Böbreklerin Yapısı ve İşlevi
--------------------------------------------------------------------------------
Böbrekler bel omurunun her iki yanında yer alırlar.
Erkeklerdeki ağırlığı 125-170 gr, kadınlarda 115-155 gr
arasında değişir. Boyu 11-12 cm, kalınlığı 2,5-3 cm, eni
5-7,5cm'dir.
Böbreklerin başlıca iki işlevi vardır:
1- Vücutta metabolizma soncu oluşan zararlı ürünlerin
atılmasını sağlar.
2- Vücut sıvılarının içerdiği maddelerin pek çoğunun
yoğunluğunu kontral ederler. Bu sayede vücudun su, tuz,
asit, ürela kan yapımı, kemik gelişmesi ve kan
basıncının düzenlenmesini sağlarlar. Vücudun tüm organ
sistemleri arasında düzenli çalışmasını ayarlarlar.
(ŞEKİL: 1 )

Şekil-1
Her iki böbrek birlikte yaklaşık olarak 2.400.000 nefron
ihtiva ederler. Nefron kanın süzüldüğü glomerül ve
devamı olan tüplerden oluşur. Nefronun asıl görevi kanın
böbrekerden geçişi esnasında içindeki istenmeyen
maddeleri temizlemektir.
Temizlenmesi gereken maddeler özellikle üre, kreatinin,
ürik asit gibi metabolizmanın son ürünleridir. Ayrıca
Sodyum, Potasyum, Klor gibi iyonların gerektiğinden
fazlası uzaklaştırılır.
Kan gromerül içinden geçerken önemli bir kısmı nefron
tüpleri içine süzülür. Bu süzüntü içinde vücut için
gerekli olanlar emilirler (suyun büyük bir kısmı,
aminoasitler, glukoz, vitaminler) istenmeyen maddelerin
bir kısmıda tüp içine salgılanır. Bu sızıntı, kırmızı
kan hücresi ve protein ihtiva etmez. Süzülme, geri
emilim ve salgılınım işlemleri sonunda nefronda oluşan
idrar toplayıcı kanallara, böbrek papillalarına ve
üreterlere boşalır.
Sağlıklı tek böbrek vücudun tüm gereksinimini
karşılayabilir. Kreatinin klerinsi böbrek çalışmasının
iyi bir göstergesidir. Günlük idrar miktarı, kreatinin
kan ve idrardaki yoğunluğu ölçülerek hesaplanır.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Hipertansiyon
ve Böbrek Hastalığı
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Dr. Şekip Altunkan
İç Hastalıkları Uzmanı
Yüksek kan basıncı toplumda önemli bir sağlık sorunudur.
Vücutta oluşturduğu tahribat nedeniyle kişi ve toplum
için önemli sorunlar oluşturmaktadır. Günümüzde kalp
hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden birisidir.
Ayrıca kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve beyin
kanamalarının nedenlerinin başında gelir. Bu duruma
rağmen hastalar yüksek tansiyona pek önem vermezler.
Hipertansiyon sinsi bir hastalıktır ve çoğu zaman
vücuttaki tahribatını belirti vermeden gerçekleştirir.
Tedavisi tüm hayat boyunca devam eder ve yakın takibi
gerektirir.
Kan basıncı, damar içinde dolaşan kanın dağılıp
toplanmasını sağlayan bir mekanizmadır ve oluşmasında
birçok faktör rol oynar. Kan basıncını, esas itibariyle
kanı iten güç (kalp) ve bu gücün karşılaştı~ı direnç
oluşturur. Kalbin oluşturduğu atım hacmi sistolik
(büyük) tansiyon, direnç ise diyastolik (küçük)
tansiyonu meydana getirir.
Hipertansiyonun tanımlanmasında ve tahribatını
derecelendirilmesinde bazı testler yapmak gerekir. Bu
testler hemen her laboratuar ve klinikte yapılabilir.
Kısaca belirtilirse her hipertarısiyonlu hastaya, kan
sayımı sedimarıtasyon, idrar, EKG, akciğer grafisi,
açlık kan şekeri, üre, kreatinin, kollesterol,
trigliserit, HDL, LDL, ürik asit, potasyum, kalsiyum,
ultrasonografi gibi testleri uygulayıp, takibini bu
duruma göre planlamak gereklidir.
BÖBREK VE KAN BASINCI
Yüksek tansiyonun nedenlerinin en başında böbrek
hastalıkları gelir. Bu hastalıklar, ya böbreği
ilgilendiren nefrit, kist, tümör, taş vb. olabildiği
gibi, damarlardaki bir daralma veya böbrek üstü bezinin
hastalıkları ile ilgili olabilir. Her yüksek tansiyonlu
hastada yapılabilecek bir idrar tahlili, üre ve
kreatinin tayini veya böbrek ultrasonografisi ile bu
hastalıkların önemli bir kısmına teşhis konulabilir.
Hipertansiyonun en önemli hedef organlarından birisi
böbreklerdir. Esansiyel olarak adlandırdığımız nedeni
belli olmayan yüksek tansiyonlu hastaların, eğer tedavi
edilmezlerse, %15'i böbrek yetmezliğinden vefat eder.
Ayrıca henüz dializ uygulanmayan kronik böbrek
hastalarının tansiyonu kontrol altına alınmazsa;
hastalıkları daha hızlı ilerler.
Bilindiği gibi, böbrek hastalarında koroner kalp
hastalığı ihtimali normale göre yüksektir. Kontrolsüz
hipertansiyon bu ihtimali daha da arttırır. Yapılan
çalışmalar, yüksek kan basıncının kontrolü ile böbrek
hastalarında kalp komplikasyonlarının azaldığını
göstermiştir.
