış
kısmına yapışarak hareketlerini kontrol eden altı kas
mevcuttur. Herbir gözde iki kas, gözü sağa veya sola
çeker. Diğer dört kas ise belli açılarda gözü yukarı
veya aşağı hareket ettirirler.Gözlerin paralel kalıp
belli bir hedefe odaklanabilmeleri için tüm kasların
birlikte ve belli bir denge içinde çalışmaları gerekir.
Gözlerin birlikte hareket etmesi için de her iki gözdeki
kasların uyumlu çalışması gerekir.
Göz kaslarını beyin kontrol eder.
· Serebral palsi (doğum esnasında oksijensiz kalıp
bayılan çocuklar);
· Down sendromu;
· Hidrosefali;
· Beyin tümörleri gibi problemleri olan çocuklarda
şaşılık daha sık görülür.
Katarakt veya göz yaralanmaları da görmeyi bozup
şaşılığa neden olabilir.
Şaşılığın belirtileri
Şaşılığın temel belirtisi düz bakmayan bir gözdür. Bazen
çocuklar güneşte bir gözlerini kapatır veya gözlerinin
ikisini birden kullanmak için başlarını eğerler.
Şaşılık nasıl teşhis edilir?
Şaşılık tanısı göz muayenesi sonucu konur.Tüm çocukların
dört yaşına girmeden önce görme muayenesine girmeleri
önerilmektedir. Ailede şaşılık veya göz tembelliği
hikayesi varsa daha önce de görme test edilebilir.
Bebeklerin gözleri genellikle çapraz gibi durur. Küçük
çocukların burun kökü geniş ve basık olur, ayrıca
gözlerin burun kısmında bir cilt katlantısı bulunur.
Bunlar sanki gözlerde çaprazlaşma varmış gibi gösterir.
Çocuk büyürken bu yalancı şaşılık durumu kaybolur.
Gerçek şaşılığı olan bir çocuğun durumunda düzelme
olmaz. Göz hekimi, gerçek ve yalancı şaşılığı ayırt
eder.
Şaşılık nasıl tedavi edilir?
Şaşılık tedavisinde amaç:
· Görmeyi korumak;
· Gözleri paralelleştirmek;
· İki gözle görüşü yani derinliği sağlamaktır.
Tam bir göz muayenesi sonrası göz doktoru uygun tedavi
şeklini belirler.
Bazı olgularda çocuğunuz için gözlük önerilebilir.
Verilen gözlükle kayma tamamen veya kısmen düzelebilir.
Bunun dışında gözleri paralelleştirmek ya da katarakt
varsa gidermek için cerrahi gerekebilir. Tembel gözü
güçlendirmek için sıklıkla sağlıklı gözü kapamak
gerekir.
Sık görülen şaşılık tipleri
Içe kayma (ezotropya)
Bebeklerde en sık görülen şaşılık tipidir. Içe kayması
olan çocuklar iki gözü birlikte kullanamazlar. Çoğu
olguda erken dönemde cerrahi ile gözler
paralelleştirilebilir.
Içe kaymaya yönelik cerrahi esnasında bir veya iki
gözdeki kasların gerilimi ayarlanır.
Sıkı olan içteki kaslar yerinden ayrıştırılarak daha
geriye alınır.
Böylece gözlerin dışa bakışı sağlanır. Bazen dışa
baktıran kaslar kısaltılarak gerilimlerinin artırılması
ve şaşılığın düzeltilmesi sağlanabilir.
Cerrahinin mutlaka kayan göze yapılması gerekmez. Diğer
göze yapılan cerrahi de kaymayı düzeltebilir.
Uyumsal içe kayma
Daha çok iki yaş veya üzerindeki hipermetrop (uzak
görüşlü) çocuklarda görülür.
Çocuk yakını görmek için gözlerini ayarlayabilir, fakat
bu odaklama gayreti (uyum) gözlerin çaprazlaşmasına
neden olur.
Gözlükler odaklama gayretini azaltarak kaymayı
giderirler. Bazen yakın çalışma için bifokal camlar
gerekebilir. Gözleri paralelleştirmek için göz
damlaları, merhemleri veya prizma denilen özel lensler
kullanılabilir.
Dışa kayma
Bir başka sık görülen kayma tipidir. Çocuk, uzaktaki
nesnelere bakarken meydana gelir.
Dışa kayma, özellikle çocuk hayal kurarken, hasta veya
yorgunken oluşabilir. Parlak güneş ışığında çocuk bir
gözünü kısabilir.
Şaşılık cerrahisi nasıl yapılır?
Hiçbir göz cerrahisinde göz küresi yerinden asla
çıkarılmaz. Göz kaslarına ulaşmak için gözü örten beyaz
zara küçük bir kesi yapılır.
Gözün kayma şekline göre belli kaslar üzerinde girişim
yapılır. Cerrahi bir veya her iki göz üzerinde
planlanabilir.
Çocuklara şaşılık cerrahisi planlandığında genel
anestezi gerekir. Lokal anestezi ancak erişkinlerde
kullanılabilir.
İyileşme hızlı olur. Hastalar, birkaç gün içinde normal
aktivitelerine dönerler.
Cerrahi sonrası gözlük veya prizma gerekebilir. Bazı
olgularda sonraki bir dönemde ikinci bir cerrahiye
ihtiyaç olabilir.
Sabit şaşılığı olan çocuklarda erken cerrahi daha iyi
sonuç verir. Bu nedenle cerrahi gerekiyorsa okul
döneminden önce düşünülmelidir.
Her cerrahide olduğu gibi göz kaslarının cerrahisi bazı
riskleri beraberinde taşır. Bunlar, enfeksiyon, kanama,
aşırı skarlaşma ve görme kaybına neden olabilecek diğer
nadir sorunlardır.
Şaşılık cerrahisi gözlerin paralelleşmesi için
genellikle etkin ve güvenilir bir tedavi şeklidir, fakat
gözlüklerin veya göz tembelliği tedavisinin yerini
alamaz.
Enjeksiyonlar
Bir kasın etkisini azaltmak için özel bir ilaç olan
botulismus toksini enjekte edilebilir. Böylece karşı
kasın daha gergin çalışması sağlanır. Beş-on hafta
içinde ilacın etkisinin kaybolmasına rağmen bazı
olgularda kalıcı tedavi sağlanır. Bazı olgularda ise
enjeksiyonun tekrarlanması gerekebilir ve cerrahi kadar
etkili bir tedavi şekli değildir.
Katarakt ve Tedavisi
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Dr. Ahmet Karakurt
Ankara Numune Hastanesi Göz Kliniği
Ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonu
Fakoemulsifikasyon
Katarakt cerrahisi sonrası ortaya çıkabilecek sorunlar
Katarakt cerrahisinin sonuçları
Katarakt cerrahisi ile ilgili sık sorulan sorular
Katarakt, insan gözündeki lensin kesifleşmesi olup bunun
sonucunda görme azalması ve hatta görme kaybı meydana
gelir. Tedavisi yapılabilir bir hastalıktır ve tedavisi
ancak cerrahi ile mümkün olmaktadır.
Kataraktın tedavisi için pek çok cerrahi yöntem
tanımlanmış olmasına rağmen günümüzde sık kullanılan iki
yöntem bulunmaktadır. Bunlar ekstrakapsüler katarakt
ekstraksiyonu ve fakoemulsifikasyondur.
Ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonu
- Uygun saha temizliğini takiben ameliyat edilecek göz
açıkta bırakılacak şekilde hastanın üzeri örtülür. Göz
kapakları bir alet yardımı ile açık tutulur. Göz
yüzeyini örten konjonktiva isimli zar korneanın üst
kısmından kesilerek açılır ve aynı bölgeden yapılan
derin kesi ile göz içerisine girilir. Lensin ön zarı
yuvarlak veya düz olarak kesilir. Lensin çekirdeği göze
bastırılarak doğurtulur. Geri kalan zar dışındaki lens
artıkları emici aletlerle temizlenir.
- Torba şeklinde kalan lensin zarları arasına suni göz
içi lensi yerleştirilir. Ön zarın orta kısmı önceden
alınmamışsa yırtılarak alınır. Kesi yeri çok ince
ipliklerle dikilerek ameliyata son verilir.
Fakoemulsifikasyon
Uygun saha temizliğini takiben ameliyat edilecek göz
açıkta bırakılacak şekilde hastanın üzeri örtülür. Göz
kapakları bir alet yardımı ile açık tutulur. Korneanın
üst veya üst dış kısmından tünel tarzında küçük bir kesi
yapılarak göz içine girilir.
- Fakoemulsifikasyon aleti elciği dışında aletler
kullanabilmek amacıyla korneanın bir veya iki tarafına
küçük delikler açılır. Yapılan kesilerden korneanın
altına özel bir jel verilerek gözün şeklini koruması
sağlanır.
- Lens ön zarı yuvarlak şekilde yırtılarak alınır.
- Lens ön zarı lens içeriğinden sıvı enjeksiyonu ile
ayırt edilir.
- Fakoemulsifikasyon elciği gözün içine sokularak lensin
çekirdeği yumuşatılır, parçalanır ve emilir.
- Fakoemulsifikasyon cihazının bir başka elciği ile
kalan lens materyali temizlenir.
- Ameliyatın başında yapılan küçük kesiden özel aletler
yardımı ile katlanan lens gözün içinde lensin zarlarının
içine yerleştirilir. Lens bu esnada açılır. Kesi yerine
herhangi bir dikiş konulmadan ameliyata son verilir.
- İkinci bir alternatif olarak kesi yeri biraz
genişletilir ve küçük çaplı katlanmayan bir lens
yerleştirilir. Bu durumda yine ya dikiş konulmadan
ameliyata son verilir ya da bir adet dikiş konur.
