Biberon Çürüğü
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Türk Dişhekimleri Birliği
Bebeğimin dişleri sürer sürmez çürüdü. Nedeni ne
olabilir?
Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez
kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp
döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir
ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir
dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı
verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin
olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker
içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek
anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek
mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam
oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası
dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.
Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?
Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç
olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması
gerekir.
Bunlar nelerdir?
Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını
önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar
ilave etmeyin.
Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah
beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile
dişlerini silerek temizleyin.
Biberon çürüğünün önemi nedir?
Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı
yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler
bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin
bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı
dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol
açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma
problemleri ortaya çıkabilir.
Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü neden
olabilir?
Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri
susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi
tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon
çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra,
dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline
verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine
neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç
gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı
gıdalara yönlendirmek gerekir.
Hamilelik ve Ağız Sağlığı
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Türk Dişhekimleri Birliği
Hamilelik ağız sağlığını nasıl etkiler?
Hamilelik sırasında anne dişlerinden kalsiyum kaybı ve
her hamilelikte annenin bir dişini kaybedeceği yanlış
bir inanıştır. Fakat hamilelik sırasında ağız sağlığında
bazı değişikliklerin olacağı da bir gerçektir. En önemli
değişiklik östrojen ve progesteron hormon düzeylerindeki
artış olup, bu durum da dişler üzerindeki plak
birikiminin artması ile bağlantılıdır.
Eğer plak uzaklaştırılmazsa dişeti iltihabına (gingivitis)
neden olur. Bu durum "hamilelik gingivitisi" adını alır.
Dişeti kırmızı, hacim olarak artmış, hassas ve
kanamalıdır. Bu tablo daha çok 2. üç aylık dönemde
hamile kadınların çoğunluğunu farklı şiddette etkiler.
Eğer gingivitis zaten mevcutsa hamilelik sırasında
şiddeti artabilir ve tedavi edilmezse periodontitise
ilerleyebilir. Hamile kadınlarda aynı zamanda "hamilelik
tümörü" geliştirme riski de vardır. Bunlar dişeti
büyümelerinin irritasyonu sonucu oluşan iltihabi
lezyonlardır. Genellikle kendi haline bırakılmakla
beraber, hastaya rahatsızlık veriyorsa veya çiğneme,
fırçalama ve diğer ağız bakımı işlemlerini engelliyorsa
dişhekimi tarafından alınmalıdır.
Bu problemler nasıl önlenebilir?
Dişeti iltihabı dişlerin etkin olarak bakımı ve
temizlenmesi ile önlenebilir. Her gün en az iki kez,
mümkün olan durumlarda her yemekten sonra dişler
fıçalanmalıdır. Her gün tüm dişlerde diş ipliği ile
temizlik işlemi de yapılmalıdır. Sabah diş fırçalamak
rahatsızlık veriyorsa ağız su veya anti-plaque ve
floridli gargaralarla çalkalanmalıdır. Dengeli beslenme
ile birlikte C ve B12 vitamin destekleri de ağız
sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Dişhekimine
daha sıklıkla gidilmesi de etkin plak kontrolünü
sağlayarak gingivtis gelişimini önler. Plak kontrolünün
sağlanması aynı zamanda dişeti irritasyonunu ve
hamilelik tümörlerinin oluşma riskini de azaltır.
Dişhekimine ne zaman gitmelidir?
Hamilelik planlanıyorsa veya hamile olunduğundan
şüpheleniliyorsa dişhekimi ziyaret edilmelidir. Ilk 3
aylık dönemde temizlik yapılması uygundur. Dişhekimi
hamileliğin kalan dönemi için bir tedavi takvimi
hazırlayacaktır. İkinci 3 ayda da ağız dokularında
meydana gelen değişikliklerin ve ağız bakımının
etkinliğinin değerlendirilmesi ile birlikte tekrar
temizlik önerilebilir. Duruma göre üçüncü 3 aylık
dönemde de tekrar randevu verilebilir fakat tüm bu
seanslar mümkün olduğunca kısa süreli olmalıdır.
Hamilelik sırasında yapılmaması gereken işlemler var
mıdır?