TEDAVİ
Böbrek hastalarında kan basıncındaki hedef 140/90
mmHg'nın altına düşürmektir. Böbrek hastalığı ile
birlikte hipertansiyon varsa bunun en önemli nedeni sıvı
fazlalığıdır ve hastaların önemli bir kısmında tuz
kısıtlaması ve idrar çoğaltıcı ilaçlar verilerek tedavi
sağlanabilir. Bazı hastalarda ise kanlarında renin
olarak adlandırılan bir hormon hipertansiyonun rıeden
olabilir. Bu hastalar tedaviye dirençlidir ve renin
seviyesini azaltacak ilaçlar kullanılabilir.
Tüm tıbbi tedavi ve tuz kısıtlamasına karşın eğer yüksek
tansiyon kontrol edilemezse ve böbrek bozukluğu hızla
ilerlerse, tedaviye yardımcı olmak amacıyla seyrek
olarak hemodialize alınarak hastalığın ilerlemesi
yavaşlatılabilir.
Kronik böbrek hastalığında hipertansiyon ve kan yağ
oranlarındaki anormallikler damar sertliğine bağlı kalp
hastalıklarının en önemli nedenlerindendir. Eğer sigara
içiliyorsa bu risk daha da artar. Bu hastalar sigarayı
bırakmalı ve kan yağ oranları da normale getirilmelidir.
Dializ uygulanan böbrek hastalarında su alımındaki
fazlalık yüksek tansiyonun en önemli nedenidir. Bu
hastalar sıvı alımına çok dikkat etmelidirler. Eğer
düzgün dializ uygulanıyor ve hastada su kısıtlamasına
dikkat ediyorsa, hipertansiyon önemli bir problem
oluşturmaz.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Böbrek
ve Sigara
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan : Prof.Dr. Tevfik ECDER
İstanbul Üniv. Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim
Dalı, Nefroloji Bilim Dalı
Sigaranın insan sağlığına ne derece zararlı olduğu iyi
bilinen bir konudur. Sigaranın karsinojenik
özelliklerine ek olarak, ön planda kardiyovasküler
sistem ve solunum sistemi üzerine zararlı etkileri
vardır. Bu sistemler üzerine olan olumsuz etkileri
sonucunda kalp ve damar hastalıklarına, kronik
obstrüktif akciğer hastalıklarına ve akciğer
karsinomlarına yol açabileceği gösterilmiştir. Sigaranın
üriner sistem üzerine de .karsinojenik etkileri vardır.
Sigaranın böbrek, böbrek pelvisi, üreter ve mesane
karsinomu gelişmesini kolaylaştırıcı etkisi uzun
yıllardan beri bilinmektedir. Bunların dışında, son
yıllarda, sigaranın böbrek fonksiyonları üzerine olumsuz
etkilerinin olduğu ve böbrek hastalarında böbrek
yetersizliği gelişmesini hızlandırabileceği
anlaşılmıştır.
Sigaranın Böbrek Üzerine Olan Etkileri
Sigara içilmesi, normal kişilerde bile böbrek üzerinde
akut ve kronik değişikliklerin oluşmasına yol açar.
Sigara, sempatik sinir sistemini aktive ederek kan
basıncında artışa ve taşikardiye neden olur. Bunun
sonucunda koroner dolaşım gibi belirli bölgelerde
vazokonstriksiyon oluşabilir. Ritz ve ark. tarafından
yapılan bir çalışmaya göre, sigara içilmesinin plazma
adrenalin konsantrasyonunu, kan basıncını ve nabız
dakika sayısını belirgin derecede artırdığı
bildirilmiştir. Aynı çalışmada, sigara içilmesi ile
renovasküler direncin % 1 i oranında arttığı, glomerüler
filtrasyon hızının % 15 oranında azaldığı ve filtrasyon
fraksiyonunun %18 oranında arttığı görülmüştür.
Sigaranın kardiyovasküler sisteme olan bu akut etkileri
muhtemelen nikotine bağlıdır çünkü nikotin çiğnenmesi
ile de benzer bulgular gelişebilir
Gambaro ve ark. sigara içenlerde renal plazma akımının
içmeyenlere göre daha düşük olduğunu bulmuştur. Ayrıca
bu kişilerde plazma endotelin konsantrasyonunda artış
saptanmıştır. Yapılan bir başka çalışmada,
hipertansiyonu ve diabetes mellirosu olmayan kişilerde
bile, sigara içimi ile mikroalbuminüri arasında bir
ilişki bulunmuştur. Diabetik olmayan 7476 kişide yapılan
kesitsel bir sayısı ile korelasyon gösterdiği
saptanmıştır. Sigara içilmesinin yol açtığı
hiperfiltrasyon ve proteinüri uzun dönemde glomerüler
hasar ile sonuçlanabilir. Diabetik olmayan ve 64 yaşın
üzerindeki 4142 kişi üzerinde yapılan retrospektif bir
araştırmada içilen sigara sayısı ile serum kreatinin
düzeyi arasında bir paralellik bulunmuştur.
Sigaranın Hipertansiyonu Olan Hastalarda Böbrek Üzerine
Olan Olumsuz Etkileri
Sigara içilmesi, hipertansif hastalarda kan basıncının
kontrol altına alınmasını güçleştirir. Ayrıca, sigara
içilmesi hipertansif hastalarda hedef organ hasarı
riskini artırr. Esansiyel hipertansiyonu olan ve sigara
içen hastalarda, sigara içmeyen hipertansiflere göre
mikroalbuminüri prevalansı yaklaşık 2 kat daha fazladır.
Sol ventrikül hipertrofisi olan hipertansif hastalarda
yapılan bir başka çalışmada, günde 20 taneden fazla
sigara içen hastalarda mikroalbuminüri prevalansının,
hiç içmeyenlere göre 1.6 kat daha fazla, makro
albuminüri prevalansının ise 3.7 kat daha fazla olduğu
bildirilmiştir . Hipertansiyonu olan 51 hasta üzerinde
yapılan prospektif bir çalışmada kan basıncının kontrol
altına alınması durumunda bile sigara içilmesinin böbrek
yetersizliği gelişmesinde en güçlü belirleyici faktör
olduğu anlaşılmıştır .