Katarakt cerrahisi sonrası ortaya çıkabilecek sorunlar
Katarakt cerrahisi oldukça güvenli bir cerrahi olup
sonuçları çok iyidir. Katarakt cerrahisinin meydana
getirdiği sorunlar çeşitlilik itibariyle fazla olmakla
birlikte görülme sıklığı azdır. Son yıllarda meydana
gelen hızlı gelişmeler ve fakoemulsifikasyonun daha
fazla uygulanması hasta memnuniyetini artırmıştır.
Önemli olabilecek bazı sorunlar yine de
görülebilmektedir.
Kornea bulanıklaşması. Özellikle birden fazla cerrahi
geçirenlerde ve yaşlı kişilerde kornea arka tabakasının
hasar görmesi neticesinde meydana gelir. Çoğunlukla
kendiliğinden iyileşir. İyileşmediği ve görmeyi
engellediği takdirde kornea nakli gerekebilir.
Gözlük ihtiyacı. Katarakt cerrahisine alınmadan önce
bilgisayarlı cihazlarla göz içine yerleştirilmesi
gereken lensin numarası belirlenebilir. Buna rağmen
cerrahi sonrasında gözlük kullanmayı gerektiren bir
kusur ortaya çıkabilir. Bunların başında astigmatizma
gelir. Astigmatizma riski fakoemulsifikasyon yönteminde
daha azdır.
Göz içi basınç yükselmesi. Ameliyat esnasında kullanılan
ilaçlara bağlı olarak erken dönemde sık karşılaşılan bir
problem olup ilaçlarla tedbir alınır. Sonra
kendiliğinden düzelir. Geç dönemlerde de bu risk
bulunduğu için hastaların belli aralıklarla muayeneden
geçmesinde fayda vardır.
Gözde reaksiyon oluşması. Her gözde mutlaka reaksiyon
olur. Ama bazı gözlerde daha fazla olur.
Göz içi lensi ilgili sorunlar. Göz içi lensler göze
uyumlu maddelerden yapılırlar ve çoğunlukla bir sorun
çıkarmazlar. Nadiren sorunlar olabilir.
Lens arka zarının kesifleşmesi. Lens ve ameliyat
teknolojisinin ilerlemesiyle günümüzde daha nadir
görülmektedir. Meydana geldiği takdirde lazerle,
ameliyata gerek kalmadan giderilebilir.
Sinir tabakası ile ilgili sorunlar. Nadiren retina
dekolmanı ve merkezi görme noktasında ödem oluşması gibi
durumlarla karşılaşılabilir.
Enfeksiyon. Katarakt cerrahisi sonrası meydana gelen
enfeksiyonlar çok ciddi seyredebilir ve gözün ya da
görmenin kaybına kadar gidebilir. Genellikle gözde ağrı,
kızarıklık, görme kaybı gibi belirtileri vardır. Derhal
tedavi gerektiren bu durum nadiren görülür.
Katarakt cerrahisinin sonuçları
Fakoemulsifikasyon yapılan hastaların %90'dan fazlasında
%60-70'in üzerinde görme elde edilmektedir. Ancak gözün
sinir tabakası ile ilgili bir problem varsa bu sonucu
elde etmek zordur. Katarakt cerrahisinden sonra yakın
veya uzak gözlüğüne ihtiyaç duyulabilir.
Katarakt cerrahisi ile ilgili sık sorulan sorular
Katarakt cerrahisi sonrasında işlerime ne zaman
dönebilirim?
Ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonunda yaklaşık 15-20
gün, fakoemulsifikasyonda ise birkaç gün içinde işinize
dönebilirsiniz. Gözünüzü zorlayacak bir iş yapıyorsanız
bu süreleri daha uzun tutmakta fayda vardır. Yine bu
şekilde işleri olan kişilerin kesi problemleri ile
karşılaşmaması için fakoemulsifikasyon yöntemini tercih
etmesi gerekir.
Katarakt ameliyatını ne zaman olmam gerekir?
Görmeniz kendinize yeterli gelmemeye başladığı anda
katarakt ameliyatını düşünmeniz gerekir.
Fakoemulsifikasyonla katarakt ameliyatı olmayı
istiyorsanız biraz daha acele etmekte fayda vardır. Zira
bu yöntemde lens ses dalgaları ile parçalanmakta olup
bekleyen kataraktlarda lens çekirdeği daha da sertleşir
ve parçalanması daha zor olur. Bu durumda daha fazla
enerji harcanması gerekir ve fazla enerji göz içi
dokularına zarar verebilir.
Gözümü kısarsam veya oynatırsam ne olur?
Gözünüz iğne ile uyuşturulduğu takdirde böyle sorunlar
olmayacaktır. Özel bir aletle göz kapaklarınız açık
tutulur ve ameliyat yürütülür. Damlalarla uyuşturma
yapıldığı takdirde kapak ve göz hareketleriniz tamamen
sınırlandırılamaz. Kapak hareketlerinizi bir aletle
açarak engellemek mümkündür. Ancak göz hareketlerinizi
kendinizin engellemesi gerekir. Bunu yapmanın en iyi
yolu ise doktorunuzun söyleyeceği yere sabit olarak
bakmanızdır.
Ameliyat esnasında ağrı duyar mıyım?
Anestezi yapıldıktan sonra ağrı duymazsınız. Eğer ağrı
duyuyorsanız ek anestezi yapılabilir ve rahat bir
şekilde ameliyatı geçirmeniz sağlanır.
Hastanede yatmam gerekir mi?
Günümüzde katarakt cerrahisi günübirlik yapılarak
ameliyattan hemen sonra hasta evine gönderilebilir.
Ameliyat sonrası ancak çok ciddi sorunlar çıktığı
takdirde hastaneye yatmak gerekebilir.
Her göze lens olur mu?
Geçmişte yapılan katarakt cerrahilerinde sadece katarakt
alınır ve ameliyat sonrasında hastaya kalın camlı gözlük
verilerek görmesi sağlanırdı. Sonraları gözün renkli
tabakasının önüne suni göz içi lens uygulaması başladı.
Bunun ardından normal insan lensinin bulunduğu yere yani
renkli tabakanın ardına lens uygulaması yapılmaya
başlandı. Ancak bu lenslerin yerinde kalabilmesi için
lens zarlarının desteği gerekmektedir. Günümüzde yapılan
katarakt cerrahilerinde suni göz içi lens ya lens
zarlarının arasına ya da lens zarlarının önüne
konmaktadır. Lens zarları yeterli destek sağlayamadığı
zaman suni lens ya yine renkli tabakanın önüne konur, ya
da lens renkli tabakanın arkasına konur ama ipliklerle
gözün beyaz tabakasına dikilir. İlk ameliyatında gözünün
içine lens yerleştirilmemiş kişilere de ikinci bir
ameliyatla göz içi lens uygulaması yapılabilir.
Kontak Lensler
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Dr. Ahmet Karakurt
Ankara Numune Hastanesi Göz Kliniği
Kontakt lens çeşitleri
Kontakt lenslerin avantajları
Kontakt lenslerin dezavantajları
Kontakt lenslerin kullanımı
Kontakt lensin bakımı
Kontakt lens kullanırken makyaj
Kontakt lensin çıkarılmasını gerektiren durumlar
Kontakt lens kullanımı esnasında karşılaşılan sorunlar
Kontakt lens kullanımıyla ilgili ilginç notlar
Kontakt lensler, kornea yüzeyine yerleştirilerek gözdeki
kusurların tashihi veya bazı hastalıkların tedavisi için
kullanılan lenslerdir. Refraksiyon ve optikle ilgili
ilkeler gözlüklere benzer şekilde kontakt lenslere de
uygulanır. Bunlar, miyopi ve hipermetropi derecesine
göre kornea eğriliğini bir kontakt lens yüzeyi ile
değiştirerek var olan kusuru düzeltirler.
Astigmatizmaların çoğunlukla kornea ön yüzeyinin
çarpıklığı sonucu oluşmasından dolayı ya sert kontakt
lenslerin kullanılması ya da özel olarak astigmatizmaya
yönelik üretilmiş yumuşak lenslerin kullanılması
gerekir. Miyop veya hipermetroplar için üretilmiş ve
fiatı cazip olan yumuşak kontakt lensler en fazla -1,0
dioptri kadar bir astigmatizmayı düzeltebilirler.
Küçük numaralarda gözlük ve kontakt lens numaraları aynı
iken numara arttıkça miyopların gözlüğe göre daha küçük,
hipermetropların ise daha büyük numaralı bir lens
kullanmaları gerekir. Son yıllarda kontakt lens
teknolojisi çok gelişmiş ve lenslerin kullanımını
kolaylaştıran ve kullanım süresini uzatan yeni tasarım
ve materyaller geliştirilmiştir.
Kontakt lens çeşitleri
Günümüzde temel olarak iki çeşit lens vardır. Bunlar gaz
geçirgen sert lensler ve yumuşak lenslerdir. Gaz
geçirgen sert lenslerin kullanımının gerektiği birkaç
durum dışında çoğunlukla yumuşak lensler kullanılır.
Gaz geçirgen sert lensler: Göze oksijen geçişine izin
verdikleri için bu adı alırlar ve bu özellikleri
nedeniyle artık kullanılmayan sert lenslere göre kornea
epitel metabolizmasını daha az bozarlar. Korneanın
şeklini almadıkları için yüksek astigmatizma ve
keratokonus gibi olgularda özellikle tercih edilirler.
Yumuşak lensler: Çok değişik tipleri vardır. Günlük
kullanılan 1 gün ömürlü lensler, günlük kullanılan 1 ay
ömürlü lensler, günlük kullanılan 3 ay ömürlü lensler,
günlük kullanılan 1 yıl ömürlü lensler, 1 hafta
kullanılan 1 hafta ömürlü lensler, 1 ay kullanılan 1 ay
ömürlü lensler, bazı göz hastalıklarının tedavisi için
kullanılan tedavi edici lensler, bifokal lensler ve
renkli lensler gibi. Bunların kullanımı oldukça
rahattır. Gözdeki kusurun tashihi için kullanılan
lenslerin çoğu renksizdir ve göze takıldığında görünümü
değiştirmezler. Takıldıkları sürece kusuru giderir ve
berrak bir görüntü sağlarlar.