Genellikle acil olmayan işlemler de hamilelik sürecinde
yapılabilir. Ancak herhangi bir diş tedavisi için en
uygun zaman 4. Ve 6. aylar arasıdır. Şiddetli ağrının
eşlik ettiği acil durumlarda tedavi hamileliğin herhangi
bir döneminde yapılabilir. Anestezi ve ilaç verilmesini
gerektiren durumlarda jinekolog ile irtibat
kurulmalıdır. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya
bırakılmalıdır.
Hamilelik döneminde diş röntgeni zararlı mıdır?
Bu dönemde tedavi için çok gerekli ise ağız içinden 1-2
film alınabilir.Her ne kadar dişhekimliğinde çekilen
röntgenlerde verilen radyasyon miktarı çok az ve karın
bölgesine çok yakın değilse de gelişmekte olan bebeğin
ışın almasını önlemek için mutlaka kurşun önlük
kullanılması gerekir.Yine de ilk üç ay film
çekilmesinden kaçınmak gerekir.
Dişler hamilelik sırasında daha çabuk mu çürür?
Daha öncede de belirtildiği gibi "hamilelik döneminde
annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve bu nedenle her
bebeğin anneye bir diş kaybettireceği" inancı kesinlikle
doğru değildir. Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin
bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam
yaratır. Bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin
nedenleri şunlardır;
Bebek beslenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek
belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal
edilir
İlk aylarda görülen kusmalardan sonra anne ağız bakımına
yeterince özen göstermeyebilir.
Gebelik hormonlarının (östojen, progertron) etkisi ile
dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini
fırçalamaktan kaçınır. İşte bu nedenlerden ötürü bu
dönemde diş sağlığına daha özen göstermek gerekir.
Bebeğin diş sağlığı için alınması gereken önlemler var
mıdır?
Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde
anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi
için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı
için protein,Avitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve
meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D
vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve
süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin
gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanısıra
bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Kullanılan
ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanısıra genel vücut
gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bebeğin
diş sağlığı konusunda bilgili olmak,çocuğunuzun ömür
boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır.
Bebeğin diş bakımı ve beslenmesi ile ilgili bilgi
edininiz.
"Hamileyken antibiyotik kullandım" bebeğimin dişleri
etkilenir mi?
Bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması
gerektiğini belirtmiştik. Ancak kullanılan her
antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere neden
olduğu kanısı yanlıştır. Dişlerde renklenmelere neden
olan antibiyotik grubu "tetrasiklinler"dir. Bunun
dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı
kanıtlanamamıştır.
Ağız Kanserleri
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan : Türk Dişhekimleri Birliği
Ağız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti Ağız
kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar
ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat
fazladır.
Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız
tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları,
dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde
teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli
ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi
mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere
neden olabilir. Dişhekimine düzenli aralıklarla
gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması
açısından da önemlidir.
Ağız kanserlerinin nedenleri nelerdir?
Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez.
Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı
besinlerdeki karsinojen maddeler ve fazla güneş ışığına
maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini
arttırdığı bulunmuştur. Genetik yatkınlık ta ağız
kanserleri için risk faktörleri arasındadır.
Ağız kanserlerinin muhtemel belirtileri;
Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli
alanlar
Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya
kalınlaşmış alanların olması
Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar
Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi
Çiğneme ve yutma güçlüğü
Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
Dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk
Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun
sonucu mevcut protez uyumunun bozulması
Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır,
kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet
oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin kendinin
ağız kanserini farketmesi güç olabilir. Bu nedenle
düzenli dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir.
Ağız kanseri riskinin azaltılması;
Sigara, sigar, pipo gibi tütün ürünlerinin
kullanmayınız, tütün çiğnemeyiniz
Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayınız
Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde
ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanmayan
kişilere göre 15 kat artmıştır
Meyva ve sebzeden zengin diyetle besleniniz
(araştırmalar bu tür diyetin ağız kanseri riskini
azaltabileceğini ileri sürmektedir)
Düzenli olarak dişhekimine gitmeyi ihmal etmeyiniz
Protez
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan : Türk Dişhekimleri Birliği
Dişlerin ve çevre dokuların çeşitli nedenlerle madde
kaybına uğradığı ya da tamamen yok olduğu, yani
kaybedildiği durumlarda, onları onarmak ya da yerine
konması için kulllanılan, hazırlanmış materyallere
protez adı verilir.