Sigaranın Böbrek Hastalarındaki Olumsuz Etkileri
Sigara içilmesinin böbrek hastalarındaki olumsuz
etkilerini gösteren ilk çalışmalar tip 1 diabetes
mellitusu olan hastalarda yapılmıştır . Sigara içen tip
1 diabetik hastalarda, nefropati gelişme riskinin,
sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğu bu
çalışmalarda anlaşılmıştır. Sigara içilmesi, tip 1
diabetes mellitusu olan hastalarda mikroalbuminüri
gelişme riskini anlamlı derecede artmr . Aynca,
mikroalbuminüri döneminden belirgin nefropati dönemine
geçişi hızlandmr . Biesenbach ve ark. hem tip 1, hem de
tip 2 diabetes mellituslu hastalardan sigara içenlerde
kreatinin klirensindeki azalmanın, içmeyenlere göre daha
fazla azalma olduğunu saptamışlardır.
Sawicki ve ark. 'nın yaptığı bir araştırmada, kan şekeri
ve kan basıncının iyi kontrol altına alındığı tip 1
diabetes mellitusu olan hastalardan sigarayı
bırakanlarda glomerüler filtrasyon hızındaki azalma
hızının, içmeye devam edenlere göre belirgin olarak
yavaşladığı bildirilmiştir. Bu bulgu, hastaların
diabetik nefropati geliştikten sonra bile sigarayı
bırakma ile yarar görebileceğini göstermesi açısından
önemlidir.
Sigara içilmesinin diabetik nefropati dışındaki diğer
böbrek hastalıklarında da olumsuz etkilerinin olduğu
bilinmektedir. Büyük bir epidemiyolojik çalışma olan
MRFIT (Multiple Risk Factor Intervention ,Trial)
çalışmasında, sigara içenlerde son dönem böbrek
yetersizliği riskinin, içmeyenıere göre daha fazla
olduğu görülmüştür. Sigara içilmesinin böbrek
yetersizliği gelişme riskini artıncı etkisi kronik
glomerulonefrit, polikistik böbrek hastalığı ve lupus
nefriti gibi diğer kronik böbrek hastalıklarında da
gösterilmiştir. Ayrıca, sigara içilmesi, renal arter ve
dallarında aterosklerozu kolaylaştırarak renal arter
stenozu ve iskemik nefropati gelişmesini
hızlandırabilir.
Son dönem böbrek yetersizliği nedeniyle diyaliz
tedavisine başlanan hastalarda da sigaranın
bıraktırılması için gayret edilmelidir. En sık ölüm
nedeninin kardiyovasküler hastalıklar olduğu diyaliz
hastalarında sigara içilmesi morbidite ve mortaliteyi
ciddi derecede artırabilir. Sigara içilmesinin böbrek
transplantlı hastalarda da böbrek üzerine olumsuz
etkileri vardır. Böbrek transplantlı 645 hasta üzerinde
yapılan bir çalışmada sigara içilmesinin graft
prognozunu olumsuz yönde etkilediği görülmüştür .
Ayrıca, sigara içilmesi, böbrek transplantlı
hastalardaki sık morbidite ve mortalite nedeni olan
kardiyovasküler hastalık riskini de artırır.
Sonuç
Sigaranın, solunum sistemi ve kardiyovasküler sistem
üzerine olan olumsuz etkileri dışında, böbrek
fonksiyonları üzerine de zararlı etkileri vardır. Sigara
içilmesi, kronik böbrek hastalarında böbrek yetersizliği
gelişmesi hızlandırır. Ayrıca, bu hastalardaki en sık
morbidite ve mortalite nedeni olan kardiyovasküler
hastalıkların oluşma riskini artırır. Bu nedenle,
sigaranın bırakılması konusunda hekimlere büyük
sorumluluklar düşmektedir. Hekimler, her hastada sigara
içimini sorgulamalı ve sigaranın olumsuz etkileri
konusunda hastalan eğitmelidir.
Hazirlayan YesiLYoL.NeT ve YesiLYoL.OrG Sitelerine
Teşekkürler
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kronik Böbrek Hastalığında Diyet
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Emine Polatateş
Diyet Uzmanı
Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı
etkileyen önemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden
su, sodyum, potasyum, fosfor gibi maddeler ile üre, ürik
asit, kreatin gibi protein atığı zehirli maddeler
atılamaz, kanda birikir. Bu değişiklikler sebebiyle
beslenmede bazı önlemler almak gerekir. Hastanın
laboratuar bulgularına göre doktoru özel bir diyet
önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein,
tuz potasyum, fostor ve su miktarları kontrol altına
alınır.
Yiyeceklerde birden fazla besin öğeleri bulunur.
Hastanın hangi besin öğesinin hangi yiyeceklerde
bulunduğunu bilmesi, diyetini iyi kullanmasını sağlar.
Diyet uzmanı bu konularda gerekli açıklamaları yapıp yol
gösterir.
PROTEİN
Vücut hücrelerinin yapıtaşıdırlar. Vücudun büyümesi,
gelişmesi yıpranan hücrelerin onarılması için
gereklidir. Et, balık, tavuk, süt ve türevleri, yumurta
kaliteli protein kaynaklarıdır. Proteinin fazla
alınmasında; bulantı, kusma iştah azalması az
alınmasında; yorgunluk, güçsüzlük, kilo kaybı olur.
POTASYUM
Böbrekler tarafından kontrol edilen bir madensel öğedir.