Kornea yüzeyini bozan hastalıklar sinir uçlarının
dışarıda kalmasına bağlı olarak hastaya yoğun bir
huzursuzluk verirler. Eski lazer uygulamalarında da
kornea sinir uçları açıkta kalır ve hasta yoğun ağrı
duyardı. Bu gibi durumlarda hastanın tedavisi amacıyla
tedavi edici yumuşak kontakt lensler kullanılır.
Bifokal lensler, yakın ve uzak için iki ayrı gözlük
kullanmak zorunda kalan kişiler için geliştirilmiştir.
Günümüzde çok populer olan bir lens grubu da renkli
lenslerdir. Gözdeki kusurun düzeltilmesi amacıyla
kullanılabildiği gibi herhangi bir kusur olmadan da sırf
estetik amaçlı olarak kullanılan numarasız tipleri
vardır. Renk seçenekleri çok fazladır. Renkli lensler
her gözde katalogda gösterildiği gibi durmaz. Bu nedenle
değişik seçenekleri deneme imkanı tanıyan bir merkezde
göz muayenesinin ardından denenerek alınmasında fayda
vardır.
Kontakt lenslerin avantajları
Kontakt lenslerin bazı kişiler için kozmetik faydası ve
gözlük takmama rahatlığı yanısıra optik avantajları
vardır.
Yüksek dereceli kusurlarda kontakt lensler küçük çaplı
ve kalınlıklı olmaları yanısıra gözün direkt üzerinden
tashih yapmaları nedeniyle çevresel kısımlardaki görme
bozukluklarını azaltırlar.
Tek gözünde ameliyat veya yaralanma gibi bir nedenle
lensini yitirmiş olanlara verilen gözlük camları aşırı
büyütme yaptığı için hastanın kullanabilmesi zordur.
Kontakt lenslerde büyütme faktörü oldukça azdır ve hasta
tarafından tolere edilebilir. Böylece hasta heriki
gözünü kullanabilir hale gelir.
Her iki gözünde lens olmayanlarda da daha iyi bir
çevresel görme temin edilir ve görüntü bozukluğu fazla
olmaz.
Gözlüklerle çok az düzelme kaydedilebilen veya görmesi
hiç düzeltilemeyen keratokonuslu veya başka bir nedene
bağlı düzensiz korneası olan hastalar kontakt lenslerle
sıklıkla iyi bir görme elde ederler.
Kontakt lenslerin sporcular ve özel iş gereksinimleri
olan kişiler için de avantajları vardır.
Kontakt lenslerin dezavantajları
Gözlüklere göre biraz daha masraflıdırlar. Ancak
teknolojinin gelişimi sayesinde daha hesaplı kontakt
lensler piyasaya sürülmektedir.
Yeni kullanmaya başlayanların belli bir adaptasyon
süresi olur. Bu süre yumuşak lens kullananlarda daha az,
sert lens kullananlarda daha uzundur.
Kontakt lens kullanımında temizliğe çok dikkat etmek
gerekir. İleride anlatılacak olan bazı göz sağlığı
sorunları kontakt lens kullananlarda meydana gelebilir.
Bazen lensin kullanılamadığı zamanlar olur ve bu
zamanlarda gözlük kullanmak gerekebilir.
Kontakt lens kullanmaya başlamadan önce yapılması
gereken muayene:
Görme keskinliğinin değerlendirilmesi
Göz numarasının tespiti
Biyomikroskop ile göz muayenesi ve gözyaşı
değerlendirmesi, Keratometri
Gerekiyorsa korneal topografi, yani korneanın kırıcılık
haritasının çıkarılması
Yapılan bu değerlendirmeler ile gözün kontakt lens
kullanımına uygun olup olmadığı belirlenir. Ayrıca nasıl
bir kontakt lens kullanabileceğine karar verilir.
Kontakt lenslerin kullanımı
Temizlik
Lenslerinize dokunmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayın.
Böylece lenslerinizin kirlenmesini, dolayısıyla
gözlerinizin mikrop kapmasını engellemiş olursunuz.
Düzenli olarak ellerin yıkanması da gözünüzü olası
enfeksiyonlardan korur. Ellerinizi yıkarken yağ, losyon
ya da parfüm içermeyen bir sabun kullanınız ve pamukçuk
bırakmayan bir havlu ile kurulayınız.
Lensin kontrol edilmesi
Kontakt lensler, steril kapalı blister ambalajlarda ya
da cam flakonlarda sunulur. Lensinizin ambalaj paketi
veya folyosunun açılmamış olmasına ve kullanım tarihinin
geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
Ambalaj üzerinde lensin numarası yer alır. İki gözü için
farklı numarada lens kullananların uygun ambalajı açıp
açmadığı konusunda emin olması gerekir. Lenslerin
karışmasını önlemek için daima aynı gözden takmaya
başlayın. Bazen ambalaj içinden lensi almakta
zorlanabilirsiniz. Bu durumda asla cımbız veya benzeri
bir alet kullanmayınız. Ambalajı kapalı halde bir iki
defa salladığınızda lensinizi rahatlıkla alabilirsiniz.
Lensi kontrol etmek için işaret parmağınızın ucuna
yerleştirin ve bir ışık kaynağına doğru tutun. Lensin
temiz ve nemli olması gerekir. Çizik, çentik, yırtık
veya çatlak bulunmamalı ve küçük parçacıklar yapışmış
olmamalıdır. Lens hasar görmüş ise asla kullanmayın ve
atın. Yumuşak lensler kuruduğu zaman da kullanılamaz
hale gelirler.
Yumuşak lensler iki tarafa da dönebildiği için doğru
yönde olduğunun kontrol edilmesi gerekir. Ters olarak
göze yerleştirilen bir lens fazla hareket eder,
rahatsızlık meydana getirebilir ve iyi bir görme
sağlamaz.
Bu kontrol iki şekilde yapılabilir. Birincisinde lensi
işaret parmağınızın ucuna yerleştirip şekline bakın.
Eğer kenarları bir çanak şeklindeyse yönü doğru
demektir. Eğer kenarları dışarı bakıyorsa yönü yanlış
demektir ve tersyüz edilerek düzeltilmesi gerekir.
İkinci yöntemde ise eğer varsa lensin yazısına bakılır.
Yazının lens göze takıldıktan sonra karşıdan
bakıldığında düzgün okunacak şekilde olması gerekir.
Lensin göze yerleştirilmesi
Ellerinizi yıkadıktan sonra kurulayınız. Elleriniz ıslak
olduğunda kontakt lens ya elinize yapışır ya da kayıp
düşebilir. Lensi sağ işaret parmağınızın ucuna
yerleştirin. Solak olanlar aynı işlemleri sol elleriyle
yapabilirler.
Aynı elinizin orta parmağını kirpiklerinize
olabildiğince yaklaştırın ve alt göz kapağını aşağı
çekin.· Üst göz kapağınızı yukarı kaldırmak için diğer
elinizin parmaklarını kullanın. İşaret parmağınızla
yavaşça lensi doğrudan gözünüze yerleştirin. Bunu
yapamıyorsanız gözünüzün burun tarafına bakmasını
sağlayın ve dış kısımda görünen gözün beyaz kısmına
lensinizi yerleştirin. Üçüncü bir alternatif olarak
yukarı bakın ve altta görünen beyazlığa lensinizi
yerleştirin. İkinci ve üçüncü durumlarda lensin
bulunduğu tarafa bakarak gözünüzün üzerine gelmesini
sağlayın.
İlk önce alt göz kapağını, sonra da üst göz kapağını
serbest bırakın.Yavaşça göz kırpın. Lensinizin artık
ortalanmış olması gerekir. Lensleri taktıktan sonra
gözlerinizi ovuşturmaktan kaçının.
Lensler gözünüzde rahat değilse veya net bir şekilde
göremiyorsanız aşağıdaki durumlar söz konusu olabilir:
Lens gözde ortalanmış olarak durmuyor olabilir. Lens
gözün beyazına doğru kaymış olabilir. Bu durumda lensi
parmağınızla hafifçe bastırarak masaj yapın ve göz
kapaklarınız yardımıyla iterek tekrar yerine
yerleştirin. Eğer lens gözünüzden düşmüşse ve kısa
ömürlü bir lens kullanıyorsanız yenisiyle değiştirin.
Uzun ömürlü bir lens ise oldukça titiz bir şekilde lens
solusyonunuz ile birkaç defa yıkayın.
Lensin üzerinde veya altında yabancı bir cisim olabilir.
Bu durumda lensi çıkarıp solusyon ile temizledikten
sonra tekrar takın.
Lensiniz yırtılmış veya hasar görmüş ise tekrar gözünüze
yerleştirmeyin ve atın.Bulanık görme varsa lensi yanlış
göze takmış ya da ters takmış olabilirsiniz. Böyle bir
durum söz konusu değilse yine de lensi gözünüzden
çıkarıp temizledikten sonra tekrar takın. Hala görmeniz
netleşmiyorsa ve rahat değilseniz lensinizi çıkarıp
doktorunuza başvurun.
Lensin çıkartılması
Ellerinizi yıkayın ve kurulayın. Çıkarma işlemini lensi
düşürüp kaybedebileceğiniz lavabo gibi ortamlarda
yapmayın.
Yumuşak lensler için:
Yukarı bakarken orta parmağınızla alt göz kapağını aşağı
doğru çekin. İşaret parmağınızın ucunu lensin kenarına
getirin ve gözünüzün beyaz tabakasına doğru aşağı
kaydırın. Baş ve işaret parmaklarınız yardımıyla lensi
hafifçe sıkarak dışarı çıkartın.