Protezin Amacı Nedir?
Protezde, hastanın kaybolan fonksiyonları tekrar
kazandırılmaya çalışılırken, aynı zamanda bozulan
konuşmasının da düzeltilmesi ve estetik görünümün de
daha iyi olması amaçlanmaktadır. Böylelikle büyük oranda
kaybedilen ağız sağlığı düzeltilirken toplum içinde
eksik ya da harap olmuş dişlerle yaşamak zorunda kalan
bireylerin psikolojik açıdan da desteklenmesi sağlanır.
Çünkü bu şekilde yaşamlarını ( bir süre de olsa )
sürdürmek zorunda kalan bireyler, öncelikle gülmeyi
unuturlar.
Bu da fonksiyonel bozuklukların yanı sıra, insanlarda
kendine güven duygusunun zedelenmesine neden olur. Bu
tip hastalara yapılan çeşitli protezlerle insanların
yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır.
Harap Olmuş Dişler Nasıl Korunur?
Yıllar boyunca insanların yemek yeme, çiğneme, yutkunma
ve geceleri bazı nedenlerle diş gıcırdatmaları
sonucunda, dişler farklı oranlarda aşınırlar. Ayrıca
çürükler ve kaza sonucunda dişlerin bazı bölümlerinde
kırılmalar oluşur. Bu gibi durumlarda, kron adı verilen
protezler ile dişlerin kaybolan yapıları, tekrar yerine
konur. Bu kronlar porselen, akril ya da dişhekimliği
için özel olarak üretilmiş olan metal alaşımları
kullanılarak yapılır. Dişhekimliğinde son dönemdeki
gelişmeler bu yapıların son derece doğal görünmesini
sağlayabilmektedir.
Dişlerin kaybedilmesi sonucunda yapılan protezler genel
anlamda iki türlüdür:
Ağızda kalan dişlerin üzerine yapılan ve hasta
tarafından çıkartılamayan kron , köprü gibi SABİT
PROTEZLER
Hasta tarafından istenildiği zaman takılıp
çıkartılabilen HAREKETLİ PROTEZLER
Estetik, Protezlerle Düzeltilebilir mi?
Eğer gülerken dişlerin görünümü insanları sürekli mutsuz
kılıyorsa, o kişinin bir dişhekimine başvurmasında yarar
vardır. Kırılmış,renk değiştirmiş ya da şekil
bozukluğuna sahip dişler insanların estetiğinde son
derece olumsuz bir etki yaratırlar. Bu nedenle
psikolojik olarak zarar gören insanlar yapılacak çeşitli
protezler yardımıyla kurtulabilirler.
İmplant Nedir?
İmplantlar, dişlerini kaybeden hastaların çene kemiği
içine operasyonla yerleştirilen saf titanyum ya da
titanyum alaşımlarından yapılmış metal yapılardır.
Bunlar, hastaların kaybedilen dişleri yerine
kullanılarak üzerlerine yapılan protezlerle daha önce
anlatılan amaçlara erişilmeye çalışılır.
Dişeti Hastalıkları
Tedavi Sonrası Öneriler
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan : Türk Dişhekimleri Birliği
Başlangıç Periodontal Tedavi Sonrası Öneriler:
Bilindiği gibi, komplike olmayan, basit gingivitis
interdental ve marjinal dişetini etkileyen en yaygın
dişeti hastalığıdır. Dişeti kanamasının başta gelen
nedenlerinden biridir. Tedavisindeki başarısızlık
yıkımın daha derin periodontal dokulara ilerlemesine ve
erken diş kayıplarına neden olabilir. Diş plağını ve
plak birikimini artıran ve/veya uzaklaştırılmasını
engelleyen faktörlerin eliminasyonu başlangıç tedavi
girişiminin ana hedefi olmalıdır. Basit gingivitis
tedavisinde; dikkatli bir muayene yapılarak diş plağı,
diştaşı, besin birikimi (food impaction), taşkın veya
bozuk konturlu restorasyonlar, irritasyon oluşturan
hareketli protezler ve cep derinlikleri
değerlendirilmelidir.