Kandaki düzeyi 3,6-5,5 meq/L'dir Günlük gereksinimi 2
mg'dır. Vücudun asit-baz dengesi ve normal kalp atışı
için önemlidir. Böbrek hastalarında potasyumun fazlası
böbreklerden süzülemez, kanda potasyum seviyesi artar,
kavun, koyu yeşil yapraklı sebzeler, bal kabağı,
patates, domates, kuru fasulye, fındık ve sütte potasyum
bulunur.
FOSFOR
Kalsiyum ile fosfor kemikleri ve dişlerin sertleşmesini
sağlayan bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 2,5-4,2
mg'dır. Günlük gereksinimi 500-700 mg'dır Böbrek
hastalarında fosforun fazlası vücuttan atılamaz. Kanda
fosforun artması, kemiklerdeki kalsiyumun dışarı
atılmasına sebep olur. Proteinden zengin gıdalarda
fosfor bulunur. Balık, organ etleri, sosis, salam,
sucuk, yumurta, süt ve türevleri , kuru baklagiller,
kurutulmuş meyveler, tahıllar fosfor kaynaklarıdır.
SODYUM
Vücuttaki bir madensel öğedir, Kandaki sodyum düzeyi
134-144 meq/ L'dır. Günlük sodyum gereksinimi 2,5-7
gr'dır. Buda 7,5-18 gr sofra tuzudur. Böbrek normal
çalışmadığı zaman sodyum vücutta kalır. Sodyumun fazlası
vücutta sıvı birikimine sebep olur. Tuz içeren
yiyecekler şunlardır: Sucuk, Pastırma, salam, sosis,
kavurma etler, dil, dalak, yürek, işkembe, soslar, hazır
çorbalar, hazır her türlü gıdalar, tuzlu bisküvi,
kraker, tuzlu kuruyemişler, konserve yiyecekler,
salamura yiyecekler, turşular, zeytin, salça, soğan,
sarmısak tozu.
SIVI
Akıcı durumda olan içeceklerdir. Su, kahve, çay, süt
jöle, dondurma, çorba, soslar, meyve suları sıvı
yiyeceklere örnektir. Böbrek hastalarının sıvıyı dışarı
atma sorunları vardır. İdrar kusma, ishal ve fazla
terleme ile de vücuttan sıvı atılır. Böbrek hastaların
alacağı sıvı miktarı günlük çıkarılan idrar oranına
bağlıdır, Pratik olarak şu formülle hesaplanır.
Alıncak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0,5 x Ağırlık x 1 gün
önce çıkarılan idrar miktarı.
Vücutta sodyum ve sıvının fazla bulunması yüksek
tansiyon, nefes darlığı, ödem ve kilo artışına sebep
olur. Fazla tuzlu yiyen kişi susar ve çok su içer. Çok
su kilo artışını sağlar. 1 su bardağı su 160 gram'dır.
İki su bardağı su içtiği zaman ortalama yarım kilo
alınır.
Sıvı kontrolü için
1- Sofra tuzu ve sodyumlu yiyeceklerden sakının,
2- Susuzluğunuzu giderecek kadar için,
3- Limon dilimleri ve çiklet ile ağzınızı nemlendirin,
4- Ağzınızı soğuk sıvılarla çalkalayın fakat içmeyin.
DİYET ÖRNEKLERİ
1- Kronik böbrek hastalarında uygulanan diyet
40 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET
(1500 kalori, 1400 mg Potasyum, 600 mg Fosfor, 300 mg
Sodyum)
Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü
Süt veya yoğurt 200 2 çay bardağı
Yumurta 50 1 adet
Et-Tavuk-Balık 90 3 köfte kadar
Ekmek 125 5 ince dilim
Sebze - 2 porsiyon
Meyva - 2 porsiyon
Yağ 20 2 yemek kaşığı
Bal veya reçel 20 2 tatlı kaşığı
40 GRAM PROTEİNLİ DİYETTE
ÖRNEK YEMEK LİSTESİ
SABAH :
Çay veya ıhlamur(Şekerli)
1 adet yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir
2 tatlı kaşığı bal veya reçel
1 tatlı kaşığı tuzsuz yağ
1 ince dilim ekmek
ARA ÖĞÜN : 1 porsiyon meyva
ÖĞLE :
2 adet ızgara köfte veya aynı miktar et, tavuk
2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği
1 çay bardağı yoğurt
2 yemek kaşığı pirinç pilavı
1 kase nişasta peltesi
ARA ÖĞUN : 1 porsiyon meyva
AKŞAM :
30 gram 1 küçük parça haşlama et
2 yemek kaşığı makarna
2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği
1 ince dilim ekmek
GECE 1 çay bardağı süt (Şekerli)
2- Hemodiyaliz hastalarında uygulanan diyet
60 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET
Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü
Süt veya yoğurt 300 3 çay bardağı
Tuzsuz peynir 30 1 kibit kutusu kadar
Yumurta 50 1 adet
Et-Tavuk-Balık 120 4 köfte
Ekmek 150 6 ince dilim
Sebze - 2 porsiyon
Meyve - 2 porsiyon
Yağ 20 2 yemek kaşığı
Bal veya Reçel 20 2 tatlı kaşığı
NOT
1- Kalorinizi yükseltmek için çay, ıhlamur, et suları,
tuzsuz yağ, nişasta, şeker, sade akide şekeri,
pişmaniye, sade lokum yiyebilirsiniz.
2- Sebzeleri yıkadıktan sonra küçük parçalara bölüp
haşlayın, haşladığınız bu suyu dökün, yağ istenirse et
ilavesi ile pişirin. Yemeklerin suyunu yemekten kaçının.
3- 1 yumurta 1 köfte kadar (30 gr ) et aynı değerdedir.
İstenirse birinden biri yenebilir.
4- 1 köfte kadar (30 gr) et yerine 3 yemek kaşığı kuru
fasulye, nohut, kara bakla, barbunya, mercimekten birini
yiyebilirsiniz.
5- Etlerden koyun etini ve tavuk beyaz etini ve balığı
tercih ediniz.