- İkinci bir yöntem olarak alt göz kapağını aşağı doğru
çektikten sonra burnunuza doğru bakın. Lensi gözün dışta
kalan beyaz kısmına doğru çekin, baş ve işaret
parmaklarınız yardımıyla hafifçe sıkarak dışarı
çıkartın.
Gaz geçirgen sert lensler için:
- Orta parmağınızın ucunu üst kapağınızın ortasına,
yüzük parmağınızın ucunu da alt göz kapağınızın ortasına
yerleştiriniz. Gözlerinizi parmaklarınızın yardımıyla
mümkün olduğu kadar açıp kulaklara doğru çekerek dümdüz
ileriye doğru bakınız. Göz kapaklarınız lensin
kenarlarına basınç yapacağı için lensiniz kolayca
gözünüzden çıkacaktır.
- Bir elinizin baş parmağını ve işaret parmağını
kullanarak lens ortaya çıkacak şekilde göz kapaklarınızı
aksi yönlere doğru çekiniz. Diğer elinizle lens
vantuzunu tutarak göze alttan yaklaşınız. Vantuzu,
üstündeki delik lensin üzerine gelecek şekilde
dikkatlice lensin yeterince yakınına yerleştiriniz.
Vantuzu, hafifçe lense bastırınız, hafif eğerek geri
çekiniz. Böylece lens vantuzun üzerine yapışacaktır.
- Üst ve alt göz kapakları arasına lensi sıkıştırarak
dışarı çıkmasını sağlayınız. Hiçbir zaman parmağınızı
gözünüzün üzerinde lensinizi aramak için gezdirmeyin.
Lensinizi çıkartmaya başlamadan önce kornea üzerinde
olduğundan emin olun. Gözlerinizi ayrı ayrı kapayarak
görüşünüzü kontrol edin, bir bozukluk farkederseniz
lensiniz gözünüzden düşmüş olabilir. Lensinizin herşeye
rağmen gözünüzde olduğundan eminseniz çıkartılması için
iyi bir yardımcıya ihtiyacınız var demektir. Hiçbir
zaman yumuşak lenslerinizi çıkartmak için vantuz
kullanmayın. Gaz geçirgen sert lenslerin çıkarılmasında
vantuz kullanılabilir.
Yumuşak lensler gözde uzun süre kaldığı zaman hafif
kuruma yaparlar ve bu şekilde çıkarıldıklarında
kenarları birbirine yapışabilir. Bu durumda lensi
ayırmaya çalışmayın. Lens solusyonuyla ıslatıp biraz
bekledikten sonra lens kolayca açılacaktır.
Kontakt lensin bakımı
Lens bakım malzemelerini devamlı elinizin altında
bulundurmakta fayda vardır.
Temizlik için düz bir yüzey seçin. Lavabo gibi lensi
kaybedebileceğiniz veya kirlenmesine sebep
olabileceğiniz ortamları seçmeyin. Lensi takacağınız
yerde küçük bir ayna bulunsun.
Lensleri tutmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayıp
durulayın ve kurutun.
Karıştırmamak için temizliğe her zaman aynı lensten
başlayın.
Lens kabına lens solusyonu doldurun.
Çıkardığınız lensi avucunuzda birkaç damla lens
solusyonu ile temizleyin. Lensin heriki tarafını işaret
parmağınızın etli kısmı ile silin.
Lensi duruladıktan sonra kabına yerleştirin. Lens
kabındaki solusyonun yumuşak lens kullanıldığı takdirde
en azından lensi örtecek kadar olması gerekir. Sert
lenslerin kuruması lensi bozmasa da lensin
dezenfeksiyonu ve rahat kullanımı için nemli tutmakta
fayda vardır.
Dezenfeksiyon için lensleri solusyonda en az 4 saat
tutmak gerekir. Bu süre sonunda bazı solusyonlarda lens,
kabından alır almaz göze takılabilirken bazılarında
başka bir solusyonla yıkamak gerekebilir. Yine bazı
lenslerde bu 4 saat içinde nötralizasyon hadisesi
meydana gelir ve süre bitmeden lens direkt göze
takılamaz. Lenslerinizi her çıkarışınızdan sonra
dezenfekte etmek, tahrişe veya enfeksiyona neden olan
mikroorganizmaların ölmesini sağlar.
Lensi gözünüze taktıktan sonra lens kabını solusyonla
çalkalayıp ağzını kapatın. Lensi kabına koyacağınız her
zaman mutlaka yeni solusyon doldurun.
Uzun ömürlü lens kullanımında birkaç haftada bir protein
temizliği yapmak gerekir. Bu işlem için lens kabının
gözlerine yeni solusyon doldurulur ve her birine bir
adet protein temizleme tableti konularak çözülür.
Lenslerinizi çıkarıp temizleyin ve duruladıktan sonra
kutusuna yerleştirin. Lenslerin solusyona iyice
batmasını sağlayın. Kapakları kapatın ve kutuyu hafifçe
sallayın. 15 dakika bekleyin. Lensleriniz çok kirliyse
bu süreyi 1-2 saate kadar uzatabilirsiniz. Lenslerini
kutusundan çıkarıp lenslerinizi ve lens kutusunu lens
solusyonu ile temizleyin. Sonra kutuya solusyon doldurup
lenslerinizi koyarak normal dezenfeksiyon işlemini
başlatın.
Tam renkli lenslerin temizlenmesi ve sterilizasyonunda
sorbik asit ve potasyum sorbat ihtiva eden salin
solusyonu, Optisoft polyquad solusyon, opticlean ve
Mirasol solusyon kullanmayın.
Kontakt lens kullanırken makyaj
Lens kullanırken makyaj yapmak mümkündür. Ancak
lenslerin makyaj malzemesi ile kirlenmemesine özen
göstermeniz gerekir.
Cildinizi temizlerken: Önce lenslerinizi çıkarınız,
sonra temizleme emulsiyonu ve göz makyajı
temizleyicisini kullanınız.
Gece kremi: Yatmadan önce lenslerinizi çıkaracağınıza
göre her zaman olduğu gibi gece kremi kullanabilirsiniz.
Sabahları yüzünüzü ılık suyla yıkamalısınız. Eğer
gözlerinizin etrafı yağdan arınmış olursa lenslerinize
hiçbir şey olmaz.
Gündüz kremi: Likid krem yerine fazla akıcı olmayan bir
krem kullanınız. Gözlerinizin etrafına sürerken çok
dikkatli olmalısınız. Bu bölgeye hiç krem sürülmemesinde
yarar vardır.
Makyaj malzemesi: Lensleri her zaman göz makyajı
yapmadan önce takın. Makyaj malzemesi seçerken yağlı
olanlardan çok nemlendirici özellikte olanları tercih
edin. Göze yağlı makyaj veya krem uygulandığı takdirde
bunların göz kırpma hareketiyle gözün yakınına gelip
lense bulaşma tehlikesi vardır. Bu lensinize zarar
vermese de görüşünüzü bulandırır. Ayrıca göz kapağının
iç kenarında kullanılan makyaj malzemelerini
kullanmayın. Çünkü bu gibi makyaj malzemeleri kontakt
lens yüzeyini kirletip rahatsızlığa yol açabilir.
Lensler gözünüzdeyken makyajınızı silmeniz mümkündür.
Bunu yaparken makyajın ya da makyaj temizleyici
malzemenin lensinize değmemesine özen gösterin.
Maskara: Rimeli her zaman lenslerinizi takmadan önce
uygulayınız. Bir iki dakika kurumasını bekleyip sonra
fırçalayınız. İçinde kirpik uzatmaya yarayan küçük katkı
kıllar bulunan rimelleri kullanmayınız, zira bu kıllar
düşebilir ve lenslerinizi kirletibilir. Hergün rimel
kullanmak istemiyorsanız kuaförünüzden kirpiklerinizi
boyatmanın mümkün olup olmadığını sorun. Rimel hiçbir
zaman göz yaşı sıvısına bulaşmamalıdır.
Göz farı: göz farının sıvı, krem ya da kompakt toz gibi
birçok alternatifleri mevcuttur. Hepsinin kendine göre
avantajları vardır. Sıvı ve krem olanlarının uygulanması
kolaydır. Kompakt toz farlar için uygulayıcı mevcut
olup, bununla farı sürerken önce nemlendirilmesi
gerekir, ayrıca far göze cömertçe sürülmemelidir.
Göz kalemi: Bu kullanmamanız gereken yegane makyaj
malzemesidir. İçerdiği maddelerden dolayı lensinizin
lekelenme tehlikesi vardır ve sürekli temizlemek
lenslerinizin ömrünü azaltır.
Saç spreyi: Saçınızı lenslerinizi takmadan önce yapmanız
en akıllıcası olur. Lenslerinizi takmış bulunuyorsanız
sprey sıkmadan önce gözlerinizi kapatmayı unutmayınız.