Basit gingivitis tedavisi tek seansta bitirilmemeli ve
sırasıyla şu aşamaları içermelidir.
Komplike olmayan gingivitis tedavisi plak kontrolünün
öneminin hastaya anlatılması ve öğretilmesi ile
başlamalıdır.
Dişler plak, diştaşı, boya gibi tüm eklentilerden
arındırılmalı ve iyi bir polisaj işlemi yapılmalıdır.
Polisaj, gingivitisin tekrarını önleyici önemli bir
faktördür. Gingivitisin başlamasında ve diştaşı
oluşumunun başlangıç aşamasında en önemli faktör olan
bakteriyel plak polisaj yapılmamış pürüzlü yüzeylerde
cok daha çabuk birikir.
Hasta kontrole geldiğinde dişeti gözlenir ve plak
elininasyonunun etkinliği değerlendirilir. İltihabın
hala mevcut olduğu alanlarda diştaşı ve plak
eliminasyonu tam olarak başarılamamış olabilir. Tekrar
temizlik işlemi yapılır, hasta plak eliminasyonu
konusunda yeniden motive edilir. Tedavinin başarısı veya
aşağıda sıralanan başarısızlık nedenlerinin
değerlendirilmesi için hasta mutlaka kontrole
çağırılmalıdır.
Gingivitis tedavisinde başarısızlık nedenleri:
Özellikle mine-sement birleşiminin apikalinde kalan
alanlardaki minik diştaşı partikülleri tam olarak
elimine edilmemişse,
Birikimler temizlendikten sonra iyi bir polisaj
yapılmamışsa,
Dişler üzerindeki eklentiler temizlenmiş ancak,
irritasyonun primer nedeni elimine edilmemişse,
Hasta etkin bir plak kontrolü yapamamışsa.
Tüm bu tedavi sırasında hastaya verilmesi gereken
bilgiler ve öneriler:
Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı ile başlar ve
dişeti iltihabının en önemli etkeni diş plağıdır. Diş
plağının kalsifiye olması ile diştaşı oluşur. Diştaşı
pürüzlü bir yüzeye sahiptir ve üzeri daima kalsifiye
olmamış plak ile örtülüdür. Böylece diştaşı, plak için
uygun bir yuva oluşturarak iltihabın sürmesine ve
şiddetlenmesine neden olur. Bu nedenle oluşmuş
diştaşları mutlaka hekim tarafından temizlenmelidir.
Temizlenmiş bir ağızda diştaşının yeniden oluşumu etkin
bir ağız bakımı ile engellenebilir.
Hasta tedavi sonrası olası kanama konusunda
uyarılmalıdır ve kontrole geldiğinde bu kanama alanları
ve tipi değerlendirilmelidir. Kanama marjinal dişetinden
geliyorsa, yeni oluşan plak bu kanamanın nedenidir ve
plağın eliminasyonu problemi çözer. Kanama eğer cep
tabanından geliyorsa kök yüzeyi tam olarak
temizlenememiş ve kalan eklentiler, plak nedeni ile
biyolojik olarak uygun nitelik kazandırılamamıştır.
Kanamanın tam olarak eliminasyonu için bu eklentiler
tamamen temizlenmelidir.
Diştaşı temizliği dişlere zarar verebilecek veya
tehlikeli bir işlem değildir.
Diştaşı temizliği yapıldıktan sonra dişlerde hassasiyet
olabilir, bu durum normaldir. Diştaşı temizliği sonrası
önceden diştaşı ile örtülü yüzey açığa çıkar ve açığa
çıkan bu yüzeyde soğuk ve sıcağa karşı duyarlılık olur.
Bu duyarlılığın üç-dört günde geçmesi beklenir. Önemli
olan, hastanın dişlerindeki duyarlılık nedeni ile etkin
fırçalama ve ağız bakım işlemlerini ihmal etmemesidir.
Bazı hekimler diştaşı temizliği sonrası yeni oluşacak
plağın mineralizasyonunu önlemek amacı ile anti-tartar
diş macunu önerebilir. Bu tür diş macunlarının özellikle
bu dönemde kullanılması hassasiyet olasılığını ve
şiddetini artırabilir.
|