6- Bitkisel sıvı yağlar ve zeytinyağı kullanınız.
7- 5 öğünde az az, sık sık besleniniz. Yemeklerinizi
yavaş yiyiniz.
YENİLMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER
1- Önerilenden fazla süt, yumurta, et, balık, dil ve
işkembe (işkembeyi 10 günde bir yiyebilirsiniz).
2- İçeriği bilinmeyen çörek, kek, kurabiye, pastalar
3- Konserve, turşu, salamuralar, sucuk, pastırma, sosis,
salam, sakatatlardan karaciğer, beyin, böbrek, dalak,
yürek.
4- Çikolata, kuruyemişler, meşrubatlar, boza, kahve,
kakao, neskafe
5- Tahin helva, tahin, pekmez
6- Bulgur
?- Pancar, bakla, ıspanak, pazı tatlı kabağı,. mantar,
enginar, asma yaprağı,karalahana
8- Muz, kavun
9- Tuz ve tuzlu yiyecekler, kabartma tozu, et suyu
tabletleri
ÖNERİLER
Dışarıda Yemek Yerken,
1- Özel diyet uyguladığınızı her zaman belirtiniz
2- Günlük et gereksinmenize göre etinizin miktarını
ayarlayın. İsteyeceğiniz et salçasız veya haşlanmış
tavuk, hindi ızgara et, biftek hamburger olabilir.
3- Yiyebileceğiniz miktarda sebze veya salata isteyiniz.
Salatalarınızı sirke ve yağ ile lezzetlendiriniz.
4- Kızarmış ağır hamur tatlılarından kaçınınız. Müsaade
edilen meyveler, sütlü tatlılar, dondurma yenebilir.
5- Şerbet, buzlu meyve suları, jöleler, kahve ve çay
günlük sıvı ihtiyacınıza göre alınabilir.
6- Haftada 1-2 kez birer duble alınan alkolün böbreğe
fazla zararlı etkisi yoktur. Aşırı alkol ülserli
hastalarda kanama riskinin artmasına, terlemeyi
artırarak idrar miktarının azalmasına, tansiyonun
yükselmesine sebep olabilir.
7- Sigaranın akciğerlerde, damar sistemi ve ülserde
olumsuz etkileri vardır. İçilmemesi önerilir.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Böbrek Nakli
Genel Bilgiler
Aralarında kan bağı olanlarda yapılan böbrek nakli çok
kez alıcıda iyi uyum gösterir. Alıcı ve vericinin çok
iyi incelenmesi bu başarıyı artırmaktadır. Bu nedenle
canlıdan yapılan nakillerin başarı oranı daha fazladır.
Son yıllarda tedaviye eklenen yeni ilaçlar kadavradan
yapılan nakillerin de başarı oranını artırmıştır. İlaç
tedavisi ile düşmeyen tansiyon, iltihap kaynağı olan
böbrekler varsa bunlar transplantasyondan 3 4 hafta önce
ameliyatla çıkarılır.
BÖBREK TRANSPLANTASYONU
Son evre böbrek yetmezliğinin en uygun tedavi şekli
böbrek transplantasyonudur.
Böbrek transplantasyonunda iki organ kaynağı vardır.
1. Canlı verici
2- Kadavra
Canlı Vericiler
1. Derecede akrabalar (Anne, baba, kardeş ve çocuklar)
2. 2. Derecede akrabalar (Hala, amca, dayı, teyze) ve
akraba olmayan uygun vericiler (B5 gibi) dir
Kadavra Verici : Beyin ölümü olan sistemik bir
enfeksiyon ve kanser vb. olmayan kişilerdir
Kadavra ve canlı vericilerde A-B-0 kan grubu uyumu ve
doku ila negatif crossmatch (Rh Faktörü önemli değildir)
uyumu gerekir.
Canlı vericilerde, 1 ve 2 antigen uyumsuzluğu (Mismatch)
varsa vericiler kabul edilebilir.
Kadavrada ise HLA B ve DR den birer antigen uyumu ile
negatif Crossmatch yeterli uyum sayılır.
Transplantasyon öncesi alıcı ve vericilerin tüm
tetkikleri tamamlanıp, böbrek transplantasyonunun
yapılmasına karar verildiğinde alıcı ve verici hastaneye
yatırılır Ameliyattan üç gün önce alıcının bağışıklık
sistemini baskılayan ilaçlara başlanır ve hasta izole
edilir. (Tek başına bir odaya alınır)
Ameliyatta, böbrek, hastanın kasık bölgesine takılır.
(Arter, atardamar, Ven-toplardamar) bağlantıları
bölgedeki damarlara yapılır, Üreter denen idrar kan
ağızlaştırılır
Ameliyat sonrası tüm yaşam süresince devam edecek
bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlarla tedavi devam
eder. Hasta ameliyat sonrası 2-3 hafta hastanede yatar,
taburcu edildikten sonra periyodik kontrollere gelir.
BÖBREK NAKLİ YAPILAN HASTALAR İÇİN ACİL SORUNLAR KLAVUZU
Böbrek nakli olduğunuz üniteyi günün her saatinde
arayabilirsiniz. Transplant koordinatörü size yapmanız
gereken her şeyi açıklayacaktır.
r
1. Ateşiniz yükselirse
2. İlaçlarınızı karıştırır ve dozlarını unutursanız
3. Kısa zamanda aşırı kilo alırsanız (Her gün
tartılmanız gereklidir. Bu vücudunuzda aşırı sıvı
biriktiğini, idrarla atamadığınızı gösterir)
4. Tansiyonunuz aşırı yükselirse (150/90 ı geçerse)
5. Nefes almada zorluk, sıkışma hissi, kanlı köpüklü
balgam, karın ağrısı, kusma, ishal, kanlı idrar ve idrar
miktarında Azalma olması durumunda derhal ameliyat
olduğunuz kliniği arayınız
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Böbrek Nakli Yapılan Hastalara Öneri
ve Uyarılar
--------------------------------------------------------------------------------
Hastaların Evlerinde Yapması Gereken Görevleri
Hastanede bulunduğunuz süre içinde ateşinizi,
tansiyonunuzu, nabzınızı nasıl kontrol edeceğinizi
öğreniniz. Bu amaçla bir tansiyon aleti. bir termometre
edininiz. Nabzınız, kalbinizin dakikada vuruş sayısıdır.