Kontakt lensin çıkarılmasını gerektiren durumlar
Gözde kaşıntı, yanma veya batma,
Gözde bir şey varmış hissi
Aşırı sulanma, normal olmayan göz akıntısı veya
kızarıklık
Görüş bulanıklığı, nesnelerin etrafında gökkuşağı veya
harelenme görüntüsü
Lenslerin ilk takıldıkları zamana göre daha fazla
rahatsızlık vermesi
Lensi çıkardığınız zaman rahatsızlık hissi ortadan
kalkıyorsa lenste hasarlanma, kir veya yabancı cisim
olup olmadığını kontrol etmek için yakından incelemeniz
gerekir. Hasarlanma varsa lens atılmalı ve yeni bir lens
kullanılmalı, kir ve yabancı cisim varsa temizliği
yapılmalıdır. Bunlara rağmen problem devam ederse derhal
doktorunuza danışınız. Burada bahsedilen şikayetler
herhangi bir enfeksiyon ya da daha ciddi bir durumun
habercisi olabilir
Kontakt lens kullanımı esnasında karşılaşılan sorunlar
Kontakt lensler bazı gözlerde kuruluk meydana
getirebilir. Bu durumda kayganlaştırıcı ve ıslatıcı
damlaları kullanmanız uygun olur. Eğer kuruluk hali
devam ederse göz doktorunuza başvurmanız gerekir. Lens
gözünüze yapışmış yani hareketi durmuş ise bir
kayganlaştırıcı solusyon uygulayın ve lensi çıkarmayı
denemeden önce serbestçe hareket etmesini bekleyin. Lens
hala yapışmaya devam ediyorsa derhal göz doktorunuza
başvurun.
Bazı gözlerde göz yaşı salgısında artma meydana
gelebilir. Bu durum özellikle alışma sürecinde olan
kişilerde daha sıktır.
Gözde yabancı cisim hissi. Toz parçacıkları, lens
yüzeyinde kirlenme veya çizikler, lensi aşırı uzun süre
takma veya lensi çıkarırken gözü zedeleme bu duruma
sebep olur. Bu durumda lensinizi çıkarın, temizleyin.
Çizik veya yırtık tespit ederseniz lensi takmayınız.
Ayrıca lensleri önerilen süreden daha uzun süre
takmamaya çalışın.
Ağrı. Gözde yabancı cisim hissine sebep olan faktörler
ağrıya da neden olabilir. Önerilere dikkat ettiğiniz
takdirde gözde yabancı cisim hissi ve ağrı devam
ediyorsa fazla beklemeden doktorunuza müracaat etmeniz
gerekir.
Gözlerde yanma, batma, kaşıntı ya da sulanma. Lens
yüzeyinde temizleme solusyonu veya sabun kalmış
olabilir. Lenslerinizi çıkarıp iyice yıkadıktan sonra
yeniden takmanız gerekir.
Gözde kızarma. Gaz geçirgen sert lens kullananlarda
alışma sürecinin bir belirtisi olabileceği gibi gözde
bir enfeksiyona da işaret ediyor olabilir. Kontakt lense
alışmış bir gözde aniden kızarıklık meydana gelmişse
hemen doktora müracaat etmek gerekir.
Işık hassasiyeti. Yine gaz geçirgen sert lenslerin
alışma döneminde olabilir. Ayrıca kornea enfeksiyonunda
da ışık hassasiyeti meydana gelebilir.
Işık etrafında gökkuşağı ya da hareler görme. Lensin
merkezde durmamasından veya korneada ödem oluşmasından
kaynaklanabilir.
Bulanık görme. Normalde net gördüğünüz bir lensle
bulanık görmeye başlamışsanız lensleriniz kirli
olabilir. Uzun süreli kullanımda da bulanık görme
meydana gelebilir. Bir günlük bir takma süresinden sonra
lenslerinizi çıkartınca birkaç saat süre ile bulanık
görebilirsiniz. Bu geçici bir şikayettir.
Göz yorulması. Uykusuzluk, gözlerin okuma ve çalışmada
uzun süre kullanılması sonucunda meydana gelir. Lensleri
takma süresini azaltarak gözlerinizi dinlendirmeniz
gerekir.
Lenslerin korneadan kayması veya düşmesi. Çocuklarda sık
rastlanan bir durumdur. Ancak erişkinlerde olması
lenslerde bir uygunsuzluğa işaret ediyor olabilir.
Doktorunuza danışmanız gerekir.
Kornea ülseri. Kontakt lens kullanımda en çok korkulan
durumdur. Yukarıda belirtilen durumların çoğuna neden
olabilir. Lensi çıkarıp gözünüzü dinlendirmenize rağmen
şikayetler geçmiyorsa fazla beklemeden doktora müracaat
etmek gerekir. Bu durum tespit edildiğinde bir süre
kontakt lens kullanımına ara verip gözünüzün tedavisinin
yapılması gerekecektir.
Allerji. Kontakt lens kullanımının herhangi bir
döneminde meydana gelebilir. Gözlerde kaşıntı, yanma,
batma, sulanma ve kızarıklık gibi şikayetler olabilir.
Lenslerin çıkarılarak tedavisinin yapılması gerekir.
Korneada damarlanma. Lenslerin uygun olmayan şekilde
kullanılması, uygun olmayan lens kullanılması ve göz
kontrollerinin aksatılması sonucunda meydana gelir.
Zamanla görmeyi etkileyebilir ve kontakt lens
kullanımını engelleyebilir.
Lens kullanırken gözünüze herhangi bir kimyasal madde
kaçarsa derhal gözleri bol suyla yıkayın, lensleri hemen
çıkartın ve atın. Acilen göz doktorunuza ya da acil
servise başvurun.
Kontakt lens kullanımıyla ilgili ilginç notlar
Yıllık kornea ülseri görülme sıklığı kontakt lenslerini
gündüzleri kullananlar arasında 10.000 kişide yaklaşık
4.1 olurken kontakt lenslerini geceleri de çıkarmayanlar
arasında bu oran 10.000 kişide 20.9'dur.
Günlük kullanım için üretilen bir lens geceleri de
çıkarılmadan kullanıldığında kornea ülseri riski
lenslerini uyku sırasında çıkaranlara göre 9 kat
fazladır.
Sigara içen kontakt lens kullanıcılarında ülseratif
keratit riskinin sigara içmeyenlere göre 3 ila 8 kat
fazla olduğu tahmin edilmektedir.
UV koruması olan lensler UV ışınlarına karşı korur ama
UV ışınlarını absorbe edebilen bir güneş gözlüğünün
yerini tutamaz.
Glokom ve Tedavisi
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Dr. Ahmet Karakurt
Ankara Numune Hastanesi Göz Kliniği
Glokom ve Göz içi Basıncı İlişkisi
Glokom çeşitleri nelerdir?
Kimler glokom riski taşır?
Glokom nasıl tespit edilir?
Glokom nasıl tedavi edilir?
Glokom-Baş ağrısı ilişkisi
Baş ağrılarının sebepleri nelerdir?
Göz yorgunluğuna bağlı baş ağrısı olur mu?
Glokom, göz içi basıncı yüksekliği, görme alanı ve görme
sinirinde kalıcı hasarlara yol açan, giderek görme
keskinliğini azaltan bir hastalıktır. Tüm dünyada
körlüğün önde gelen nedenlerinden biridir. Her yaşta
görülebilir.
Glokom ve Göz içi Basıncı İlişkisi
Göz, ön ve arka segment olarak iki bölümden oluşur. Bu
iki bölümü birbirinden ayıran yapı lenstir. Ön segment
de yine ön ve arka kamara olarak iki bölümden oluşur. Bu
iki bölümü ise iris dediğimiz gözün renkli tabakası
ayırır. Ön kamarayı önde kornea sınırlar. Bu bölüm aköz
denilen bir sıvı ile doludur. Aköz sıvısı lensin
bağlantı noktalarının yakınındaki silier cisimden
salgılanır, lensin ön yüzeyinden akarak ön kamaraya
gelir. Burada lens ve korneanın beslenmesini sağlar.
Ayrıca gözün şeklini oluşturacak basıncı meydana
getirir. Bu basınca göz içi basıncı (GİB) denir.
Görmenin korunması için bu basıncın belli sınırlar
içinde korunması şarttır.
İnsanların çoğunda GİB 14-16 mmHg civarındadır, 10-21
mmHg değerleri normal kabul edilir, 22 ve üzerindeki
değerler şüpheli veya anormaldir.
Silier cisimden salınan aköz sıvısı göz bebeğinden ön
tarafa gelip iris ile korneanın birleşim yerindeki açıda
trabeküler ağ denilen yapıdan süzülür. Devamlı bir
döngüsü vardır. Bu döngü, göz bebeğinden geçiş esnasında
ya da trabeküler ağ ve sonrasında engellenecek olursa
GİB yükselmeye başlar. Artan basınç sağlam yapıya sahip
gözü bir balon gibi patlatamaz. Bunun yerine en zayıf
noktası olan görme sinirinin göze giriş yerine basınç
yaparak sinir liflerini öldürür. Böylece kalıcı bir
görme kaybı meydana gelir. Bu nedenle erken tanı ve
tedavi önemlidir.
Glokom çeşitleri nelerdir?
Açık açılı glokom: En sık görülen glokom tipidir.
Toplumun yaklaşık %1'inde ve daha çok 40 yaşın üzerinde
görülür. Erken dönemde hiç bir belirti vermez. Göz içi
basıncı yavaşça yükseldiği için belirtiler yavaş bir
şekilde başlar, kornea başlangıçta bulanmaz, ağrı
hissedilmez. Görme yavaş yavaş kaybedildiği için geç
dönemlere kadar hasta bunun farkına varmayabilir. Görme
kaybının farkına varıldığı zaman da hasar kalıcı hale
gelmiştir.
Açık açılı glokomda, gözün drenaj bölgesi olan
trabeküler ağda henüz tam çözemediğimiz bir direnç
oluşturmaktadır. Bu, kronik bir hastalıktır. Kalıtsal
olma ihtimali vardır. Günümüzde kesin tedavisi yoktur,
fakat eldeki imkanlarla hastalığın ilerlemesi
yavaşlatılabilir ya da durdurulabilir. İlaçların ömür
boyu kullanılması gerekebilir.
Normal basınçlı glokom: Düşük basınçlı glokom olarak da
bilinir. Normal GİB'na rağmen görme alanı kaybı ve görme
siniri hasarı vardır. Bu kişilerde görme sinirinde bir
dolaşım bozukluğu söz konusu olduğu için GİB'nın daha
aşağılara çekilmesi gerekir.