Kilonuzun izlemi de çok önemlidir. Bunun için de bir
baskül alma ve her gün aynı tip kıyafetle ve aynı saatte
(tercihen sabahleyin) tartılınız. Bu sonuçları bir yere
kaydediniz. Gerektiğinde doktorunuza bildiriniz. Büyüme
çağında (18 yaş altı) her ay boyunuzu ölçünüz. Bu büyüme
çağındaki çocukların prednisolone (Deltacortril) dozunu
ayarlamak için gereklidir.
Kalabalık ailelerde böbrek transplantlı hasta tercihen
ayrı odada yatmalıdır, kalabalık içinde maske
kullanmalıdır. Ev içindeki kişilerde bir enfeksiyon
hastalığı varsa (Boğmaca, kızamık, su çiçeği, kabakulak,
tifo, viral veya bakteriel üst solunum yolu enfeksiyonu
gibi) böbrek transplantlı hasta izole edilmelidir.
İlk üc ayda yapılacak isler
Böbrek transplantasyonunda ilk üç ay kritik süredir.
Bundan sonra rejeksiyon olasılığı azalmaya başlar. İlk
yıldan sonra daha azalır, iki yıldan sonra ve
transplante organ takıldığı vücuda daha adepte olur,
komplikasyonların şansı da azalır.
Vücut ısısı kontrolü
Vücut ısısı termometre ile günde iki kez ölçülür.
Ateşiniz 37 derecenin üzerine çıkarsa transplantasyon
kliniğine haber veriniz. Ateş giderek yükseliyor ve
halsizlik duyuyorsanız hemen kliniğinize baş vurunuz.
Eğer yola çıkma olanağı yok ise veya çok rahatsız iseniz
en yakın transplantasyon veya nefroloji kliniğine
uğrayın, bizimle onlar temasa geçsin.
Nabız kontrolü
Nabzın nasıl sayıldığını hastanede yatarken öğreniniz.
Bazı ilaçlar nabız sayısını değiştirir. Örneğin:
Digoksin, B blokerler (dideral, visken, tensinor vb.) Ca
antagonistleri (Nidilat, kardilat vb.), Hydralazin (Apresolin)
Alfa metil dopa (Aldomet) gibi bazı ilaçlar tansiyon
düşürücüler Nabzınızın bu ilaçları almadan sayınız.
Kan basıncı kontrolü
Kan basıncını (Tansiyon) günde en az iki kez ölçünüz.
Sistolik (Büyük) ve Oiyastolik (Küçük) basınçları bir
yere kaydediniz. Tansiyonunuzun aşın yükselmesini
rejeksiyona ait bir belirti olduğunu daima hatırlayınız.
Ağırlık kontrolü
Kilonuzu her sabah kahvaltı öncesi giyinmeden ve
tuvalete gittikten sonra ölçünüz ve bu ağırlığı
kaydediniz. Kısa süre içinde aşırı kilo almanın vücutta
sıvı birikimini gösterdiğini ve bunun da böbrekte
fonksiyon bozukluğu anlamına geldiğini daima
hatırlayınız.
Rutin Kontroller
Rutin kontroller hastanede yapılır. Bunlar içinde idrar
tetkiki. lökosit sayımı, kanda BUN, Kreatinin, açlık kan
şekeri, elektrolitler, Sandimmun düzeyine bakılması yer
almaktadır. Bu kontroller hastaneden çıkınca ilk hafta
gün aşırı, ilk 45 günde haftada bir, ilk üç ayda 15
günde bir. Üç aydan sonra 1 yıla kadar ayda bir yapılır.
İlk yıl dolunca kontroller iki ayda bire çıkar. Acil
durumda her an başvurulacaktır.
İdrar Kontrolü
Hastaneden size idrar toplamanız bildirilirse 12 veya 24
saatlik idrarın miktarını toplayıp ölçtükten sonra
kaydediniz ve bundan 100 cc. lik bir örneği temiz bir
kaba alıp geri kalanı dökünüz. Bundan kreatin klirens
denen böbreğin temizleme fonksiyonu ölçülecektir. Bunun
yanı sıra günlük idrar miktarınızı her çıktıkça yazıp
toplam idrar miktarını bulunuz.
Ağızdan alınan sıvı kontrolü
24 saat içinde ağızdan alınan sıvı miktarını kaydediniz.
Bunu çıkardığınız idrarla karşılaştırınız. Normalde
alınan ve çıkarılan sıvı arasında 1 - 1,5 Lt.lik bir
fark olur.
Kliniğe Gelmeden Önce Yapılacak İşler
Diyabetik hasta iseniz aksi istenmediği sürece kliniğe
gelmeden insülininizi yapınız ve kahvaltınızı ediniz.
Îlaçlarınızı kontrol ediniz. Bir sonraki kontrole kadar
size gerekli ilaçları liste yaparak doktorunuza
yazdırınız. Doktorunuza danışmadan rastgele bir ilacı
eczaneden alıp kullanmayınız. Göz, diş, eklem ağrıları,
nezle, öksürük, uçuk, deri döküntüleri, ameliyat
bölgenizde şişlik, ağız kuruması, fazla su içme, idrar
yanması gibi problemlerinizi mutlaka doktorunuza
an!atınız.
İlaçlar
Böbrek transplantasyonu olduktan sonra pek çok ilaç
kullanmanız gerekecektir. Bunların bir kısmı Bağışıklık
sistemini baskılayan yani organ reddini engelleyen
ilaçlar olup yaşam boyu kullanılması gereklidir. Bu
ilaçları kesinlikle kendiliğinizden KESMEYINIZ, HERHANGI
BIR İLAÇLA DEĞIŞTIRMEYINIZ. ILAÇ DOZLARI DOKTORUNUZCA
AYARLANACAKTIR. BU DOZLARI ILAÇ KARTINIZA YAZIN VE BU
KARTI ÜZERINİZDE TAŞIYIN.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Böbrek
Nakli Yapılan Hastalara Öneri ve Uyarılar
--------------------------------------------------------------------------------
Hastaların Evlerinde Yapması Gereken Görevleri
Hastanede bulunduğunuz süre içinde ateşinizi,
tansiyonunuzu, nabzınızı nasıl kontrol edeceğinizi
öğreniniz. Bu amaçla bir tansiyon aleti. bir termometre
edininiz. Nabzınız, kalbinizin dakikada vuruş sayısıdır.
Kilonuzun izlemi de çok önemlidir. Bunun için de bir
baskül alma ve her gün aynı tip kıyafetle ve aynı saatte
(tercihen sabahleyin) tartılınız. Bu sonuçları bir yere
kaydediniz. Gerektiğinde doktorunuza bildiriniz. Büyüme
çağında (18 yaş altı) her ay boyunuzu ölçünüz. Bu büyüme
çağındaki çocukların prednisolone (Deltacortril) dozunu
ayarlamak için gereklidir.
Kalabalık ailelerde böbrek transplantlı hasta tercihen
ayrı odada yatmalıdır, kalabalık içinde maske
kullanmalıdır. Ev içindeki kişilerde bir enfeksiyon
hastalığı varsa (Boğmaca, kızamık, su çiçeği, kabakulak,
tifo, viral veya bakteriel üst solunum yolu enfeksiyonu
gibi) böbrek transplantlı hasta izole edilmelidir.
İlk üc ayda yapılacak isler
Böbrek transplantasyonunda ilk üç ay kritik süredir.
Bundan sonra rejeksiyon olasılığı azalmaya başlar. İlk
yıldan sonra daha azalır, iki yıldan sonra ve
transplante organ takıldığı vücuda daha adepte olur,
komplikasyonların şansı da azalır.
Vücut ısısı kontrolü
Vücut ısısı termometre ile günde iki kez ölçülür.
Ateşiniz 37 derecenin üzerine çıkarsa transplantasyon
kliniğine haber veriniz. Ateş giderek yükseliyor ve
halsizlik duyuyorsanız hemen kliniğinize baş vurunuz.
Eğer yola çıkma olanağı yok ise veya çok rahatsız iseniz
en yakın transplantasyon veya nefroloji kliniğine
uğrayın, bizimle onlar temasa geçsin.
Nabız kontrolü
Nabzın nasıl sayıldığını hastanede yatarken öğreniniz.
Bazı ilaçlar nabız sayısını değiştirir. Örneğin:
Digoksin, B blokerler (dideral, visken, tensinor vb.) Ca
antagonistleri (Nidilat, kardilat vb.), Hydralazin (Apresolin)
Alfa metil dopa (Aldomet) gibi bazı ilaçlar tansiyon
düşürücüler Nabzınızın bu ilaçları almadan sayınız.
Kan basıncı kontrolü
Kan basıncını (Tansiyon) günde en az iki kez ölçünüz.
Sistolik (Büyük) ve Oiyastolik (Küçük) basınçları bir
yere kaydediniz. Tansiyonunuzun aşın yükselmesini
rejeksiyona ait bir belirti olduğunu daima hatırlayınız.
Ağırlık kontrolü
Kilonuzu her sabah kahvaltı öncesi giyinmeden ve
tuvalete gittikten sonra ölçünüz ve bu ağırlığı
kaydediniz. Kısa süre içinde aşırı kilo almanın vücutta
sıvı birikimini gösterdiğini ve bunun da böbrekte
fonksiyon bozukluğu anlamına geldiğini daima
hatırlayınız.
Rutin Kontroller
Rutin kontroller hastanede yapılır. Bunlar içinde idrar
tetkiki. lökosit sayımı, kanda BUN, Kreatinin, açlık kan
şekeri, elektrolitler, Sandimmun düzeyine bakılması yer
almaktadır. Bu kontroller hastaneden çıkınca ilk hafta
gün aşırı, ilk 45 günde haftada bir, ilk üç ayda 15
günde bir. Üç aydan sonra 1 yıla kadar ayda bir yapılır.
İlk yıl dolunca kontroller iki ayda bire çıkar. Acil
durumda her an başvurulacaktır.
İdrar Kontrolü
Hastaneden size idrar toplamanız bildirilirse 12 veya 24
saatlik idrarın miktarını toplayıp ölçtükten sonra
kaydediniz ve bundan 100 cc. lik bir örneği temiz bir
kaba alıp geri kalanı dökünüz. Bundan kreatin klirens
denen böbreğin temizleme fonksiyonu ölçülecektir. Bunun
yanı sıra günlük idrar miktarınızı her çıktıkça yazıp
toplam idrar miktarını bulunuz.
Ağızdan alınan sıvı kontrolü
24 saat içinde ağızdan alınan sıvı miktarını kaydediniz.
Bunu çıkardığınız idrarla karşılaştırınız. Normalde
alınan ve çıkarılan sıvı arasında 1 - 1,5 Lt.lik bir
fark olur.
Kliniğe Gelmeden Önce Yapılacak İşler
Diyabetik hasta iseniz aksi istenmediği sürece kliniğe
gelmeden insülininizi yapınız ve kahvaltınızı ediniz.