Bir de bu durumun tam tersi vardır. GİB yüksek olmasına
rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı
görülmez. Buna da göz hipertansiyonu denir ve tedavi
gerektirmez. Ancak ileride glokoma dönüşebileceği için
takip gerekir.
Açı kapanması glokomu: Kalıtsal olabilir ve aynı ailenin
farklı bireylerinde aynı anda görülebilir. Asyalılarda
ve hipermetroplarda daha sıktır. Bu kişilerde ön kamara
normal kişilere göre daha sığdır. Kornea ve iris
arasında trabeküler ağın bulunduğu açı dardır.
Yaşlandıkça da lensin büyümesine bağlı olarak bu açı
daha da daralır ve GİB yükselir.
Açı tamamen kapandığında ise akut glokom meydana gelir.
Akut glokomda GİB aniden yükselir. Hasta çok ağrı
hisseder, hatta bulantı ve kusma olabilir. Göz kızarır,
kornea bulanıklaşır. Hasta ışık çevresinde haleler görür
ve görme azalır. Bu, acil bir durumdur. Tedavi
geciktirilirse görüş kaybedilir. Trabeküler ağ
sıkarlaşarak hastalık kronik hale geçebilir ve bu
durumun tedavisi daha da zordur.
Çoğu atak karanlıkta veya stresli durumlarda meydana
gelir. Zira bu durumlarda göz bebeği büyür ve açı
daralır. Ayrıca göz bebeğini büyüten antidepresanlar,
grip ilaçları, antihistaminikler ve bulantı ilaçları da
gözde glokom krizini kolaylaştırabilir. Hafif olan
ataklar ışıklı ortama geçmek veya uyumakla kendiliğinden
yatışabilir. Çünkü bu durumlarda göz bebeği küçülür.
Akut atak, göz bebeğini küçülten ve aköz salgısını
azaltan ilaçlarla durdurulabilir. GİB normal düzeyine
indiğinde lazer iridotomi yapılması gerekir. Yani
lazerle irise bir delik açılır. Böylece arka kamaradaki
sıvı ön kamaraya kolayca geçebilir. Bu girişim damlayla
göz uyuşturulduktan sonra yapılır ve birkaç dakika
sürer. Diğer göze de tedbir amacıyla yapılabilir. Çünkü
bir gözdeki açı dar olunca diğerinin de dar olma
ihtimali yüksektir. Açının dar mı yoksa geniş mi olduğu
gonioskopi ismi verilen bir teknikle anlaşılabilir.
Tüm açı kapanması glokomu olan kişilerde atak meydana
gelmez. Bazılarında kronik açı kapanması glokomu meydana
gelir ve bu durumda da belirtiler az olur. İris, drenaj
bölgesini yavaşça kapatır ve skar oluşur. Skar dokusu
epeyce ilerleyene kadar basınç yükselmeyebilir.
Pigmenter glokom: Bir açık açılı glokom şeklidir.
Erkeklerde daha sık görülür. Genellikle 20-30 yaşlarında
başlar. Miyoplarda daha sıktır. Bu kişilerde iris lense
yakın olup hareketi esnasında göze renk veren pigment
aköze dökülür ve trabeküler ağı tıkar. Böylece GİB
yükselir.
Eksfoliasyon sendromu: İleri yaşlarda bazı kişilerde
lens üzerinde saç kepeği gibi bir materyal birikir.
İrisin hareketiyle bu materyal yerinden ayrılarak
pigmentle birlikte drenaj kanallarını tıkar.
Neovasküler glokom: Çok ağır bir glokom şeklidir. Gözün
sinir tabakasında şeker hastalığına bağlı tutulum, damar
tıkanıklığı veya herhangi bir şekilde beslenmesini
engelleyen bir durum olduğunda iriste anormal damarlar
gelişir ve bunlar ilerleyerek açıyı örterler.
Yaralanma sonrası oluşan glokom: Göze darbe alınması,
kimyasal yanıklar veya delici yaralanmalar akut veya
kronik glokoma yol açabilir. Sebebi genellikle drenaj
sisteminin bozulmasıyla ilgilidir. Bu nedenle göz
yaralanması geçiren kişilerin belli aralıklarla
kontrolden geçmesi gerekir.
Konjenital glokom: Doğuştan itibaren vardır. Birkaç ay
içinde gözde belirgin bir büyüme, sulanma ve
bulanıklaşma ile kendini belli eder. Erken cerrahi
tedavi yapılmazsa körlükle sonlanır.
Kimler glokom riski taşır?
Öncelikle herkesin bu hastalık yönünden dikkatli olması
ve düzenli kontrolden geçmesi gerekir. Fakat bazı
kişiler normal topluma göre daha yüksek risk
altındadırlar:
40 yaşını geçenler,
Akrabalarında glokom bulunanlar,
GİB anormal şekilde yüksek seyredenler,
Şeker hastalığı,
Yüksek miyopi,
Uzun süreli kortizon kullanımı,
Göz yaralanması,
Yüksek kan basıncı,
Şiddetli kansızlık ve şok geçirilmiş olması.
Glokom nasıl tespit edilir?
Glokomun en iyi tespit yöntemi düzenli göz
muayenelerinin yapılmasıdır. Göz doktoru bu hastalığı
tespit etmek için aşağıdaki muayeneleri uygular:
GİB ölçümü: Günümüzde en yaygın kullanılan iki yöntem
vardır. Bunlardan birinde göz damlayla uyuşturularak
alet göze değdirilir. Diğerinde ise hava ile ölçüm
yapıldığı için göze herhangi bir şey damlatılmaz.
Optik sinir hasarının değerlendirilmesi: Oftalmoskop
denilen bir aletle göz bebeğinden direkt olarak görme
siniri değerlendirilir. Bilgisayarlı yeni bazı alet ve
yöntemlerle optik sinir hasarı ve sinir lifleri
tabakasının kayıpları sayısal olarak da
değerlendirilebilmektedir.
Görme alanı: Görme siniri hasarını fonksiyonel olarak
gösterir. Günümüzde genellikle bilgisayarlı olanı tercih
edilmektedir. Bu metotta çene yarım küre şeklindeki bir
cihazın önüne yerleştirilir. Işık gördükçe hastadan
düğmeye basması istenir. Testin sonunda bilgisayar görme
alanını kağıda basarak verir.
Gözün drenaj açısının incelenmesi: Göze gonyolens
denilen özel ayna ve mercek sistemleri uygulanarak
değerlendirilir.
Glokom nasıl tedavi edilir?
Glokom tedavisindeki amaç hastalığın iyileştirilmesi
değildir. Çünkü öyle bir tedavi yoktur. Amaç GİB'nın
kontrol altına alınarak görme kaybının engellenmesidir.
Bu amaçla göz damlaları, ağızdan alınan ilaçlar, lazer,
ameliyatlar veya bunların birkaçı bir arada
uygulanabilir:
Göz damlaları: GİB'nın kontrol altına alınabilmesi için
damlaların doktorun önerdiği şekilde düzenli olarak
kullanılması gerekir. İlacın gözdeki etkisini artırmak
için uygulama sonrası bir süre gözleri kapamak iyi olur.
Tüm göz damlaları içerdiği koruyucu maddeler nedeniyle
gözde yanma ve batma hissi yapabilir, fakat bu hisler
kısa sürer.
Ağızdan alınan ilaçlar: Bazen damlalar GİB'nı kontrol
altına almaya yeterli olmayabilir. Damlalardan daha
fazla yan etkiye sahip olan bu ilaçlar da aköz üretimini
azaltarak etkili olurlar.
İlaç kullanımında önemli bir prensip olarak
doktorlarınıza mutlaka bütün kullandığınız ilaçları ve
sizde meydana getirdiği yan etkileri söylemeniz gerekir.
Lazer: İlaçlarla yeterli sonuç alınamadığında, ilaçlara
uyum sağlanamadığında veya üstesinden gelinemeyen yan
etkiler görüldüğünde cerrahiye müracaat edilir. Lazer
cerrahisi normal cerrahiye geçmeden önce bir ara basamak
oluşturur. En sık yapılan uygulama trabeküloplastidir.
Bu girişim 15-20 dakika sürer, acısızdır ve ameliyathane
şartları olmaksızın yapılabilir. Lazer, göze delik
açmaz. Drenaj kanallarını gererek etki sağlar. Lazer
cerrahisi sonrası GİB, bir-iki haftada düşeceği için
ilaçlara devam edilebilir. İkinci bir uygulama şekli
iridotomidir. Bu girişimle açı kapanması glokomu olan
kişilerde irise bir delik açılarak göz sıvısının çıkışı
kolaylaştırılır.
Cerrahi tedavi: En yaygın yapılan ameliyat
trabekülektomidir. Trabeküler ağın bir kısmı çıkarılır.
Böylece aközün dışa akımı kolaylaştırılmış olur.
Ameliyat sonrası görme eski haline birkaç haftada döner,
ama ameliyat öncesi kaybedilen görme kazanılmaz. Ayrıca
hastaların bir kısmında katarakt gelişebilir.
Gerek lazer, gerekse normal cerrahi sonrası bazı
hastalarda yine ilaç kullanımına devam etmek
gerekebilir.
Sonuç
Glokom tedavisi, hasta ve doktordan oluşan ikili bir
takımla yapılır. Göz doktoru glokom tedavisini planlar,
fakat ilaçları düzenli olarak kullanmak hastanın
sorumluluğundadır. Doktorun bilgisi olmadan ilaç
düzeninin ve miktarının değiştirilmesi sakıncalıdır.
Glokom-Baş ağrısı ilişkisi
Baş ağrısı, en sık sağlık problemlerimizden biridir.
Çoğu kimse baş ağrılarının ciddi bir problem olmadığını
ve sıklıkla stres, yorgunluk gibi nedenlere bağlı
olduğunu düşünür. Sıklıkla baş ağrısının, gözleri yoran
uygunsuz gözlüklere veya göz problemlerine bağlı
olduğunu düşünülür, fakat bu doğru değildir. Yani göz
yorgunluğu ve görme problemleri baş ağrılarının ana
sebeplerinden değildir. Baş ağrısı-göz ilişkisine
değinmekte yarar vardır.
Baş ağrılarının sebepleri nelerdir?
Sık görülen baş ağrıları aşağıdaki gruplara ayrılabilir:
Gerilim-tipi baş ağrıları;
Migren;
Baş, göz, kulak, diş vs. hastalıkları
Gerilim-tipi baş ağrıları en sık görülen grubu
oluşturur. Ağrı alın, şakak, boyun veya göz çevresi gibi
alanlarda hissedilebilir. Gerilim-tipi baş ağrıları, iş
veya ev hayatındaki bazı sıkıntılı durumlar sonucu
meydana gelebilir. İlginç bir pozisyonda uyuma veya
çalışma, uzun süreli yakın görüş gerektiren iş yapma,
dişleri sıkma, uyku esnasında dişleri gıcırdatma ve
aşırı sakız çiğneme de bu tip baş ağrılarına neden
olabilir. Bunlar genellikle geçicidir ve basit bir ağrı
kesici ile kolayca giderilir. Diğer taraftan devamlı
ağrı kesici kullanmak da baş ağrılarını kötüleştirir.
Migren sık görülen bir baş ağrısıdır. Migren ağrısı, baş
derisinin ve beyni çevreleyen zarın kan damarlarındaki
bir reaksiyonla ilişkilidir, fakat migrenin gerçek
sebebi henüz bilinmemektedir. Her on kişiden birinde
migren görülür. Bazı kişilerde özellikle migrene eğilim
vardır ve aynı ailede geçiş gösterebilir. Küçük
çocuklarda bile migren olabilir.
Migren, farklı kişilerde farklı belirtiler verebilir.
Migren baş ağrısı olan pek çok kimse yanlışlıkla
sinüziti olduğuna inanmaktadır. Yaygın kanaatin aksine
sinüs baş ağrıları sanıldığı kadar yaygın değildir.
Göz hastalığına bağlı baş ağrıları, genellikle
hastalığın olduğu tarafta göz veya kaş bölgesinde
hissedilirler. Bu baş ağrılarına genellikle başka
belirtiler eşlik eder:
Görme bulanıklığı;
Işıkların çevresinde haleler;
Işığa aşırı duyarlılık.
Baş ağrıları, yüksek kan basıncına bağlı olarak meydana
gelebilir. Uzun süren veya tekrarlayan baş ağrıları
olduğunda kan basıncını ölçmekte fayda vardır. Buna
karşın kan basıncı yüksek seyredipte başı ağrımayan pek
çok kişi de mevcuttur.
Beyin tümörü veya hastalığına bağlı baş ağrısı nadirdir.
Göz yorgunluğuna bağlı baş ağrısı olur mu?
Uzun süreli gözlerin kullanımı her türlü baş ağrısını
artırır, fakat göz yorgunluğuna bağlı baş ağrısı ancak
gözlerin çok uzun süre kullanımından sonra ortaya çıkar.
Baş ağrıları sıklıkla gözde problem var gibi belirti
verdiği için kronik baş ağrısı çeken kişiler bir göz
muayenesinden geçmeyi tercih ederler. Göz ağrılarının
nadiren göz hastalığı veya gözlüğe ihtiyaçtan
kaynaklanmasına rağmen göz doktoru da baş ağrısının
sebebini bulma konusunda yardımcı olabilir.
Göz hastalığı varsa tanısı konur ve göz doktorunuz
tarafından tedavisi planlanır. Baş ağrısının sık olmayan
bir sebebi varsa daha ileri tetkik ve uygun uzmana sevk
gerekebilir.
Baş ağrısı yaygın bir problem olduğu için, kronik ve
tekrarlayan baş ağrısı olduğunda detaylı bir muayeneden
geçirilmeniz önerilir. Bazı olgularda göz muayenesi
olmak da gerekebilir. Baş ağrısı olduğunda glokomdan
fazla şüphelenilmez, çünkü ani yükselen göz içi basıncı
daha çok gözde ağrı yapar.
Gözyaşı Sistemi Bozukluları
Gözyaşı Sistemi Bozukluları
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Dr. Ahmet Karakurt
Ankara Numune Hastanesi Göz Kliniği
Kuru Göz
Göz Sulanması
Gözyaşı Sistemi
Gözyaşı, gözün üst dış kısmındaki ana bez ile
konjonktiva ve kapaklardaki yardımcı bezlerden
salgılanır. Göz yüzeyinde dağılarak kayganlık, koruma ve
berraklık sağlar. Daha sonra göz kapaklarının burna
yakın kısmında altta ve üstteki iki delikten girerek
küçük kanallardan gözyaşı kesesine dökülür. Buradan da
bir başka kanal ile burun içine iletilir.
Kurugöz
Gözyaşı iki yolla üretilir. Bunlardan biri gözyaşının
yavaş ve sabit bir hızda üretimidir ve normal göz
kayganlığını sağlar. Diğeri ise gözün uyarılmasına veya
duygusal duruma cevaben fazla miktarlarda gözyaşı
salınmasıdır. Bazı kimselerde gözün rahat etmesini
sağlayacak ölçüde gözyaşı salgısı olmayabilir. Bu duruma
kuru göz denir.
Kuru gözün belirtileri
Gözlerde batma ve yanma;
Kaşıntı;
Gözlerde yapışkan salgı;
Sigara dumanı veya rüzgarda gözlerde rahatsızlık;
Aşırı sulanma;
Kontakt lens kullanımında zorluk.
Kuru bir gözden aşırı sulanma olması anormal
gözükmektedir, fakat gözde kayganlığı sağlayacak gözyaşı
yoksa göz rahatsız olur ve uyarılır. Böylece aşırı
gözyaşı salgısı meydana gelir ve bunu, gözün drenaj
sistemi kaldıramadığı için gözden dışa akar.
Kuru gözün sebepleri
Yaşlanırken normalde gözyaşı üretimi azalır. Kuru gözün
her yaşta her kişide meydana gelebilmesine rağmen
bayanlarda daha sık görülür. Bu, özellikle menapoz
sonrası için geçerlidir.
Artritte de kuru göz, bunun yanı sıra ağız kuruluğu
olabilir. Kuru göz, ağız kuruluğu ve artrit birlikte
Sjogren sendromunu oluşturur.
Pek çok ilaç da kuru göze sebep olabilir. Bunlardan
bazıları idrar artırıcı ilaçlar, kalp ilaçları, tansiyon
ilaçları, glokom ilaçları, alerji ilaçları, uyku
hapları, sinir ilaçları ve ağrı kesicilerdir. Bu ilaçlar
sıklıkla kullanıldığı için kuru göz durumu ya tolere
edilir ya da "suni gözyaşları" ile tedavi edilir. Bu
nedenle kullandığınız tüm ilaçları doktorunuza
söylemeniz gerekir.
Kuru gözü olan kimseler tüm göz ilaçlarının yan
etkilerine daha çok hassasiyet gösterirler. Örneğin bazı
göz damları ve suni göz yaşı preparatlarındaki
koruyucular gözü rahatsız edebilir. Özel, koruyucu
içermeyen suni gözyaşları gerekebilir.
Kuru göz nasıl teşhis edilir?
Basit bir göz muayenesi ile kuru göz tanısı konabilir.
Bazen gözyaşını ölçen testler gerekebilir. Schirmer
gözyaşı testinde alt kapağın iç kısmına filtre kağıt
parçaları konur ve değişik şartlarda gözyaşı üretimi
ölçülür. Diğer bir testte göze floresein veya Rose
Bengal isimli boyalar damlatılarak belli boyanma
şekilleri araştırılır.
Kuru göz nasıl tedavi edilir?
Göz yaşı eklenmesi
Suni göz yaşları normal gözyaşına benzer. Bunlar gözü
kayganlaştırır ve nemlendirir. Suni gözyaşlarındaki
koruyuculara duyarlılık varsa koruyucusuz suni göz
yaşları kullanılabilir.
Sık aralarla damla damlatma ihtiyacı varsa, koruyucu
içermeyen göz yaşlarını kullanmak daha iyi sonuç
verebilir. Ayrıca alt kapağın içine günlük olarak
yerleştirilen ve yavaş salınım gösteren katı gözyaşı
preparatları da mevcuttur.
Bandaj kontakt lens
Göz yüzeyinde hastayı ileri derecede rahatsız eden
bozukluklar meydana geldiğinde tercih edilir, fakat bu
durumda yine gözyaşı damlalarının kullanımına devam
edilir.
Gözyaşının korunması
Gözün kendi salgısının korunması gözleri nemli tutmanın
bir başka yoludur. Gözyaşı küçük bir kanal aracılığı ile
gözden burna geçer. Bu kanalların ağzı geçici veya
kalıcı olarak tıkanabilir. Böylece gözyaşı korunur, hem
de suni gözyaşının etki süresi uzatılmış olur.
Gözyaşı kanallarının tıkanması bazı tıkaçlar,
yapıştırıcılar veya elektrokoter ile yapılır. Bunlardan
bir kısmı geçici, bir kısmı kalıcı etki gösterebilir.
Duruma göre bunlardan biri seçilebilir ya da geçici
yöntemlerden biri uygulandıktan sonra, fazla sulanma
meydana gelmezse kalıcı bir girişime geçilebilir.
Diğer yöntemler
Gözyaşı da diğer sıvılar gibi buharlaşır. Bu
buharlaşmayı önlemenin çaresine bakılabilir. Kışın ev
içinde sıcaklık arttığında radyatöre su konarak havanın
nemlenmesi sağlanabilir. Rüzgarlı havalarda çevresel
koruması olan gözlükler kurumayı azaltır.