Îlaçlarınızı kontrol ediniz. Bir sonraki kontrole kadar
size gerekli ilaçları liste yaparak doktorunuza
yazdırınız. Doktorunuza danışmadan rastgele bir ilacı
eczaneden alıp kullanmayınız. Göz, diş, eklem ağrıları,
nezle, öksürük, uçuk, deri döküntüleri, ameliyat
bölgenizde şişlik, ağız kuruması, fazla su içme, idrar
yanması gibi problemlerinizi mutlaka doktorunuza
an!atınız.
İlaçlar
Böbrek transplantasyonu olduktan sonra pek çok ilaç
kullanmanız gerekecektir. Bunların bir kısmı Bağışıklık
sistemini baskılayan yani organ reddini engelleyen
ilaçlar olup yaşam boyu kullanılması gereklidir. Bu
ilaçları kesinlikle kendiliğinizden KESMEYINIZ, HERHANGI
BIR İLAÇLA DEĞIŞTIRMEYINIZ. ILAÇ DOZLARI DOKTORUNUZCA
AYARLANACAKTIR. BU DOZLARI ILAÇ KARTINIZA YAZIN VE BU
KARTI ÜZERINİZDE TAŞIYIN.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Ayaktan
Devamlı Periton Diyalizi
--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Dr. Murat Çolakoğlu
Nefroloji Uzmanı
Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi her gün 24 saat boyunca
kendi kendinize uygulayabileceğiniz bir dializ
yöntemidir. Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi tedavisi
uyumlu ve kültürlü hastalar için basittir. Ayaktan
Devamlı Periton Diyalizi ekibi işlemi en güvenilir bir
şekilde öğrenmenize yardımcı olur. Doğru yöntem bir kez
öğrenildikten sonra, torba değişimleri günlük yaşantı
içinde sıradan bir iş haline gelir. Hastayı Hemodializ
makinesine bağımlılıktan kurtarır. Özellikle
İngiltere'de Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi yaygın
uygulanmaktadır, dializ gereken hastaların yarısı
Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi ile tedavi
edilmektedir.
SEKİL 2: Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi amacı ile
karın içerisine Tenchff kateteri yerleştirilmesi
Periton dializinde (PD) periton (karın zarı) yarı
geçirgen bir zar görevi görür. Karın içinde plazma
elektrolit konsontrasyonuna uygun (K ve fosfor dışında)
dializ sıvısı verilir. Böbrekle atılamayıp kanda biriken
zararlı artık maddeler periton dializ sıvısına geçer. Bu
işlem sürekli tekrarlanarak kanda biriken artık maddeler
periton dializ sıvısı yoluyla vücuttan atılır. Ayaktan
Devamlı Periton Diyalizi için özel Tenckhoff kateterleri
peritona yerleştirilir. Bu kateter yoluyla günde 4 defa
plastik torbalardaki 2 Lt' lik özel dializatlar karına
verilir. Dializ solüsyonunu değiştirme sırasında karın
boşluğundaki dializ solüsyonu dışarı boşaltılır, yerine
yeni bir torba dializ solüsyonu doldurulur. Ayaktan
Devamlı Periton Diyalizi solüsyonlarının glukoz içeriği
% 1.5, 2.3, 4.25 yada % 1.36, 2.27, 3.86 olmak üzere
değişir.
Glukoz yüzdesi daha çok olan dializatla daha fazla sıvı
çekimi sağlanır. Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi ile
vücut sıvı hacmi kontrolü daha kolaydır. Atık maddelerin
kan seviyesinde Hemodiyalizdeki gibi dalgalanma olmaz.
Şeker hastalarında periton içine insulin verilmesi ile
kan şekeri daha kolay ve düzenli kontrol edilebilir.
Ayrıca şeker hastalarında daha sık damar yolu
problemleri (fistülşant) görülmektedir. Ayaktan Devamlı
Periton Diyalizi tedavisinde damar yoluna gerek yoktur.
Kalp damar hastalığı nedeniyle Hemodiyaliz’ e
tahammülsüzlük gösteren hastalar için Ayaktan Devamlı
Periton Diyalizi tercih edilen bir tedavi şeklidir.
Ayrıca seyahat gerektiren mesleklerde çalışanlar makine
bağımlılığından kurtardığından Ayaktan Devamlı Periton
Diyalizi uygulanabilir.
En önemli sakıncası Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi
uygulayan hastalarda sık peritonit (peritonkarın
zarı-iltihabı) olmasıdır. Son yıllarda Ayaktan Devamlı
Periton Diyalizi bağlantı sistemlerinde yapılan
değişikliklerle peritonit oranı hasta başına yılda bire
indirilebilmiştir. Peritonitin mümkün olduğunca
azaltılması için dializ torba değişimlerinin kurallara
uygun yapılması gereklidir. Peritonit periton sıvısının
bulanıklaşması, karın ağrısı, karında hassasiyet,
bulantı, kusma, ateş, titreme ve kanda lökosit artışına
neden olabilir. Ayrıca uzun süreli Ayaktan Devamlı
Periton Diyalizi tedavisinde dializatla sıvı ve atık
maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında yetersizlik
oluşabilir.
Bir çok hasta Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi ile 5-10
yıl başarıyla tedavi edilebilir. Ayaktan Devamlı Periton
Diyalizi hastalarının dializatla protein kaybetmeleri
nedeniyle daha fazla protein almalarına izin verilir.
Hemodiyaliz hastalarının 0,8-1 gr/kg/ gün protein
almaları gerekirken Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi
hastaları 1-1,2 gr/kg/gün protein alabilir. Ayrıca
Ayaktan Devamlı Periton Diyalizi hastaları gıda ile daha
fazla su ve tuz alabilir.
Akut böbrek yetmezliği veya kronik böbrek yetmezliğinin
akut ataklarında 48-72 saat süreyle periton dializi
uygulanabilir. Bu durumda her saat yeni dializ solüsyonu
karına verilir ve alınır.
|