Kuruluğa sebep olan aşırı sıcak oda, saç kurutucular
veya rüzgar gibi her faktörden kuru göz hastasının
kaçınması gerekir. Sigara içilmesi de zararlıdır.
Kuru gözlü bazı hastalar sabahları gözlerini açamamaktan
yakınırlar. Geceleri bir suni gözyaşı merhemi
kullanılarak bu şikayet giderilebilir.
Fakir ülkelerde ve özellikle çocuklar arasında A
vitamini eksikliğine bağlı kuru göz sıktır. Stevens-Johnson
sendromu veya pemfigoid gibi anormal durumların sebep
olduğu kuru göz hastalarına A vitamini desteği pek fayda
sağlamamaktadır.
Göz sulanması
Gözyaşı bezleri tarafından üretilen gözyaşı burna
gönderilen gözyaşından fazla ise gözde sulanma, hatta
kapakların dışına taşma meydana gelir. Soğuk, sıcak,
ışık, ağlama, heyecanlanma, yorgunluk gibi durumlarda
göz yaşarması olabildiği gibi bu durum bazı
bozuklukların da belirtisi olabilir.
Göz sulanmasının sebepleri
Aşağıdaki nedenlerle gözde sulanma meydana gelebilir:
· Konjonktiva veya korneanın bozuklukları;
· Göz kapağı bozuklukları;
· Göz içi iltihapları;
· Göze yabancı cisim kaçması;
· Çocuklarda glokom (göz içi basınç yüksekliği);
· Gözyaşı kanallarındaki tıkanıklık veya darlıklar
Gözyaşı kanallarındaki tıkanıklık nasıl tespit edilir?
Detaylı bir muayene ile göz sulanmasının diğer sebepleri
dışlandıktan sonra gözyaşı deliklerinden ucu sivri
olmayan bir iğne girilerek sıvı verilir, hasta sıvının
genzinden geldiğini ifade ediyorsa kanallar açıktır,
aksi takdirde kapalıdır. Kanalın kapalı olduğundan emin
olmak ya da tıkanıklığın yerini tespit edebilmek için
ilaçlı bir filmler gerekebilir.
Gözyaşı kanallarındaki tıkanıklık nasıl açılır?
Bebeklerde bu kanalların tıkanıklığı veya darlığı sık
rastlanan bir durum olup bir yaşına kadar genellikle
açılır. Bu zamana kadar açılmadığı takdirde genel
anestezi altında sonda uygulaması yapılır. Bununla
başarı elde edilemezse ileri yaşlarda (4 yaşından
itibaren) ameliyat yapılır. Erişkinlerde genellikle
ameliyat tercih edilir ve bunun ileri yaşlara
bırakılmamasında fayda vardır. Tıkanıklık seviyesine
göre teknik değişir ve bazen tüp uygulaması gerekebilir.
Bu takdirde tüp uzun süre gözyaşı kanalında bırakılır.
Az Görme
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Dr. Ahmet Karakurt
Ankara Numune Hastanesi Göz Kliniği
Az görme nedir?
Gözlük, kontakt lensler veya göz içi lens implantları
ile görmeniz artırılamıyorsa sizde az görme mevcut
demektir. Bu durum körlükle eş anlamlı değildir. Az
gören kişilerin hala işe yarar bir görmesi mevcut olup
sıklıkla görme cihazları kullanılarak artırılabilir.
Görme bozukluğu hafif ya da ağır olsun, az görme,
görmenizin ihtiyaçlarınızı karşılayamadığı anlamına
gelir. Görme artırıcı cihazların kullanımına ancak tıbbi
ve cerrahi tedavilerden sonra, ya da bunların fayda
sağlamayacağı saptandıktan sonra göz hekimi tarafından
karar verilir.
Az görme sebepleri nelerdir?
Doğumdan varolan bozukluklar, kalıtsal hastalıklar,
yaralanmalar, şeker hastalığı, glokom, katarakt ve
yaşlanma az görmeye yol açabilir. En yaygın sebebi gözün
sinir tabakasının bir hastalığı olan maküla
dejenerasyonudur. Maküla dejenerasyonu merkezi görmeyi
bozar, tam körlük yapmaz ve çevresel görme korunur.
Az görmenin farklı tipleri var mıdır?
En sık merkezi görme veya okuma bozukluğu görülmesine
rağmen çevresel görme azalması veya renkli görüşün
kaybolması şeklinde de karşılaşılabilir. Göz; ışık,
kontrast duyarlılık veya kamaşmaya karşı uyum yeteneğini
kaybedebilir. Farklı az görme tipleri farklı yardımcı
cihazlar gerektirir. Örneğin doğuştan az görmesi olan
bir kişi ile sonradan az görme gelişen bir kişinin
ihtiyaçları farklıdır.
Az görenler nasıl tedavi ediliyor?
Az görenler için geliştirilmiş pek çok yardımcı cihaz
vardır. Her durumda görmeyi normale çeviren tek bir
cihaz söz konusu değildir. Farklı amaçlar için farklı
cihazlar gerekir. Bu cihazlar uzman ekipler tarafından
denenerek kullanabilecek kişilere önerilmektedir. Az
görenlere yardım cihazları optik olan ve optik olmayan
başlıkları altında incelenebilir.
Optik cihazlar nelerdir?
Bunlar büyütme amaçlı lensler veya lens
kombinasyonlarıdır ve normal gözlük camlarından
farklıdır. Optik cihazlar beş ana grupta toplanabilir:
Büyütücü gözlükler, normal gözlüklerden daha güçlüdür.
Bunları kullanırken okunacak materyalin göze çok
yaklaştırılması gerekir, aksi takdirde yazı odak dışında
kalır. Önce bu durum ürkütebilir, fakat zamanla
alışılır. Yakın için tasarlanmışlardır, göze
takıldıkları için okunacak materyal rahatça tutulabilir.
Büyütücü gözlükler direk olarak bir gözlüğe monte
edilebilirler ya da kişinin kendi gözlük numaraları
üzerine eklenebilir. Bunların asferik ve teleskopik
şekilleri vardır. Teleskopik olanlar daha kaba görünümlü
olmalarına rağmen daha uzak mesafeden geniş bir görüş
sağlarlar. Asferik olanlar ise estetik görünür, fakat
daha kısa mesafeden daha dar alanı gösterirler. Heri ki
büyütücü gözlük tipinin pek çok değişik modelleri
piyasada mevcuttur.
El büyüteçleri çoğu kimse tarafından bilinir. Bunlarla
okunacak materyal normal mesafede tutulabilir. Kırtasiye
veya fenni gözlükçülerden temin edilebilirler.
Ayaklı büyüteçler okunacak materyalin üzerine konur.
Bazıları kendinden aydınlatmalıdır. Büyüteçler, görüşü
normal aktivitelerine yeten fakat kısa süreli yakın
görüş gerektiren senet, fatura, telefon rehberi, telefon
tuşları, ev aletlerinin düğmeleri vb. gibi şeylerin
görülmesinde oldukça faydalıdır. Ellerinde titreme
olanlar, görmesi çok düşük olanlar ayaklı, aydınlatmalı
büyüteçlerden yararlanabilir
Teleskoplar uzak büyütme içindir. Elde ya da gözlüğe
monte edilerek kullanılabilirler. Özellikle televizyon
seyrederken, otobüslerin yazılarını okurken, ilanlara,
panolara bakarken çok yararlıdır; gözlük gibi devamlı
kullanımları zordur ve deneyim gerektirir.
Kapalı devre televizyon sistemi, bir televizyon ekranına
okunacak materyalin büyütülmüş görüntüsünü verir.
Bunların büyütme ve kontrastı ayarlanabilir ve
kullanımları diğer cihazlardan daha kolaydır. Sadece
okumak veya resimlere bakmak için kullanılır.
Siyah-beyaz veya renkli olanları vardır. Özellikle
öğrenciler ve masa başı işi yapanlar için oldukça
faydalıdır. Son zamanlarda maliyetleri de oldukça
düşmüştür.
Optik olmayan cihazlar nelerdir?
· Büyük yazılı kitaplar, gazete ve dergiler;
· Düzgün yazmaya yardımcı cihazlar;
· Büyük oyun kartları;
· Büyük telefon tuşları;
· Yüksek kontrastlı saat ekranları;
· Konuşan makinalar (saatler, bilgisayarlar);
· Yazıyı gösteren ve yüksek sesle okuyan makinalar;
Optik olmayan en basit yöntem görülmesi istenen şeye
yanaşmaktır. Görülmesi istenen nesneye yaklaşmak,
gözlere zarar vermez.
Az gören kimseler için aydınlatma önemli midir?
Uygun aydınlatma, az görenlere yardım cihazı kadar
önemlidir. Benzer bir işi yapmak için 60 yaşında
sağlıklı bir kişi, 20 yaşındaki haline göre iki kat
aydınlatmaya ihtiyaç duyar. Aydınlatma kaynağı okunacak
materyale yakın tutulmalı ve bu amaç için ayarlanabilir
kolları olan yüksek yoğunluklu ışıklar kullanılmalıdır.
Yansıyan ışıklar siper kullanılarak veya emici lenslerle
yok edilebilir.
Az görenlere yardım için hangi hizmetler vardır?
Göz doktorunun tam bir muayene yapması şarttır. Az
görmenizin sebebi tespit edildikten sonra bu cihazlar
önerilir veya bu cihazların uygulanabileceği bir merkeze
sevk yapılır. Hükümetler veya özel kuruluşlar az
görenler için sosyal servisler sunabilirler. Bunlar
konuşan kitaplar, bağımsız evde yaşayabilme eğitimi ve
bazen oryantasyon ve hareketlilik eğitimi olabilir.
|